Oğuz Çetinoğlu’nun Yeni Eseri Kaşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk

Oğuz Çetinoğlu’nun Yeni Eseri Kaşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk

Prof. Dr. SULTAN MAHMUD KAŞGARLI

Yazarımız Sayın Oğuz Çetinoğlu, Türk Dünyasının mütefekkiri, büyük dil âlimi hakkında Kaşgarlı Mahmud ve Dîvân-u Lugati’t-Türk namlı kitabını okurlarına sunmak suretiyle Türk kültürü için önemli bir hizmette bulunmuştur. Bu yüzden araştırmacı yazarımız Oğuz Çetinoğlu’nu okuyan, düşünen ve fikir üreten icatkâr bir şahsiyet olarak can-ı gönülden kutluyorum.

Oğuz Çetinoğlu birçok değerli eserleriyle fikir hayatımıza mühim katkıları olan bir yazardır. O’nun şimdiye kadar yayınlanmış 18 kitabı olup, ‘Kaşgarlı Mahmud ve Dîvân-u Lugati’t-Türk isimli bu kitabı 19. kitabıdır.

Dîvânu Lugati’t-Türk’ün yazarı Kaşgarlı Mahmud, Türk Dili, Türk Kültürü, Türk Kimliği hakkında yazmış, dilimizin ses, biçim, kelime ve dilbilgisi kaidesi ve özelliği hakkında eşsiz bilgi sunmuştur.

İslâmî ilimlerde güçlü bir dil olan Arapça ile edebî eserlerde kuvvetli bir dil olan Farsçaya karşı Türkçeyi savunmuş ve Türkçe’nin onların gerisinde kalacak bir dil olmadığını ispat etmiştir.

Kaşgarlı Mahmud’un sekiz bölümden meydana gelen kitabı Türk Dili ve Lehçeleri, onların sınıflandırılması, Türkçenin ses ve biçim özellikleri, yazı kültürü, Türkçe’nin grafik sistemi, Türk Folkloru, Türk Boyları, Türk coğrafyası hakkında bilgileri ihtiva eden ve zengin edebî metinlerle süslenmiş bir eserdir.

Filoloji âlimi, mukayeseli dilbilgisinin ilk ustadı, etnoloji uzmanı, şuurlu bir Türk Milliyetçisi Kaşgarlı Mahmud’un 11. Yüzyılda yazdığı ‘Dîvânu Lugati’t-Türk’ adlı eseri târihî delil ve ispatlarla Türkleri hakîki mânâda birleştirici ansiklopedik târihî bir abide eserdir. Türk Dünyasının ortak kültür hazinesidir.

Yazar Oğuz Çetinoğlu’nun belirttiği gibi bu eser Türklük bilgisinin mükemmel bir külliyatıdır.

***

Arapça yazılmış, Dîvânu Lugati’t-Türk eserinin günümüz Türk Lehçelerine tercüme edilerek yayınlanmasına ister Batı Türkistan’ı işgal altında tutan Çarlık Rusyası, ister Komünist Sovyetler Birliği, ister Doğu Türkistan’ı işgal atında tutan Milliyetçi Çin hâkimiyeti ister Komünist Çin hâkimiyeti, asla izin vermemiş ve engellemişlerdir.  Bu yolda çaba gösteren bir çok münevver Türkistanlı ve Azerbaycanlı âlimler cezâlandırılmışlardır ve hattâ öldürülmüşlerdir. Çünkü onlar kendi idâresi altındaki Türk Boylarının içinde Türklük Bilincinin târihî gerçeklere uygun şekilde şekillenmesini, Türk Boyları arasındaki kültür bağlarının pekişmesini istemiyorlardı. Onlar Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Tatar, Türkmen, Başkurt, Gagavuz, Azerbaycan Türklerini ayrı ayrı millet olarak göstererek, onların kökleri aynı Türk Milleti Âilesine bağlı millet olduğunu itiraf etmekten korkuyor ve çekiniyorlardı. Onlar yalnızca Türkiye’deki Oğuz Türklerinin Türk, Türk Dünyasındaki diğer Türk boylarının ayrı ayrı başka milletler olduğu şeklindeki görüşlerini ileri sürmeyi devam ettirmekte idi.

