Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Başarıda Eğitim mi Uyum Sağlama mı Önemli?

Başarılı kişiler, hayatlarında uyum sağlamayı, ayarlama yapmayı ve gerektiğinde olumlu yönde değişmeyi çok iyi becerirler. Bu kimseler yeni bilgiler ışığında planlarını değiştirebilirler. Başarısızlar ise aşırı oranda inatçılık ederler ve yanlış yaptıklarını kabul etmezler. Yaşadığımız dünya o denli karmaşık ve dinamiktir ki, artan bir hızla sürekli değişmektedir. Bu sebeple uzak görüşlü ve zihinsel olarak esnek olmak zorundayız. Eğer hayatta esnekliğe sahip olabilirsek, yönümüzü sağlıklı ayarlayabiliriz. 

Kişi esneklik sayesinde yeni seçenekler yaratabilir ve içindeki potansiyel kaynağı daha kolay ortaya çıkarabilir. Günümüz insanının çoğunun düşünceleri ve tepkileri robotlaşmıştır. Duygularının bir kısmı dondurulmuş veya bastırılmıştır.

“Neuro Linguistic Programming” kelimelerinin baş harflerinden oluşan NLP, iş, spor, sanat gibi çeşitliliğe sahip alanlarda çok başarılı olan insanların, düşünme alışkanlıklarını, davranış kalıplarını, düşünce ve inançlarını inceleme ve analiz etme bilimidir. 

NLP, kişilerin daha esnek olmasına ve iyi işlemeyen eski yol ve yöntemlerini değiştirmeyi kabul etmelerine de yardımcı olmaktadır. Başkalarıyla uyum sağlama, dostane ilişki ve iletişim kurma NLP’nin ana direklerindendir.  NLP' de esas olan, bireye esneklik kazandırmaktır. Çünkü mükemmel olmak, her şartta esnekliği ve uyumu gerekli kılmaktadır.

İç uyumumuz veya kişisel bütünlüğümüz, başka insanlarla ilişkilerimizde başarılarımızın aynasıdır. İç uyum veya kişisel bütünlük, bedenin ve zihnin uyum içinde olmasıdır. Başka bir ifadeyle, beden dilinin, ses tonunun ve kullanılan kelimelerin aynı mesajı taşımasıdır. Bir bütünün parçaları gibi olmasıdır. İç uyum, her parçanın aynı notayı çalması değil, aynı ezgiyi, aynı melodiyi oluşturmasıdır. Uyum esnasında karşımızdaki kişilerin dünya modelleriyle ve onların iç dünyalarıyla buluşabiliriz. Duygusal zekâyı geliştirmenin yolu da uyum sağlamaktan geçer. Duygusal zekâ, kendini harekete geçirebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, dürtülerini kontrol edebilme, tatmini erteleyebilme, ruh halini düzenleyebilme, empati kurabilme ve sıkıntıların düşünceyi engellemesine izin vermemedir.

İkinci Dünya Savaşında Nazi toplama kamplarından kurtulmuş olanların üzerinde yapılan bir araştırmada, kamptan sağ olarak kurtulup Amerika’ya gelenler aynı yaştaki Avrupalı Musevilerle karşılaştırılmıştır. Ortalama olarak daha az eğitime sahip olan kamptan kurtulanlar, meslek hayatlarında daha başarılı oldular ve daha çok gelir elde ettiler. Gönüllü cemaat çalışmasına da daha çok katıldılar. Yaşadıkları travmadan sonra, onları diğerlerinden ayıran ve o denli başarılı yapan, yeni bir mücadelede harekete geçmeye hazır olmayı ve değişen şartlara göre ayarlama yapma ve uyum sağlama yeteneği oldu (Morris, s. 122). 

Nazi toplama kamplarından kurtulmuş olanlar, duygusal zekâları daha yüksek olduğu için başarılı olmuşlardır. Akademik zekânın başarıya etkisi sadece %20 dir. Bu sebeple duygusal zekâları düşük olanlar iyi bir eğitim görmüş olsalar bile istedikleri oranda başarılı olamıyorlar...

Temel sorun, insanların değer ve amaçlarıyla tutarsız olarak davranmalarıdır. Böyle davranarak kendi yollarına engeller koyuyorlar. Özellikle aile değerlerine aykırı davranan kimselerin başarılı ve mutlu olmaları çok zordur. Kendimize her zaman sormalıyız: 

Acaba amaçlarımızla ve değerlerimizle uyuşmayan davranışlarımız var mı?

Kendi ideallerimize ve değerlerimize sadık kalabiliyor muyuz?

Bu sebeplerle zaman zaman esnek olmalı, kendimizi ayarlamalı ve uyum sağlamalıyız. Bunun için sağlıklı dozda sessizliğe ihtiyacımız vardır. İçsel sessizlik ve denge önemlidir. Sessizliğin ve uyum sağlamamın iyileştirici ve yaratıcı gücü vardır. Düşünmek için sessiz bir süre ayırarak hatalarımızı tespit edebilir ve hayatın güçlüklerine karşı koyabiliriz.  

Kaynak

MORRIS, Tom. Gerçek Başarı, çev. Alev Önder, Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1998.