Kalbin Doktoru Kemal Beyazıt Hoca

Ünlü yazar Çetin Altan, “ önemliler ve değerliler” kavramı üzerinde sıkça durur, değersiz önemlilerden ve önemsiz değerlilerden bahsederek ülkenin en önemli sorunlarından birine dokunurdu.

Ehliyet ve liyâkatin göz ardı edildiği ülkemizde ne yazık ki, silik ve basiretsiz kişiliklerin bir takım güçleri arkalarına alarak önemli kişilikler haline geldiği sık karşılaştığımız bir durumdur.

Hayatı kendisi için yaşayan, çıkar ve menfaatleri peşinde koşan, insanlığa katma değer sunmayan ama toplum tarafından önemli görülen şahsiyetler yere düşen kar taneleri gibi kısa sürede eriyip kaybolurlar. Onların varlıkları ve gösterişleri bu kar taneleri gibi kısa ömürlüdür. Arkalarında iz bırakmayan bu önemliler, mevki ve makamlarda oldukları müddetçe sahte ilgi görürler. İnsanlık için çalışan, katma değer üreten, bilgisiyle, görgüsüyle, çalışkanlığı ve fedakârlığı ile topluma faydalar sağlayan değerli şahsiyetler ise dünya üzerinden geçerken derin izler bırakır, her zaman saygı ve şükranla anılırlar. Onlar, yüce dağların başında erimeyen kar tepeleri gibi hep zirvede kalırlar.

Bu değerli isimlerden biri geçen hafta kaybettiğimiz ünlü kalp cerrahî Dr. Kemal Beyazıt’tı. Türkiye’de kalp damar cerrahisinin temellerini atan Hoca, 89 yaşında sessiz, sedasız bu dünyadan göçüp gitti.

Son gününde tabutunun altına girenler elbette ki, siyasî ikbal peşinde koşanlar değillerdi. Sanıldığı gibi görkemli bir cenaze töreniyle de uğurlanmadı. Yetiştirdiği öğrencileri, şifa verdiği hastaları ve vefalı dostları son gününde onu yalnız bırakmadılar.

Kalbin doktoru olan Kemal Hoca, Türkiye’de ilk kalp nakli ameliyatını yapan ve kalp damar cerrahisinin kurulmasına öncülük eden önemli bir hekimdi.

“İnsanların en hayırlısı, insanlara en faydalı olanıdır” mesajı içerisinde bir hayat süren Kemal Hoca, modern anjiyografiyi ve idealize Koroner By-pass ameliyatlarını ülkeye kazandırarak, hasta kalplere şifa vermiş, bu uğurda sayısız fedakârlıklar sergilemiş, birbirinden değerli öğrenciler yetiştirerek kalp damar cerrahisindeki yeniliklerin ülkenin dört bir tarafına yayılmasına ön ayak olmuştu.

Kemal Beyazıt ismini ilk kez Türkiye’de ilk kalp naklini yapan Türk hekimi olarak gazetelerden öğrenmiş onun ameliyat ettiği Maviş Karagöz isimli hastanın sağlığına kavuşması için milletçe dua etmiştik.

Daha sonraki yıllarda onun hakkındaki bilgileri doktor olan ağabeyim Cengiz Güzel’den dinlemiş, kendisine olan hayranlığım ve saygım kat kat artmıştı.

Kemal Hoca’nın yaptığı hizmetlere bakıldığında ehliyet ve liyâkat esasına göre makam ve mevki verilip, siyasî destek sağlandığında başarının nasıl yakalandığını görmekteyiz.

Kırk iki yıldan beri sağlık sektöründe çalışan bir eczacı olarak hastaların yaşadıkları sıkıntıları ve tıptaki gelişmeleri yakından bilmekte ve takip etmekteyim.

Genç yaştaki babasını kalp hastalığından kaybetmiş biri olarak o gün uygulanan tedavi yöntemlerini ve tıbbın imkânlarını günümüzle karşılaştırdığım zaman, aradan geçen yıllar içerisinde çok büyük gelişmelerin olduğunun farkındayım.

Kalp hastalarının anjiyografi olmak için Ankara’ya gidip en az altı ay sıra beklediklerini, Bypass ameliyatı olmanın hayal dahi edilmediği günleri dün gibi hatırlamaktayım.

Bu gün Erzurum’ da ve ülkenin dört bir yanında kalp damar cerrahisi konusunda modern tıbbın sunduğu tüm imkânlar hastalara sağlanıyorsa burada Kemal Beyazıt Hoca’nın emeği tartışılmazdır.

Kemal Hoca’nın talebeleri arasında olan Prof. Dr. Necip Alp ” Kemal Beyazıt olmasaydı kalp cerrahisi ve kardiyoloji konusundaki gelişmeler Erzurum’a en az otuz sene sonra gelirdi” diyerek onun Erzurum’a olan katkılarını özetlemektedir.

Yine onun öğrencilerinden biri olan Atatürk Üniversitesi’nin eski rektörü Prof. Dr. Hikmet Koçak  “Feragat ve fedakarlık yapılmadan başarıya ulaşılamayacağını”  söyleyen Kemal Beyazıt’ın bu düşünce doğrultusunda on yıl boyunca izin kullanmadığını ve çatısı delik bir evin en üst katında zor şartlarda hayat sürdüğünü anlatmaktadır.

Uzun yıllar Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Başhekimliği görevini yürüten Hoca, Koşuyolu Kalp Hastanesi’nin kuruluşunda yer almış, bu aşamada yaptığı pratik ve seri çalışmaları “ Biz Seferberlik milletiyiz, işimizi çok çabuk yaparız !” diyerek açıklamıştır.

İngiltere’de kalması yönünde kendisine yapılan teklifi “Memleketimin bana ihtiyacı var” diyerek geri çeviren Kemal Beyazıt Hoca “Biz gelmedik kavga için/ Bizim işimiz sevgi ile/ Dostun evi gönüllerdir/Gönüller yapmaya geldik” diyen Yunus Emre misali, sanki de bu dünyaya hasta kalplere şifa vermek için gelmişti.

İnsanlık onuruna yakışır bir hayat sürdü. Arkasından kendisini hayırla yâd edecek güzel hizmetlerde bulundu ve her fani gibi dünyadan ayrıldı.

“Kalbin Son İmparatoru” diye bilinen Hoca’nın Şakirin Camisi’nde kaldırılan cenazesine yoğun bir katılım olmasa da bu değerli insan, vicdan sahiplerinin kalplerinde ve hafızalarında sonsuza dek yaşayacak, sağlığına kavuşan her yürek çarptıkça o sesini sonsuza dek duyuracaktır.  Makamı cennet olsun…