Prof. Dr. Ersin Nazif GÜRDOĞAN

Akademisyen

engurdogan@gmail.com

Ekonomik Gelişmeye Kültürel Gelişmeyle Bilgelik Katmak

Türk ve İslam dünyasının Batı ülkelerinin pazarı olmaktan kurtulmaları, ekonomik ve kültürel alanda, yeniden yapılanmalarına bağlıdır. Asya ülkelerinin düşük katma değerli ürünlerden, yüksek katma değerli ürünler üreten, ülkelere dönüşmeleri gerekir. Üretici ülkelere dönüşmek, dünyadaki gelişmelerin izleyicisi olmakla değil, yönlendiricisi olmakla gerçekleşir. Yönlendirici ülkelerin gücü, izleyici ülkelerden daha büyüktür.
Ülkelerin dönüşüm hızı, dünyanın dönüşüm hızının gerisinde kalırsa, kaynaklarını değerlendirmede istenen üretkenliği yakalayamazlar. Sermaye eksikliği çeken ülkeler, kaynakları üretimden daha çok tüketime yöneltmek zorunda kalırlar. Üretime yatırım yapamayan ülkeler, sanayileşme sürecine uyum sağlamakta güçlük çekerler. Sanayileşmeyle bütün ülkelerde, üretim gücüne yeni açılımlar kazandırmıştır.
Sanayileşme sürecinin doruk noktasını, yatırım ürünlerinin ana girdilerini sağlayan temel sanayi dallarında yapılan yatırımlar oluşturur. Türkiye’de temel sanayi yatırımları, Avrupa ülkelerinin hızında gerçekleşmediği için, Türk toplumu Yirminci yüzyılın ilk yarısında, istenen hızda sanayileşememiştir. Büyük devletten küçük devlete dönüşen Türkiye’nin, tarım toplumundan sanayi toplumuna, geçiş süreci sancılı olmuştur.
Ülkelerin üretim yapısında köklü dönüşümler gerçekleştirmesi, hem iç hem de dış politikasında büyük sarsıntılara yol açar. Türk toplumu dönüşümün yol açtığı sorunların bedelini ödemeye devam etmektedir. Anadolu insanının üretim gücünü göstermede, girişimcilik ve girişim kültürü tarihinde Nuri Demirağ, yapımcılığını üstlendiği büyük projelerle vazgeçilmez bir yer tutar. O Karabük Demir Çelik İşletmelerinin kuruluşuna da katkıda bulunmuştur.
Demirağ İstanbul Yeşilköy’de bir uçak fabrikası ve pilot okulu kurarak, İstanbul Teknik Üniversitesi, Makina Fakültesinde Uçak Mühendisliği Bölümü’nün açılmasına da öncülük yapmıştır. Türkiye’de yönetimler, yüzyılı aşan bir süreçte, Avrupalılar gibi üretmeden, Avrupalılar gibi tüketerek, ülkenin kaynaklarını sorumsuzca harcamışlardır. Yönetimlerin başarısızlığının bedelini, bütün Türk toplumu, yıllarca düşürülemeyen enflasyonla ödemiştir.
Dünyada sanayileşme ekonomik, siyasal ve kültürel boyutlarıyla bütün ülkeleri etkilediğinden, bütün ülkeler arasında kıran kırana bir yarışa yol açmıştır. Yirmi birinci yüzyılda sanayi toplumu gerekli, ancak yeterli değildir. Artık sanayi toplumundan, bilgi toplumuna geçmeyen ülkeler, sanayi toplumu olma güçlerini koruyamazlar.
Türkiye’nin üretim gücünün Avrupa ülkelerinin ortalamasına ulaşabilmesi için, yönetilenlerle birlikte yönetenlerin, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçmeye, bilgelik kazandıracak altyapıyı oluşturmaları, büyük önem taşımaktadır. 
Dünyada bilgi ve bilgelik, pasaport taşımaz, her ülkeye eşit uzaklıktadır, isteyen her ülkeye kapılarını sonuna kadar açarlar.
Sanayi toplumları bilgiye, bilgi toplumları bilgeliğe dayanır.Yeni dünya,hem bilgi hem bilgelik diyenlerin dünyasıdır.