Dîvânu Lugati’t Türk, Türk Boylarının lehçelerine tercüme edilirse Türk Milleti hakkındaki târihî gerçeklerin ortaya çıkmasından Rusya ve Çin büyük endişe duyuyordu. Bu sebeple eserin Türk Lehçelerinde yayınlanması engelleniyordu.

Diğer taraftan, Ali Emiri Efendi’nin ‘Bu kitap değil. Türkistan ülkesidir. Bütün Cihandır’ dediği Dîvânu Lugati’t-Türk’ün değişik Türk lehçelerinde yayınlanması bilim adamlarını ve aydınları heyecanlandırmaktaydı. Türk Dünyasının her köşesinden bu büyük kitaba çok büyük ilgi vardı. Dîvânu Lugati’t-Türk varlığının bilinmesinin Türk milletinin moral dünyasına yapacağı katkı, onlara kazandıracağı kendine güven duygusu, maalesef bazı yönetimlerin sun’i paradigmalarını tek başına parçalayabilecek güçte idi. Meselâ kendi dilinin Dîvânu Lugati’t-Türk gibi bir varlığa sâhip olduğunu bilen Kafkasyalı, Orta Asyalı ve Sibiryalı bir gence yüksek(?!) Rus dilini kayıtsız şartsız kabul ettirebilmek eskisi kadar kolay olmayacaktı.

Kaşgarlı Mahmud’un Karahanlı sarayında komplo ve dehşetle başlayan serüveni, adeta eseri üzerinden bir kadermişçesine devam edecektir. Dîvânu Lugati’t-Türk’ün Türk Dünyasında ilk tercüme girişimi, Azerbaycan’da olmuştur. Sovyet Bilimler Akademisi’nin Azerbaycan şubesi, bu iş için Halid Said Hocayev’i görevlendirir. Hocayev, 1935-37 yıllarında bu görevi tamamlar. Fakat başarısının mükâfatı, ölüm olur. Hocayev, ilk Divan şehitlerinden olur. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz.

İlk şehitlerinden olur, diyoruz, çünkü 1937 yılı bu kez Uygurlardan şehitler alır. Meşhur Uygur şairi Kutluk Şevki ve eğitimci şair Muhammed Ali Tevfik Dîvânu Lugati’t-Türk’ü Uygurcaya tercüme ettikleri için şehit edilirler ve bütün çalışmaları yakılır. Kutluk Şevki, hac yolculuğu sırasında uğradığı İstanbul’dan Kilisli Rıfat Bilge baskısını alarak ülkesine götürmüştür. Bilim dünyasına hizmet için giriştikleri iş, kendi sonlarını hazırlar.

Ancak Kutluk Şevki ve Muhammed Ali’nin şehit edilişleri, Dîvânu Lugati’t-Türk şehitleri kervanının sadece başlangıcıdır.

Uygurlar, 1944 yılında Doğu Türkistan Devleti’ni kurduklarında, ilk iş olarak Dîvânu Lugati’t-Türk’ün tercümesi işine girişirler. Bu iş için meşhur Alim İsmail Damollam görevlendirilir. Birinci cildin tercümesi tamamlanmıştır ki, Rusya ve Çin anlaşarak Doğu Türkistan Devleti ortadan kaldırılır ve İsmail Damollam şehit edilir. Divan tercümeleri yakılır.

Şehitler kervanı burada da bitmez: Doğu Türkistan’ın Kızıl Çin tarafından işgal edilmesinden sonra Uygur bölgesinde Sinjang Uygur Özerk Yönetimi kurulur.  Kaşgar bölgesinin Valisi Seyfullah Seydullah, maddî kaynak da ayırarak tanınmış şair ve târihçi Ahmet Ziyai’yi ve onun abisi Muhammed Feyzi Ziyai’yi Dîvânu Lugati’t-Türk’ün tercümesi için resmen görevlendirir.

1952-1954 yılları arasında Dîvân’ın tercümesi tamamlanır ve Pekin’e basılması için gönderilir. Baskının giderleri de Kaşgar valiliği bütçesinden ayrılmıştır. Ancak Pekin ‘karşı devrimcilik ve milliyetçilik’ suçlamaları ile Ahmet Ziyai’yi 20 yıl ağır hapse mahkûm eder ve Ahmet Ziyai cezâevinde işkenceler görür. Divanın bütün tercümeleri de yakılır.

