Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Kendinden Çıkma, Bütünlük Görüşü ve Yüksek Bilinç

Bilincimizin seviyesi sevgi kapasitemizin artmasıyla birlikte artar. Bilincimiz yükseldikçe  bütün insanların hayatımızla ilgili olduğunu ve hayatımızı etkileyeceğini fark etmiş oluruz. Bu anlayışla, daha canlı ve mutlu  bir hayata  başlamanın ilk adımı  olarak  işe,  kendimizden çıkmakla başlamalıyız. İçimizde boşluk duygusu hissettiğimizde, bütün insanlar  için  iyi şeyler düşünmeli ve özellikle zor durumdaki insanlara  yardım etmeliyiz. O zaman boşluk duygusu kaybolur. Başkalarının hayatının düzenlenmesine yardım ettiğimizde,  kendi hayatımızı da düzenlemiş oluruz. Böylece hayatımız daha anlamlı hale gelir. Bu süreçte boşuna yaşamadığımızı hisseder, içimizi huzur ve mutlulukla doldurmuş oluruz. 

Sadece kendi sorunlarımıza aşırı derecede yoğunlaştığımız zaman, bizzat sorunların kaynağı biz olmuş oluruz. Kendimizden çıktığımız ve  insanlara gülümseme eşliğinde "merhaba" dediğimiz günün sonunda, bizi seven insan sayısının en az on kat  arttığını fark etmenin keyfini yaşarız.  

Fiziksel davranışlarımız ruhsal durumumuzu etkiliyor. Olumlu duyguları hissetmesek bile,  yüz hatlarımızı o duyguları hissettiğimiz  zamanki  duruma getirirsek, bedenimiz o duyguları hissetmiş gibi karşılık verir. Kalp atışlarımız ve kan basıncımız normal seviyesine doğru gelir. 

İnsan sadece kendi sorunlarının peşinden koşarak gelişemez. Böyle bir anlayış, bulanık ve dar bir görüştür. Bedenimizden örnek verelim: Bedenimizdeki hücreler sadece kendileri için değil, bir parçası oldukları dokunun bütünlüğü için çalışırlar. Dokular organların ve organlar da tüm canlı organizmanın bütünlüğüne hizmet ederler.  Her canlının herhangi bir parçası, daha büyük bir varlığın genetik bütünlüğünü korumak için ölmeye de hazırdır.

Hayatın kaynağında acıma, koruma, şefkat vardır. Şefkat, veren kişiyi iyileştirir. Şefkat yoksunu olmak başkalarının duygularından kopuk olmak demektir ve çok tehlikelidir. Hastalık yapıcıdır. Şefkat sonuçta kişinin kendine hizmet eden bir mekanizmadır. Bir fedakârlık değildir. 

Tüm canlılarda, bütünün çıkarlarını, küçük parçanın veya tek bir parçanın çıkarlarına tercih eden davranış kalıpları vardır.

Bizler tüm evrenin bir parçasıyız ve bütün evren de bize aittir. Bu yüzden evrendeki her şeyi sevmeliyiz. Yüksek bilinç noktasından baktığımızda kötü insan yoktur. İyileşmeyi getiren bu sevgidir. Bu sevgi de hayatımızı daha yüksek bir bilinç düzeyine oturtur. Bu süreçte dünyayı evimiz gibi hissetmenin rahatlığını ve mutluluğunu yaşamış oluruz.  Bilinciniz yükseldikçe, çevrenizdeki insanlar da bu değişime göre değişir. 

Hepimiz bir bütünün parçasıyız. Uyumlu, dengeli, sevgi ve saygıya dayalı bir hayatı inşa edebilecek güce sahibiz.  

İçimizdeki boşluğu evrensel sevgiyle doldurmadan daha önemli ne olabilir şu dünyada?