Naci KARA

Avukat

Atatürk Düşmanları

Sevdiğim bir büyüğüm, Lider-Teşkilat-Doktrin’ci bir ağabeyim, son birliktelikten neşet bulan bir hoşgörü ile, Türkiye’de hiç Atatürk düşmanı olmadığını, rakı masalarındaki bazı tiplerin “Atatürk’ü rakı içerken andıklarını ve O’nun da rakı içicisi olduğunu bir övünç vesilesi yaptıklarını yazmış… 

Türkiye’de çok Atatürk düşmanı var. En basitinden açık açık karşıtlığını ifade etmekten çekinmeyen, “Fesli Kadir” nam ünvanlı mevtayı unutmamak gerekir. Onun gibi düşünenler azınlık diye düşünebilirsiniz. Belki öyledir de, ama cahil halk kesimi üzerinde etkin mi etkin benzeri zatlar var. Benzeri zatlar, aşağı yukarı mevcut tarikatların ve belki de onlarca siyasi partinin ortak aklının da sözcüleri…

Türkiye’de Atatürk düşmanlığının kaynağına inmek zaman alır.

Ancak, kimler Atatürk düşmanı, belirtmekte fayda var: Atatürk düşmanları, sadece Atatürk’e düşman değiller, örneğin Mehmet Akif’e de düşmandırlar. Düşmanlıkları da aşağı yukarı aynı sebeplerden dolayıdır. Mehmet Akif, İstiklal marşımızda bayrağımıza hitaben; “kahraman ırkıma bir gül” ve “Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal” yazınca ırkçı görülüyor. Abdülhamit Han karşıtı olunca da, Osmanlı karşıtı bir tavır sergiliyor diye algılanıyor.   

Atatürk düşmanlığı nereden kaynaklanıyor? Eğer Atatürk kurtuluş sonrası getirilecek sistem için, “Türkiye Cumhuriyeti” diretmesinde bulunmasaydı ve çağdışı Osmanlı düzeninin devamından yana olsaydı; hem vallahi, hem billahi hiç ses çıkmaz, hatta belki de Atatürk’ün padişahlığına da razı olabilirlerdi. Allah’ın kulu olmaya, kula kulluğu tercih eden bir anlayış şartlanması çok kötü bir durum. 

Atatürk düşmanları, Kurtuluş Savaşında düşmandan medet uman, İngiliz uçaklarından atılan “padişah” yanlısı bildirileri benimseyen ve sonuçta devletsiz kalacaklarını bilmeyen cahil insanlardı. Aynı cahiller bu gün aynı aklı yaşıyorlar ne yazık ki…  Aynı akli melekelere sahip bir Rektör yardımcısı prof.  “Bizde de şimdi okuma oranı arttıkça beni afakanlar basıyor. Ben açıkçası korkuyorum, ben her zaman cahil halkın ferasetine güveniyorum” diyebiliyor. İşte o kafa!

Bir gecede “milleti cahil bıraktı” diyen anlayış cahil halkın ferasetine güveniyorsa, niçin gocunuyor anlamıyorum. 

Kim Atatürk’ü sevmiyor; Kurtuluş Savaşı sırasında padişah yanlılığını din yanlılığı kabul eden ve Yunan’ı, İngiliz’i, Fransız’ı destekleyenler, yani “Kuvayı Milliye” karşıtı olanlar… Bu zevatta Atatürk düşmanlığı öyle tavan yapmış ki, adamlarda, “keşke Yunan galip gelseydi” diyecek kadar alçaklaşabiliyorlar. Kim bunlar, sorsanız çoğu dindar, ihtimal ki etnik ırkçı düşmanlıklarını din maskesi ile kapamaya çalışanlar... Azınlık ırkçısı bölücüler, etnik kimlik endişesi taşıyan bukalemunlar, yaşadıkları bu topraklarda güvenlik içerisinde ailelerini geçindiren, ama düşmanlıkları devam eden vatan sevmez tipler, haylatmosluğu tercih edenler…

Ve acı olan; kendilerini “Türk milliyetçisi” olarak ifade eden, ama ısrarla, güncel değeri sıfır olan “sentezci” anlayışı savunan, dolayısıyla “Türk mü, Müslüman mı” önceliğinde bocalayan, yani elma ile armudu toplayan matematik bilmezler de onların gemilerine yakıt taşımakta…

Sonuç mu?

Mücadele maalesef 1980 sonrası mecrasından çıkmaya başladı.  26 Aralık 1991 sonrası ise mücadele mecrası tamamen değişti. Ama hala 12 Eylül evveli sloganları ile ahkam kesen, mesela; “Komünistler Moskova’ya!” diye bağıran sığ düşünce, yine 12 Eylül evveli zorunlu bir birliği sağlamaya çalışan milliyetçi aklın “Lider-Teşkilat-Doktrin” olarak karakterize ettiği o gün için haklı bir öngörüyü bugüne taşıma gafleti ile insanlarımızı AKP gibi siyasal İslamcı mecralara taşıyan odaklar, yola devam diyorlar…

Türk milliyetçiliğini ayakları altına alanları bu millet ayakları altına almadıkça “millilikten” bahsedilemez!