Uygurlar yılmazlar, diğer bir tercüme girişimi de 1960-1963 yıllarında, Çin ilimler Akademisi Uygur Bölgesi Müdür Yardımcısı Uygur Sayrani tarafından hayata geçirilir. Fakat bu tercümenin metinleri de yakılır.

Uygurların Divan’a merakı bütün bu olanlara rağmen azalmamakta aksine artmaktadır. Çin’de Mao Zedung’un ölümünden sonra siyasetteki biraz yumuşamadan sonra halkın ve aydınların yoğun isteği ile Dîvânu Lugati’t-Türk İbrahim Muti’nin yönetiminde Abdusselâm Abbas, Abdurrahim Ötkür, Abdurrahim Habibullah, Abdulreşit Kerim Sâit, Abdulhamit Yusufi, Halim Sâlih, Haci Nur Hacı, Osman Muhammed Niyaz, Emin Tursun, Sabit Ruzi, Muhammet Emin ve Mirsultan Osmanov’dan oluşan 12 kişilik komisyon tarafından tercüme edilir. Bu tercüme ile Divan, ardında şehitler bırakarak 1981-1984 yıllarında Urumçi’de ‘Türkî Tillar Divanı’ adı altında 3 cilt halinde ve 10 bin tirajla basılır.

Özbekistan’da Dîvân’a verilen Önem

Özbekistan Maveraünnehir kültür birikiminin devam ettiği ülkedir. Bu büyük kültür birikimiyle Özbek aydınları Dîvânu Lugati’t-Türk’ün önemini ve aynı zamanda Sovyet kültür paradigmasını tek başına parçalayabilecek bu eseri yayınlamaya kalkanlara karşı yönetimin neler yapabileceğini gayet iyi değerlendiriyorlardı. İşte bu ortamda Özbek dehası kendini gösterir:

Özbekistan İlimler Akademisi’nin tüm dil ve edebiyat bilim adamlarının ortak kararı ile Dîvânu Lugati’t-Türk’ün tercüme kararı alınır. Puşkin Dil ve Edebiyat Enstitüsü ve Ebu Reyhan Biruni şarkşinaslık Enstitülerinin akademik kurulları ortak bir toplantıyla bu kararı alırlar. Böylelikle tercüme işleri için gelecek tepkileri bütün bilim adamları ortaklaşa göğüsleyeceklerini ve bu iş için kararlılık derecelerini göstermiş oluyorlardı.

Kurul Sâlih Mütellibov’u bu iş için görevlendirir ve Dîvânu Lugati’t-Türk’ün ilk cildi ‘Türk’i Sözler Divanı’ adıyla 1960 yılında yayınlanır.  Diğer ciltler 1963 ve 1967 yıllarında yayınlanır. Son cildi Mütelibov, Gani Abdurrahmanov’la birlikte hazırlar.

Özbek ilim Dünya’sının Divana gösterdiği saygı bununla bitmez. Dîvânu Lugati’t-Türk’ü Özbekçeye kazandıran Sâlih Mütelibov, yine Puşkin ve Biruni Enstitülerinin akademik kurullarının ortak kararı ile filoloji bilimleri doktora unvanı ile taltif edilir. Bu durumda modern bilim târihinde ender rastlanan bir haldir. Özbek ilim dünyasının aldığı bu karar, onların divana ne kadar önem verdiklerinin bir başka göstergesi olmuştur.

Kazakistan’da Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in Önsözü

1997-1998 yıllarında Asker Egeubay tarafından 3 cilt halinde yayınlanan esere Kazakistan’ın bilge Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev’in uzun bir önsöz yazarak burada, Dîvânu Lugati’t-Türk gibi eserlerin millî kültür ve millî şuurun gelişmesinde oynadıkları müstesna rolü vurgulanmıştır.  Eser Kaşgarlı Mahmud’un ‘Türk Sözlüğü Divanı’ adı altında yayınlanmıştır.

(Nursultan Nazarbayev’in kaleme aldığı takdim yazısının aslı ve Türkçe’ye tercümesi Oğuz çetinoğlu’nun eserinde vardır.)

