Prof. Dr. Hacı DURAN

Akademisyen

duranhaci@gmail.com

Kaşıkçı Cinayeti Resmi Bir İŞİD Eylemidir

Gelişim Üniversitesi öğretim üyesi, Prof. Dr. Hacı Duran, Cemal Kaşıkçı cinayeti üzerinden dolaşıma konan “algı yönetim yöntemleri” ni değerlendirdi.

Prof. Duran, Camal Kaşıkçı’ nın öldürülme biçimi, yeri, cinayet sonrası resmi politikaları, cesetle ilgili muhtemel algıları ve cinayetin selefi iktidar politikalarıyla gizlenmeye çalışılmasının, küresel aktörlerce bilinçli bir şekilde planlandığı görüşünde olduğunu söyledi.

Duran, Suudilerin Türkiye’de, kendi resmi mekanlarında, tanınmış bir gazeteciyi öldürmüş olması; bilinçli, teknik, planlı ve resmi bir eylemdir, dedi. Cinayeti işleyen ekibin, sadece kaşıkçıyı öldürmeyi planlamadığı görüşünde olduğunu belirtti. Kaşıkçı’yı resmi adamlar, resmi bir ortamda öldürdüler. Cinayetin gizli kalmasını zaten beklemiyorlardı. Amaç sadece Kaşıkçı’yı öldürmek olsaydı, bir kiralık katil ile bu kolaylıkla gerçekleştirilebilirdi. Dedi.

Prof. Duran, Türkiye’de Kaşıkçı cinayetini, Suudilerin köşeye sıkıştırılmasıyla sonuçlandığını sananlar yanılmaktadır. Suudilerin cinayetin görülmesini, duyurulmasını ve dolaşımda tutulmasını özellikle arzuladıklarını düşünüyorum, dedi. Dikkat edilirse, Suudilerin İstanbul’daki resmi cinayeti dolaylı yollarla, İŞİD’in cinayetleri gibi, görselleşmiş bulunmaktadır. Suudilerin ve Muhammed Bin Salman’ın bu eylemden dolayı zarar göreceklerini ve yara aldıklarını düşünenler, katillerin niyetini gizliyorlar. Onlar zaten biz bu şekilde öldürüyoruz, niyetiyle bu cinayeti, işlediler. Suudi korkusunu ve iktidarını güçlü göstermek için bu eylemi yaptılar, dedi.

Prof. Duran açıklamalarına şunları ekledi: “Hatırlanacağı gibi, Muhammed Bin Salman’ın veliaht olması da bir darbe şeklinde gerçekleşti. Darbe sonrasında muhalif Suudi prenslerinin tutuklanması, onların mal varlıklarına el konulması ve iktidar karşıtı dini ve liberal aydınların ve din adamlarının gece baskınlarıyla tutuklanması, bazılarının hapishanelerde öldürülmesi Suudi ülkesinde sıradan uygulamalar haline geldi. Bu uygulamalar Dünya basınında görülmedi. Ama Darbeci baba ve oğulun kadınlara sürücülük hakkı vermiş olması liberal ve laik aydınlanma diye manşetlere taşındı”.

“Anlaşılacağı gibi, Muhammet Bin Salman ve Babası, Suudi ülkesinde iktidarı ele geçirmekle bir devrim yaptıklarına inanıyorlar. Devrime karşı çıkanların bulundukları her yerde öldürülmesinin bir iktidar gücü olduğunu göstermeye çalışıyorlar. Suudi basınında konu hakkında yapılan dini ve politik yorumlara bakıldığında, devrim sonrasında iktidara karşı gelmeyi isyan olarak değerlendiriyorlar. İsyancıların mahkemeye çıkarılmadan da öldürülmesi gerektiğine inanıyorlar. Tıpkı Mısır’da Rabia meydanında göstericilerin kurşuna dizilmesini şeri ve hukuki bir kural olarak kabul eden Mısır Müftüsü Ali Cuma gibi, düşünüyorlar. İŞİD gibi örgüt inançlarına ve değerlerine karşı çıkanları, Allah’a karşı geldi, diye fotoğraflama biçiminde öldürüyorlar. Suudilerin bu cinayeti nerden bakılırsa bakılsın, gizli kalınması gereken bir cinayet olarak düşünülmemiş. Bilakis biz düzenimize karşı gelenleri, bize ihanet edenleri, sırlarımızı ifşa edenleri, her yerde öldürürüz, mesajı vermişlerdir” dedi.

“İŞİD bir örgüt olarak, işlediği cinayeti görselleştiriyordu. Suudiler ise resmi bir biçimde Türkiye medyasını kullanarak cinayetlerini görselleştiriyorlar. Güçlerinin nelere yetebileceğini anlatıyorlar. Suudiler Zemzem Tower’la nasıl ki Beytullah’ı ve ziyaretçilerini kirli saltanatın gölgesinde tutuyorlarsa, bu cinayetlerle aynı geleneği tekrarlıyorlar. Korku salıyorlar. Dehşeti ve şiddeti meşrulaştırma adımları atıyorlar.