Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Tıkanıp Kalmayın, Akışı Yaşayın!

Hayatın her alanında akış haline geçebilmek, başarının ve mutluluğun altında yatan temel özelliktir. Akışı yaşayanlar yaptıkları işte daha üretken, daha etkili ve daha mutlu kimselerdir.
Akış yaşantısı duygusal zekânın kalbidir. Depresyon halindeki kimsenin hayatında akış yaşantısına nerdeyse hiç rastlanmaz. Eğer neşe alamıyorsanız, hayatınızda kendinden geçme halini yaşamıyorsanız, yaptığınız işe tam olarak dalamıyorsanız, olup bitenin üzerinde çok fazla düşünüyorsanız akışı yaşamıyorsunuz.
Daniel Goleman’ın “Duygusal Zekâ” adlı eserinde belirttiği gibi, “Akış, kişinin kendini unuttuğu bir ruh hali olarak tasalanma ve kaygılanmanın tam karşıtıdır.”
Tasalanma, gelecekte olabileceklere karşı ürküntü duymadır. Kaygılanma ise, üzülmek, efkârlanmak, endişelenmektir. 
Akışı yaşayan kişiler, kendilerinin bile farkında olmayacak kadar yaptıkları işe gömülürler. Hayatlarındaki küçük şeyleri bir kenara bırakırlar. Akış anlarında kişi egonun etkisinde kalmaz. Akış halindeki kişiyi harekete geçiren şey, sırf o faaliyeti yapmaktan aldıkları zevktir. 
Akış halinde kişi bir odağa kilitlenir. Bu kilitlenme kişiyi duygusal kargaşadan kurtarır. O zaman işi fazla çaba sarf etmeden halletme imkânını bulur. 
Tefekkür halinde görülen kendinden geçme halleri, yoğun bir odaklanmanın harekete geçirdiği akış halleridir. 
Akış sırasında beyin sakin bir durumdadır. Akış anlarında sinir devreleri en verimli şekilde çalışır. Bu durumda kişi yeteneğinin zirvesine ulaşır.
Üstünde iyice çalışılmış hareketler, öğrenilmekte olanlardan daha az beyin gücü gerektirdiğinden, akış halinde beyin fazla enerji harcamaz.
Beyin akış halinde verimliliğin doruğundadır. Bu durumda ağır işler bile yıpratıcı değildir. Tam aksine kişiye tazeleyici ve dinlendirici bir faaliyet gibi gelebilir.
Düşünün, hayatınızda kendinizden geçerek yaptığınız bir şeyler var mı? Hangi faaliyetleri yapmak sizi mutlu ediyor? Ne zaman kendinizi gerçekten yapmak istediğiniz şeyi yaparken bulursunuz? Ne zaman bu anın hiç bir şekilde bitmemesini istersiniz?
Bu sorular sizin akış halinde olup olmadığı ortaya çıkarır.
Ancak akış halinde olsak bile yaptığımız faaliyet insanlığın hayrına olmalıdır.
Goethe’nin Faust adlı eserinde şu cümle geçer: “Dur ey zaman! Ne güzelsin.” 
Evrenin sırlarını çözmeye çalışan ve kendini bilime adayan Faust’u yoldan çıkarmak üzere Tanrı’dan müsaade alan Mefisto (Şeytan); “Fazla düşünen adam hayatın tadını kaçırır” diyerek, Faust’a dünya hazlarını ve zevklerini yaşatacağına söz verir. 
Bir iddiaya girerler. Mefisto, onu bilgi hastalığından kalbini kurtaracak, yaşatacağı en güzel hazlar ve dünyevi zevkler karşısında, Faust: “Dur ey zaman, ne güzelsin!” diyecek olursa iddiayı şeytan kazanacaktır.
Saplandığı bunalımdan kurtulmak üzere Faust ruhunu şeytana satmıştır. Sınırsız dünya zevklerine dalar. Âşık olur, hatta katil bile olur. Ancak sonuçta Faust aradığı hazzı ve mutluluğu erdemli bir faaliyette bulur.
Bir bataklık sahayı bayındır hale getireceğini tasarladığı anda muradına erer ve “Dur ey zaman ne güzelsin” der. 
Acaba akış yaşantısına giremeyen insanlar, gerçekten yaşıyorlar mı?
GOLEMAN, Daniel. Duygusal Zekâ, Çev. Banu Seçkin Yücel, Varlık Yayınları, İstanbul, 1998