Cuma günü Cenevre’de ABD adına Başkan Yrd. JD Vance, İran adına Dışişleri Bakanı Arakçi ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın mutabakatı imzalamaları plânlandı. Törenin ardından ayrıntılar üzerinde anlaşma sağlamak maksadıyla 60 günlük teknik görüşmeler başlayacak.
İmzalanacak metnin törenden sonra açıklanacağı söyleniyor. Ancak anlaşma sağlandığı belirtilen esaslar bellidir; İran nükleer programına son vermeyi, nükleer silah edinmekten sürekli vaz geçmeyi, Hürmüz Boğazı’nın açılmasını kabul ediyor. ABD ise Boğaz’daki ambargoyu kaldırarak İran’ın petrol ve enerji ihracatının önünü açıyor, yaptırımları kaldırarak 300 milyar dolar büyüklüğünde küresel bir fon oluşturmayı, İran’a düşmanca davranmayı, çevresindeki ülkelerde üs oluşturmamayı kabul ediyor. İran’ın taahhütlerini yerine getirmesine bakarak yaptırımlar kademeli olarak kaldıracak.
ABD-İsrail bu anlamsız saldırıya başlarken kolay kazanacaklarından, İran’ı çökerteceklerinden emindiler. İran’ın kadim bir devlet olduğunu, mezhebî aidiyet bilincinin anlamını, bu faktörlerin vatanseverlik duygusu oluşturduğunu düşünmediler. Henüz aşiret aidiyetinden millet asabiyetine geçememiş olan Arap halkları gibi gördüler.
Suriye’de iç savaş başlayınca beş milyondan fazla Suriyeli can korkusuyla kaçıp Türkiye, Lübnan ve Ürdün’e sığınırken ülke dışındaki çok sayıda İranlı ülkelerini savunmak için yurtlarına döndüler.
CIA ve MOSSAD, rejim karşıtı İranlıların savaş öncesinde sokaklarda yönetimi protesto eylemlerinin savaş döneminde artarak devam edeceğini, bunlara silah desteği vererek yönetimi devireceklerini hesaplamışlardı. Ağır şekilde yanıldılar. İran halkı kenetlenerek saldırılara direndi.
Hava ve deniz gücünü kullanarak, tarihin en ağır hava bombardımanlarını yaparak, İran kentlerini harabeye çevirerek karadan girmeden savaşı kazanacaklarını sandılar. Muhalif Kürtlere para ve silah vererek bu eksiği telafiye kalkıştılar, ama Kürtler tuzağa düşmediler. Trump, “para ve silahı alıyorlar ama savaşmaktan kaçınıyorlar” diyerek tepki gösterdi.
ABD 2.Körfez Harekâtında Irak’a 60 bin asker sokmuştu. Can kayıplarının ülkelerinde büyük tepki toplayacağını bildiklerinden sürekli tehditle yetindiler, askerî birlik sevk etmediler.
İran’ın süpersonik füze gücünü fark etmediler. Tekniğinin bilinmesi halinde İHA ve Dron yapımının kolayca gerçekleşebildiğini savaş başlayınca gördüler. İran, bunlardan yüzlercesini kullanarak Körfez ülkelerindeki Amerikan üslerinin çoğunu ağır şekilde hırpaladı.
Körfez’den geçişi tümüyle engelledi. Trump, Netanyahu’nun oyununa geldiğini, kandırıldığını çok geç anladı. Bu tarz bir savaşı kazanamayacağını gördü ve anlaşmaya yöneldi.
Şimdi her zamanki palavracı kimliğiyle “İran’da harika işler başardık” diyerek yenildiğini gizlemeye uğraşıyor. ABD’de siyonist kesim anlaşma yapılmasına çok tepkili. Trump, Kasım seçimlerini kaybetme korkusuyla bunları sineye çekiyor, Netanyahu’ya yumuşak davranıyor.
ABD, bu savaşta çok ağır maddi, askerî, siyasi ve psikolojik kayıplar verdi. Amerikan finansal gücünün en büyük kaynağı olan, her yıl Körfez ülkeleri ve Suudilerden milyarlarca dolarlık para girişi sağlayan Amerika, bu kaynağı kaybetti. Çünkü o ülkeler ağır hasar gördüklerinden kendi başlarının çaresini arayacaklar.
ABD’nin yenilmez bir güç olmadığını gördüler. ABD, küresel rakibi Çin’e karşı da zaafları ortaya çıktığından zor durumda kaldı. Trump’ın Kasım seçimlerinde kaybetmesi sürpriz olmaz.
Netanyahu, İsrail’de ağır şekilde eleştiriliyor. Hiç bir şey almamış, boş yere savaşa girmiş olmakla suçlanıyor. Son Lübnan saldırılarını, bir bölgeyi işgal ederek eleştirileri cevaplandırmak için yapıyor. Ama başına dert açtığını düşünmüyor. Çünkü Hizbullah’a Gazze’deki gibi soykırım yapamayacağından sürekli tepkiyle karşılaşacak, Ekim seçimlerinde kazanma ihtimali aşırı radikal Yahudi kesiminin desteğine rağmen yüksek görünmüyor.
İran, sonuçta nefes alma fırsatını bulmuş durumda. Ancak bu dönemde Devrim Muhafızları makul bir politika izleyebilecekler mi? Savaşı kazandık havasına kapılarak otoriter bir yönetim kurmaya, muhalifleri yok saymaya Mücteba Hamaney’i “tartışılmaz tek otorite” haline getirmeye, makul sesleri kısmaya kalkışırlarsa İran çok karışır. Geçen yılki iktidar karşıtı gösterilerde üç bine yakın can kaybının olduğunu dileriz hatırlarlar.