Bu üçlüden en önemlisi de ailedir. Aile, çocuğa olumlu duygu düşünce ve davranışların kazandırılmasında en önemli mihenk taşıdır.
Anne baba olarak, ne olursa olsun, çocuğumuzu dövmeden, disiplin altına almayı başarmak zorundayız. Yetişkinler dünyasında sorunlarımızı dayakla çözemediğimize göre, çocuklarla ilişkilerimizde hiç çözemeyiz.
Çözüm, asla dayak içermeyen olumlu disiplin stratejilerini özümseyip, uygulamaktan geçiyor. İşte bunlardan bazıları:
-Çocuğunuzdan, temel ihtiyaçlarını göz ardı ederek verdiğiniz direktifleri yerine getirmesini beklemeyin. Örneğin; “otur, bekle” direktifinize uymamasını sorun etmektense, eline onu oyalayabilecek bir şeyler verin.
-Belki de çocuğunuzun yaramazlığı size açıkça mantıksız geldiği için, hatasının nedenlerini anlatma gereği hissetmiyorsunuzdur. Öyleyse yalnızca bağırmış olmakla kalırsınız, gelecek için hiçbir olumlu yatırım yapmamış olursunuz. Örneğin; çocuğunuz duvarı boyadıysa, niçin sadece kâğıtları boyadığımızı açıklayın.
-Hissettiklerini anlamaya çalışın. Örneğin; babaannesine vurduysa, hemen kızmadan önce, bunu niçin yaptığını size anlatması, öfkesini, kıskançlığını vs. zararsız yollarla ifade etmesi için onu teşvik edin.
-Çevreyi değiştirin. Bu bazı durumlarda, özellikle anne-babanın olumlu disiplin stratejilerini uygulamada gecikmiş olduğu hallerde, çocuğu değiştirmeye çalışmaktan daha kolay ve etkili olabilir. Eğer çocuğunuz sürekli mutfak dolaplarından bir şeyleri dışarı çıkarıp oynuyor, kırıyorsa; kilit taktırın.
-Kabul edilebilir alternatifler bulun ve çocuğunuzun davranışını yeniden yönlendirin. Mutfakta çadır kurmasını istemiyorsanız, “git odanda kur” demekle yetinmeyin, onunla birlikte odasına gidip, “çadırcılık” oyununa yeni boyutlar getirebilecek önerilerde bulunun.
-Eğlenceli olun. Durumları oyuna çevirin. Birlikte temizlik yaparken, ortalığı toplarken onu örneğin Süpermen yapabilirsiniz.
-Emirler vermek yerine seçenekler sunun. Karar vermek çocuğun kişiliğini güçlendirir; emirler ise huzursuzluk ve kargaşaya sebep olur. “Dişlerini pijamanı giydikten sonra mı yoksa önce mi fırçalayacaksın?” diye sormak, “git dişlerini fırçala” demekten daha çok etkili olur.
-Küçük ayrıcalıklar tanımaktan dolayı huzursuz olmayın. “Çok yorgun olduğun için bu gece dişlerini fırçalamamana izin veriyorum” demekle hiçbir şey kaybetmiş olmazsınız.
-Doğal sonuçların oluşmasına izin verin. Fazla kurtarıcı olmayın. Bütün uyarılarınıza rağmen bornozunu veya havlusunu asmayan çocuğunuz ertesi gün onu hala ıslak olarak bulsun.
-Mantıksal sonuçları kullanın. Çocuğunuzla şakalaşırken size vurursa bunun canınızı yaktığını açıklayın. Kendi eline vurmayı denemesini söyleyin.
-Ben mesajı verin. “Salondaki kırıntılarını temizlerken ben çok yoruldum.” Sadece yanlış yaptığını değil, bu yanlışla sizi üzdüğünü, yorduğunu anlamasını sağlayın.
-Çocuğunuzun nasıl davranmasını istediğinizi bizzat gösterin. Eğer çocuğunuz kedinin kuyruğunu çekiyorsa, ona kedinin nasıl sevileceğini gösterin. Sadece sözcüklere güvenmeyin.
-Bazen çocuğunuzun sizde uyandırdığı kızgınlık duygusunu onun yöntemleriyle ifade etmek de mümkün olabilir. Çocuğunuz sizi çıldırtıyorsa başlatacağınız bir yastık savaşıyla da belli bir oranda duygularınızı dışa vurmanız mümkün olabilir. Bu sefer de kaybetsin bakalım kerata!
-Beklentilerinizi tekrar gözden geçirin. Çocuklar doğal olarak gürültücü, meraklı, dağınık, inatçı, hoşgörüsüz, talepkâr, unutkan, endişeli, bencil ve enerji doludur. Onları oldukları gibi kabul etmeye çalışın.
- Huzurunuzu ve doğru değerlendirme duygunuzu geri kazanmak için ne gerekiyorsa yapın; bir arkadaşınızı arayın, düşünün, duş alın, kitap okuyun, televizyon seyredin.
Çocuk yetiştirmek sorumluluk, ilgi ve gayret ister. Çok zor olmasına rağmen, o denli de huzur ve mutluluk vericidir. Huzur ve mutluluklar dileklerimle
Sevgiyle kalın…