Halil İbrahim KAHRAMAN

Doktor

Kur’an’a Göre Nasıl Bir İnsan Olmalıyız?

Bu yazıyı yazmamın sebebi şu dikkat çekici bilgidir. Şöyle ki İslam dinine göre günlük hayatımızda uyulması gereken kriterleri(dürüstlük, çalışkanlık, doğruluk, temizlik, yalan söylememe, adil davranma v.s.) ölçü alarak yapılan bir araştırmada, müslüman ülkelerin hiçbiri ilk 25’ e girememiştir. Yapılan bu çalışmaya göre İrlanda, Finlandiya, İsveç gibi ülkeler ilk sıralarda yer alırken halkı Müslüman olan ülkeler arka sıralarda kalmıştır. Halbuki dini hassasiyetini ailesinden, ilk- ortaokul eğitim yıllarının yarı yıl tatillerinde mahalle camii imamından almış biri olarak çalışkanlık, temizlik, dürüstlük, yardım sever olmak gibi iyi-güzel davranışlar kazanmış biri olduğuma inanıyor ve çevremdeki bir çok insanda da benzeri durumun olduğunu biliyorum. Bu duruma göre bir eksikliğimizin olduğunu düşünmemiz gerekmektedir. Ayrıca son zamanlardaki haberlerde daha çok gördüğümüz göç konusu da bizim için dikkat çekicidir.  Afrika’ da ki bir kısım insanların İtalya üzerinden; Orta Doğu ve Asya ülkelerinden gelen insanların ise büyük tehlikeler içinde,  küçük çocuklu ailelerin bile dramatik bir şekilde ülkemiz üzerinden batı ülkelerine göç edip kendi ülkelerinden kaçmalarıdır. Bunların çoğunlukla İslam ülkelerinin insanları olması düşündürücü durumdur.

Peygamberimiz Hz. Muhammed ‘’ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim’’ demiş ve bizlere kutsal kitabımız KUR’AN’ı rehber bırakmıştır. Yukarıda yazdığım çarpıcı çelişkiler sebebiyle kutsal kitabımızın bizlerden nasıl bir insan olmamızı istediğini anlamak için, daha önceden birçok farklı Kur’an mealini okumuş olmama rağmen tekrar okuyup bir değerlendirme yapmak istedim. Bu maksatla Diyanet İşleri Başkanlığı yayınlarından Kur’an Yolu mealini, yeniden gitme imkanı bulduğum, dinimizin çıkış şehirleri olan Medine ve Mekke’de okuma imkanını buldum. Tam sayfa düzeni,  Türkçesinin anlaşılabilirliği, rahat okuma sağlayan harf büyüklüğü, ihtiyaç duyulan yerlerdeki açıklayıcı bilgileri ile dinimizin emir ve yasaklarını bizzat kolayca öğrenebileceğimiz tavsiyeye uygun bir mealdir diyebilirim. Bu kitabın daha çok insanımız tarafından okunmasının dinimize uygun davranışlar ile yaşayan insanlarımızın sayısını artıracağını düşünüyorum. Diyanet İşleri Başkanlığımız hac ve umreye gidecek insanlarımıza bu kitabı hediye ederek buna katkı verebilir.

Bu okumam ve daha önceki bilgilerim ışığında Kur’an bize  nasıl bir insan olmamızı istiyor sorusuna şöyle bir cevap  ile özetlemek isterim:

En önemli uyarı Allah’ın varlığına, tekliğine, her şeyin yaratıcısı olduğuna inanmak ve bu inancın doğrultusunda O’na şirk koşmamaktır. Şirk konusu çok önemsenmekte ve Allah inancının yerine geçecek her türlü aşırı bağlılıktan sakınmamız istenmektedir. Paraya, mala, mülke, makama veya her hangi bir şeye sevgi ve bağlılığımızdaki aşırılıkların şirke kadar gidebileceği uyarısı yapılmaktadır.

- Diğer husus ibadetlerimizdir.. İbadetlerin her biri imanımızı pekiştirmek ve imanın hikmetini(Allah’ın  varlığı ve birliği) unutturmamak için bizlere emredilmiştir. 5 vakit namaz, oruç, hac, zekat ibadetlerinin hepsinde de kulluk görevini unutmamamızı sağlamak amaçlanmıştır. Bedenimizle, zamanımızla, malımızla bu kulluğun gereğini yerine getirmemiz istenmektedir. Çok önemli ve unutulmaması gereken husus ise her ibadet görevi ile birlikte SALİH AMEL den bahsedilmesidir. Buradan da şunu anlıyoruz ki yaptığımız her ibadet bizi daha İYİ, daha çok faydalı, KENDİSİNDEN EMİN OLUNAN insan olmamız yönünde geliştirmelidir. İbadetlerimiz; bizleri eşimize, çoluk-çocuğumuza, yaşadığımız topluma önce faydalı, eğer olamıyorsak zararlı olmamamızı sağlamalıdır. Salih amel şeklinde bahsedilen bu yöndeki uyarılar Kur’an’ın birçok ayetinde bulunmaktadır. Sebe suresinin 10 ve 11 ayetinde Hz. Davut’ a hitaben verilen uyarıyı iyi anlamalıyız. Şöyle ki demir cevherine hükmetme becerisi verildiğinden bahisle ” geniş zırhlar imal et, örgüsünü ölçülü yap; siz de ey müminler dünya ve ahirete faydalı işler yapın; şüphesiz ben yaptıklarınızı görmekteyim’’ denilerek bu konuda biz insanlara bizzat sorumluluk verilmekte ve bu yönümüzle takip edildiğimiz hatırlatılmaktadır. Dolayısı ile inanan bir insan için yaptıkları ibadetleri yanında günlük hayatındaki her işi iyi ve güzel yapması ibadet gibidir şeklinde anlamalıyız. Eğer insanlar kendini, ibadetlerini ve salih amellerini bu çerçevede değerlendirilebilme özelliğini geliştirilebildiği oranda çok daha güven, huzur ve zenginliğin adaletli paylaşıldığı toplumda yaşayacaklardır. İşte o zaman  İslam ülkeleri  bu konulardaki yapılan çalışmalarda  ilk sıralarda olacak, insanlar islam coğrafyasındaki ülkelerden kaçmak yerine  bu bölgelere huzur  bulmak için gelmek isteyeceklerdir…

Konuyu Asr suresi ile kapatmak isterim. Üç ayet olan bu surede Allah bize şöyle buyurmaktadır: ’’Asıra(mutlak zamana) yemin ederim ki, insan gerçekten ziyandadır. Ancak iman edip dünya ve ahiret için yararlı işler yapanlar, birbirine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başka’’.

Dinimizin hikmetlerini doğru anlayıp uygun yaşayanlardan olmak dua ve dileklerimle.