Ekonomi Buluşmaları: Tespit Değil icraat Zamanı

Geçtiğimiz gün şehrimizde, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve dokuz bakan yardımcısının katılımıyla "Ekonomi Buluşmaları" adında bir toplantı gerçekleştirildi.

Erzurum Kalkınma Vakfı (ER-VAK) olarak davet edildiğimiz bu programa katılırken, doğrusu yaşanacakları büyük ölçüde tahmin edebiliyordum.
Salonda katılımcılar yerlerini alırken, yıllar içinde iştirak ettiğim benzer toplantılar bir film şeridi gibi gözlerimin önünden geçti. Her toplantıda dile getirilen sorunlar, sunulan çözüm önerileri ve verilen vaatler hatırıma geldi. Ancak bu hatıraların ortak noktası, konuşulanların büyük bölümünün Erzurum'un günlük hayatına ve kalkınma sürecine somut olarak yansımamış olmasıydı.
Oysa daha birkaç ay önce Atatürk Üniversitesi’nde geniş katılımlı bir çalıştay düzenlenmiş, şehrin kalkınmasının önündeki engeller ve çözüm önerileri 21 başlık altında kamuoyuyla paylaşılmıştı. Aslında Erzurum'un sorunlarını yeniden keşfetmeye ihtiyaç yoktu. Şehrin ekonomik, sosyal ve demografik sorunları herkes tarafından biliniyor; bunlara ilişkin çözüm önerileri de uzun zamandır dile getiriliyordu. Eksik olan, bu gerçekleri kabul ederek kararlı bir uygulama sürecini başlatabilmekti.
Toplantı, her zamanki gibi planlanan saatten gecikmeli başladı. Protokol konuşmalarının kısa tutulması bu gecikmeyi telafi etmeye yetse de, salonda dikkat çeken bazı ayrıntılar zihnimde farklı çağrışımlar oluşturdu. Protokol sıralarına yapılan kahve ikramı ve salona yayılan kahve kokusu bile, kamu yönetiminde hâlâ aşamadığımız anlayış farklılıklarının küçük ama anlamlı bir göstergesi gibiydi.
Toplantının en dikkat çekici bölümü ise Sayın Nihat Zeybekci'nin yaptığı sunumdu. Rakamlarla desteklediği değerlendirmelerde Erzurum'un sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 57'nci basamakta bulunduğunu, kişi başına düşen gelirin ülke ortalamasının gerisinde kaldığını ve göçün şehrin en önemli sorunlarından biri olmaya devam ettiğini açıkça ortaya koydu.
Bu sunum, gelen ekibin Erzurum hakkında kapsamlı bir hazırlık yaptığını gösteriyordu. Şehrin mevcut durumu bütün yönleriyle analiz edilmiş, sorunlar doğru şekilde tespit edilmişti. Ancak tam da bu noktada şu soru akıllara geliyor:
Eğer Erzurum'un sorunları bu kadar net biçimde biliniyorsa, aynı tespitleri bir kez daha dinlemek için bu kadar geniş katılımlı toplantılar düzenlemenin ne kadar anlamı var?
Toplum artık sorunların tekrar tekrar anlatılmasını değil, çözüm projelerinin açıklanmasını bekliyor. Bu toplantılar, yatırım kararlarının açıklandığı, takvimlerin paylaşıldığı ve somut projelerin müjdelendiği platformlara dönüşmelidir. İnsanlar umut veren sözlerden çok, hayata geçirilen yatırımları görmek istiyor.
Daha dar kapsamlı, uzmanların, yerel yöneticilerin, iş dünyasının ve gerçekten katkı sunabilecek sivil toplum kuruluşlarının katıldığı çalışma toplantıları belki de çok daha verimli sonuçlar doğuracaktır. Böylece, sivil toplum kimliğinin arkasına sığınarak toplantıların ciddiyetini zedeleyen kişilere de gereksiz fırsatlar verilmemiş olur.
Elbette vatandaşların söz alarak sorunlarını doğrudan yetkililere aktarması önemlidir. İnsanların yıllardır biriktirdikleri sıkıntıları dile getirmeleri, "Biz de varız." diyebilmeleri demokratik katılım açısından değerlidir. Ancak bu, tek başına yeterli değildir. Asıl beklenti, bu seslerin karar mekanizmalarında karşılık bulması ve somut sonuçlara dönüşmesidir.
Erzurum artık yeni tespitlere değil, yeni yatırımlara ihtiyaç duymaktadır. Yeni toplantılara değil, tamamlanan projelere ihtiyaç duymaktadır. Göçü azaltacak, üretimi artıracak, istihdam oluşturacak ve şehri sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında yukarılara taşıyacak adımlar beklenmektedir.
Temennimiz odur ki Sayın Nihat Zeybekci ve ekibini bir sonraki Erzurum ziyaretlerinde, sorunları yeniden anlatırken değil; hayata geçirilen önemli yatırımların açılışında, kurdele keserken görelim. Çünkü Erzurum'un bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey, konuşulan değil gerçekleştirilen projelerdir. Bu şehir artık vaat değil, icraat beklemektedir.