Azerbaycan da Bağımsızlığı Bekledi

İlk Dîvânu Lugati’t-Türk şehidini veren Azerbaycan’da eserin yayınlanabilmesi için bağımsızlık yıllarını beklemek gerekti. 2006 yılında büyük araştırmacı Ramiz Asker tarafından yayına hazırlanan Dîvânu Lugati’t-Türk, Türkiye Cumhurbaşkanlarından Süleyman Demirel’in ön sözü ile yayınlandı.

Azerbaycan kültür ve edebiyat adamlarınca sevinçle karşılanan Asker’in tercümesi için Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı Anar, ‘Medeniyetimizin Büyük Bayramı’ başlıklı yazısıyla selâmladı. Divan’ın Azerbaycan’da yayınlanması Türkiye’de de yankı buldu ve Avrasya Yazarlar Birliği Ramiz Askere’e Türk kültürüne yaptığı büyük hizmetten dolayı şükran plaketi verdi.

İngilizce Baskılar

Dîvânu Lugati’t-Türk’ün ilk İngilizce tercümesi Gerard Klauson tarafından 1972 yılında yayınlandı ikinci tercüme ise Robert Dankoff’un tercümesi ile 1982-1985 yılında Chicago’da yayınlandı. Bu baskının redaksiyonunu Prof. Dr. Şinasi Tekin ve Prof. Dr. Gönül Alpay tarafından yapıldı.

Çince Tercümesi

Dîvânu Lugati’t-Türk’ün yayınlanması için şehitler veren Uygurlar 2002 yılında Alimcan Said’in redaktörlüğü ile Xe luy, Hin 1. Syao Cum ve LyuCzintszya’nın tercümesi ile Pekin’de Çince yayınlamayı başardılar.

Farsça Tercümesi

Dîvânu Lugati’t-Türk’ün Farsça tercümesi ise 2004 yılında Hüseyin Düzgün tarafından yayınlanmıştır. Farsça tercüme Düzgün’ün yaptığı ilmî tahlillerle zenginleşmiş en iyi baskılarından biri olmuştur.

İstanbul’da Yeni Baskısı

Seçkin Erdi ve Serap Tuğba Yurtsever’in hazırladıkları yeni baskı Kabalcı yayınları tarafından 2005 yılında yayınlanmıştır. Bu çalışma Dîvânu Lugati’t-Türk’ün yeni Türkçe ile okuyucuya ulaşması bakımından önemli olduğu gibi özel bir yayınevi tarafından yayınlanmasıyla da ayrıca dikkate değerdir.1

Kaşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugati’t-Türk adlı eserinin bulunduğu günden beri Türkoloji sahasında Kaşgarlı Mahmud’un Türk milletinin hangi boyuna mensup olduğu ve nerede, ne zaman doğduğu, ne zaman, nerede vefat ettiği konusunda çeşitli görüşler ileri sürülegelmiştir.

Büyük Türk Bilgini Kaşgarlı Mahmud’un ne zaman, nerede doğduğu konusunda elimizde kesin bilgi bulunmamaktadır. Bu konuda birçok eserde sayısız ayrı târih ortaya atılmıştır.

Son zamanlarda Prof. Dr. Sultan Mahmut Kaşgarlı’nın ve Uygur diğer bilim adamlarının yaptıkları araştırmalar, 1008 yılında Kaşgar şehri yakınlarındaki Opal’da doğduğunu, 1105 yılında 97 yaşında Opal’da öldüğünü yazmaktadır.

Uygurlar, Kaşgarlı Mahmud’un Opal’da bulunan mezarı üzerine büyük bir türbe yaptırmışlardır.2

Kaşgarlı Mahmud’un doğum târihi gibi vefat ettiği târih de bilinmemektedir. Kaşgarlı Mahmud’un hayatı hakkındaki bu bilinmezlikler ve çok müstesna bir eserin müellifi olması sebebiyle Doğu Türkistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Kazakistan Türkleri arasında paylaşılamamaktadır. Kaşgarlı Mahmud’un doğup yaşadığı Karahanlılar Devleti’nin halkı çeşitli Türk boylarından hangisine mensup olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Eserinde kullandığı Türkçe’nin Barsgan ve Issık Göl çevresinde yaşayan Tuhsi (Türkeş) ve Yağma Türklerine âit olduğu, soy mensubiyetinin de bu bölgede aranması gerektiği belirtilmektedir.3

Dünyada, Türk Dünyası ve Doğu Türkistan’da 20. Yüzyılın ikinci yarısı ve 21. Yüzyılın başlarında Türkoloji sahasındaki bilim insanlarının araştırmaları ve Dîvânu Lugati’t-Türk’ün Muhtelif Türk Lehçelerine tercümesi yapılması neticesinde yukarıda ortaya atılan soruların net cevabı ortaya çıkmak suretiyle bir ortak karara bağlanmıştır.

