Prof. Dr. Ersin Nazif GÜRDOĞAN

Akademisyen

engurdogan@gmail.com

Yirmi Birinci Yüzyılda Her Şehir İstanbul Gibi Bir Dünyaya Dünya Bir Şehire Dönüşmüştür

Ekonomik, siyasal ve kültürel alandaki gelişmelerle, kültürler arasındaki yarışta, ülkelerden daha çok şehirler önem kazanmaktadır. Yüzyılların içinde oluşan, zamanın sınavından geçen şehirler, tarihin derinliklerinden seslenen eserleriyle, kültürlerin duvarsız ve kapısız üniversitelerine dönüşmüşlerdir. Şehirlerin sahip oldukları zenginlikleri, bütün boyutlarıyla kavramadan, rengine boyandıkları kültürün derinliklerine inmek mümkün değildir. 

*

Kültürlerin el ele verdiği, İslam dünyasının parlayan yıldızı İstanbul, Asya ile Avrupa'nın hem savaştığı hem de barıştığı, iki kıta ve iki denizin kalbinde yer alan şehirdir. Çok kültürlü şehirlerin anası İstanbul, kültürler arasında gelip geçilen bir köprü değil, kültürlerin birbirini etkilediği ve birbirinden etkilendiği bir dünya şehridir. Karadeniz'in ve Akdeniz’in birbirine açıldığı, ortasından deniz geçen İstanbul’un bir yakası Asya'dır, bir yakası Avrupa'dır.

*

İstanbul’da yalnızca denizler değil, kıtalar  da birbirine açılır. Doğu'sunda Asya’ya renk ve hayat veren Mekke, Medine, Şam, Bağdat, Kudüs, Bakü, Tebriz, Semerkant, Kabil, Lahor, Buhara, Delhi, Pekin ve Tokyo vardır. Batı'sında Avrupa’ya güç ve tat veren Atina, Sofya, Belgrad, Budapeşte, Roma, Viyana, Berlin, Kazan, Moskova Brüksel, Paris ve Londra yer alır. İstanbul’da Jüstinyanus’un, Ayasofya’sı ile Sultan Mehmet’in, Fatih Cami’si el ele vererek, kutsal kültürü, bütünlük ve süreklilik içinde, Doğu’dan Batı’ya taşımışlardır.

*

Ayasofya ve Süleymaniye, Mekke'den, Medine'den ve Kudüs’ten, Şam'dan, Bağdat'tan, Buhara'dan ve Kurtuba'dan aldıkları insanlığın ortak bilgi ve bilgelik mirasını, başta İstanbul olmak üzere bütün dünya şehirleriyle paylaşmışlardır. İstanbul ile birlikte bütün dünya şehirleri, kutsal kültürün kutlu şehirlerinin düşünce ve eylem birikiminden yararlanmışlardır. Kutsal kültürün solmaz rengine boyanmayan şehirler, güneşin her şeyi solduran ışıkları altında, renkleriyle birlikte canlılıklarını da yitirirler. 

*

Yirmi birinci yüzyılda İstanbul, Doğu kültürüyle Batı kültürünün, birbirleriyle iletişim ve etkileşim içinde, el ele verdikleri sürekli barış şehiri olacaktır. Asya'da ve Avrupa’da olduğu kadar, bütün kıtalarda dünya barışının güvencesi, başta İstanbul olmak üzere kutsal kültürün kutlu kentlerinin rengine boyanan şehirler olacaktır. Onlar zamanla yaşıt, zaman kadar zengin geçmişiyle, bütün şehirlere renk veren Mekke’nin rengine boyanarak, savaş dünyasını barış dünyasına dönüştüreceklerdir. Harem bölgesi olan Mekke'de, kan dökülmez, hayvanlar avlanmaz, ağaçlar kesilmez. Dünyayı Kabe Toprağına İstanbul dönüştürecektir.

*

Seküler Batı dünyasının yitirdiği kutsal kültürün anahtarları İstanbul’dadır. İstanbul Asya'nın, Avrupa'nın ve Afrika’nın çekim merkezidir. O zengin tarihi ve kültürel birikimiyle, dünyanın dört köşesinden herkesi kendisine çekmiştir. Dünyanın neresinden gelirse gelsin, hiç kimse İstanbul'da yabancılık çekmez. Her şehir İstanbul’da kendinden bir renk bulur. İstanbul, bütün kıtalardan izler taşır. İstanbul geçmişte Atina'yı ve Roma'yı içselleştirdiği gibi, gelecekte de Brüksel'i, Moskova'yı, Pekin'i ve Washington’u  içselleştirecektir.

*

İstanbul’da tarihinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkanlar, ne kadar zengin bir anlam ve değer kaynağı olduğunu görürler. İstanbul bütün insanlığı kucaklayan İslam'ın ve Doğu Hıristiyanlığı'nın  merkezidir.

*

Dünyada kutlu şehirlerin dışında, İstanbul gibi çok geniş bir coğrafyada, insanların sevgisini kazanmış, üç kıtanın ve iki denizin odak noktasında yer alan başka bir şehir yoktur. 

*

Yüzü Kabe’ye dönük, bir yakası Mekke, bir yakası Medine toprağı olan İstanbul, gücünü kutlu şehirlerden alan, başka bir kutlu şehirdir.