İsmail KAHRAMAN

Belgeselci - Gazeteci

belgeselciismail@gmail.com

Haydi Gel Köyümüze Geri Dönelim

Kültürümüzü Yaşatalım Çevre ve Doğayı Koruyalım

Çocukluk yıllarımızı yaşamak ve geçmişe yolculuğa çıkmak için sonbaharda köylerimiz çok daha güzel, sakin ve sessiz olur.
Geçen haftalarda Tanrı Dağları eteklerindeki Kazakistan Köylerinde belgesel çekiyordum.
Şimdi de benim memleketim Giresun’daki köyümdeyim. Espiye Dikmen Köyü Gıran Mahallesi’nde 55 yıl önce koşup oynadığım, yaramazlık yaptığım, koyun baktığım, mısır tarlasında darı biçip, ot topladığım köy evimdeyim.
Taflan, üzüm, kiraz, töngel, hurma, ceviz, fındık, elma, armut, erik ağaçları yerinde duruyor. Küçük hurmalar yeni olurken, yaprakları sararmış töngel meyvesi ile kendime ziyafet çekiyorum.

Haydi Gel Köyümüze Dönelim,
Ata dede memleketi köylerimiz bizi çağırır,
Köyler dile gelir kendi lisanı hali ile konuşur,
Köylerin sesini duyar gibi olursunuz,
Geçmişi hatırlar, yeniden yaşar, hüzünlenir, duygulanırsınız,
Orada bir köy var uzakta,
O köy bizim köyümüzdür,
Gitmesekte, gelmesekte,
O köy bizim köyümüzdür

Evet köyler bizleri çağırıyor, vefa bekliyor
13 yaşına kadar çocukluk hayatımın geçtiği Giresun Espiye Soğukpınar Beldesi Tarihi Bayramoğlu nahiyesinden 
www.gebzegazetesi.com ve www.devrialem.tv olarak canlı yayın yaptık, belgesel program çektik. Fındık bahçelerinde koşup, göllerinde çimip, yüzdüğüm Soğukpınar ve Karaduva derelerinin nazlı nazlı aktığı sularını seyir edip, çocukluk yıllarımı bir kez daha hatırladım.
Gelin hep birlikte köylerimize gidelim,
Bahçelere bakalım,
Fidan dikelim,
Evlerin ocaklarını yakıp,
Bacalarını tüttürelim,
Ata, dede mezarlarında Fatiha okuyalım,
Çocukluk yıllarımızı bir kez daha yaşatalım.

Kızılkaya Maden Dağları kan ağlıyor

1960 Yılında rahmetli anamın deyimi ile kara kış ayında dünyaya geldiğim, üstü toprak damlı köm evimizin penceresinde sürekli görüp, doya doya seyir ederek hayaller kurduğum Kızılkaya Maden Dağları, maden çıkarma bahanesi ile açık küreme yapılarak yok ediliyor. Benim ilk aşkım, göz ağrım maden dağları kan ağlarken, bende üzülüp kahır oluyorum.
Dinamit patlamaları, kepçe ve buldozerlerin yıkıp yok ettiği güzellik karşısında herkesi ama herkesi vicdanlı olmaya çağırıyor, Allah vergisi bu güzelliği yok etmemelerini istiyor, onlara kızılderili ata sözünü hatırlatmak istiyorum.
Kızılkaya Maden Dağlarını yok edenleri tarih affetmeyecek.
Yaratılışından bu yana doğayı hor kullanmanın kötü sonuçlarıyla günümüzde yüzleşmek zorunda kalan insanlık ve Kızılkaya Maden Dağlarını yıkıp yok edenler, Kızılderili Şef Seatle’ın bir zamanlar söylediği, tarihe mal olan şu sözlerin anlamını bir kez daha düşünmeli.

Kızılderili Ata Sözü

‘‘Beyaz adam annesi olan toprağa ve kardeşi olan gökyüzüne, alıp satılacak, işlenecek, yağmalanacak bir şey gözüyle bakar. Onun bu ihtirasıdır ki toprakları çölleştirecek ve her şeyi yiyip bitirecektir. Beyaz adamın kurduğu kentlerde, bir çiçeğin taç yapraklarının açarken çıkardığı tatlı sesler, bir kelebeğin kanat çırpışları duyulamaz. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde; beyaz adam paranın yenilemeyen bir şey olduğunu anlayacak!’’
Evet gelin hep birlikte Kızılkaya maden dağlarında yaşanan çevre katliamına dur diyelim.