Doğu Türkistan’da 1980 yıllarının başlarında bilim adamları tarafından sahaya inerek yürütülen çok çeşitli araştırmalarda elde edilen belge ve vesikalar sâyesinde yukarıdaki hususlar ilmî bakımdan delil ve ispatlarla açıklığa kavuşmuştur. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti Kültür Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın Eğitim ve Kültür komisyonu (UNESCO)* 2008 yılını Kaşgarlı Mahmud’un doğumunun 1000. Yılı olarak bütün dünyada kutlanması hususunda müracaatta bulunmuştur. UNESCO yapılan inceleme neticesinde bu müracaatı kabul etmiş, 2008 yılını ‘Kaşgarlı Mahmud Yılı’ ilan etmiştir. Bütün dünyada, Türk Dünyası memleketleri, Çin Halk Cumhuriyeti başkenti Pekin ve Uygur Otonom Bölgesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin çeşitli şehirlerindeki üniversitelerinde görkemli kutlama toplantıları, millî ve milletlerarası kongre ve sempozyumlar tertiplenmiştir.

Karahanlılar devri ve ondan sonraki devirlerdeki Uygur Dili, Uygur, Türkeş, Yağma, Karluk, kabileleri arasında şekillenen ortak edebî dildir. Prof. Dr. Mahmut Kaşgarlı bu dili ‘Hakaniye Dili’ veya ‘Türk Dili’ diye isimlendirdi. O yine ‘Uygurların dili temiz Türkçe’ demiştir. Bundan açık olarak görülüyor ki ‘Hakaniye Türk Dili’ ile ‘Uygur dili’ bir dildir. Onların arasında hiçbir fark yoktur.4

Târihî kaynaklara göre Barsgan Karahanlıların büyük şehirlerinden biri, o Issık Göl’ün güneydoğu kenarında yer almış olup Yedi Su bölgesinin ekonomik merkezi idi. Bu şehirde ünlü Ordu Komutanları kendini göstermiştir. Kaşgarlı Mahmud’un babası onlardan biri idi. Mahmud’un babası Hüseyin Karahanlı şehzâdelerindendır. Barsgan’a vazifeli olarak gitmiş, vazifesini yaptıktan sonra  Barsgan’dan Kaşgar’a dönmüştür. Mahmud Kaşgar’da doğmuştur.

Büyük Alim Kaşgarlı Mahmud, Uygur boyundan doğmuş olmasına rağmen, o yalnızca Uygur Türklerinin büyük dil âlimi değil bütün Türk Dünyasının yâni Özbek Türkleri, Kazak Türkleri, Kırgız Türkleri, Türkmenistan Türkleri, Tatar Türkleri, Azerbaycan Türkleri, Türkiye Türkleri, Başkurt Türklerinin de büyük mütefekkiri ve dil âlimidir.

Onun yazdığı Dîvânu Lugati’t-Türk kitabı Türkçenin ilk ansiklopedi sözlüğü olmasının yanında Türklerin târihleri, coğrafî yayılımı ve yaşayışları hakkında verdiği bilgilerle de anıt niteliğindeki bir büyük eserdir.

Kaşgarlı Mahmud’un hangi Türk boyuna mensup olduğu meselesinde Türkistan Türkleri arasında yâni Uygur, Özbek, Türkmen, Kazak, Kırgız Türkleri arasında şimdilerde herhangi bir tartışma mevcut değildir. Kaşgarlı Mahmud’un yazdığı bu eser Türk Dünyasının ortak kültür değeri hâline gelmiştir.

Biz bu eser hakkında etraflı inceleme ve tanıtım kitabı yazan Sayın Araştırmacı Yazarımız Oğuz Çetinoğlu Bey’e sağlıklı uzun ömür ve yeni başarılar diliyoruz.

Oğuz Çetinoğlu’nun Yeni Eseri Kaşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk