Onun Türk dünyası için taşıdığı önem, sadece kazandığı zaferlerle değil, bölgedeki Türk varlığını yok etmeye çalışanlara karşı gösterdiği direnç ve akıl ile ölçülür.
Sulu Kağan’ın Türk dünyası için önemini üç temel noktada değerlendirebiliriz.
Batı Türkistan'ın Koruyuculuğu
Sulu Kağan, Emevi Devleti’nin İslamiyet’i yayma bahanesiyle Türk illerine başlattığı saldırılara karşı aşılmaz bir set çekmiştir. Emevi ordularına karşı yürüttüğü yıpratma taktikleri ve baskınlar nedeniyle Araplar ona "zahmet, sıkıntı veren" anlamına gelen "Ebu Müzahim" lakabını takmışlardır. Onun bu direnişi, bölgedeki yerli prenslerin ve Türk boylarının Emevi hakimiyetine karşı birleşmesini sağlamış ve Türklerin Maveraünnehir’den tamamen sökülüp atılması amacını ortadan kaldırmıştır.
Orta Asyada Jeopolitik İstikrarı ve İpek Yolu Hakimiyetini Sağlamıştır. 716 yılında Kağan olduktan sonra bölgede sağladığı huzur, parçalanmakta olan II. Göktürk Devleti’nden kopan birçok boyun batıya göç ederek onun himayesine sığınmasına neden olmuştur.
İpek Yolu: Daha önce Çinlilerin aldığı Tokmak şehrini 719 yılında geri alarak Kuzey İpek Yolu’nun kontrolünü Türgişlerin eline geçmesini sağlamış, böylece Türk devletinin ekonomik gücünü pekiştirmiştir.
Stratejik Denge: II. Göktürk Devleti ve Tibet Krallığı ile kurduğu akrabalık bağları ve ittifaklar sayesinde Çin’e karşı güçlü bir blok oluşturmuş, Çin’in batıya doğru yayılma politikasını uzun süre durdurmuştur.
Askeri Deha ve Yevmü’l-Ataş (Susuzluk Günü)
Sulu Kağan, askeri alanda mükemmel bir stratejistti. Özellikle 724 yılında Emevi ordusuna karşı kazandığı zafer (Susuzluk Günü), Emevilerin bölgede savunmaya çekilmesine ve on beş yıl boyunca Türk illerine büyük çaplı taarruz yapamamalarına neden olmuştur. Düşman cephesini en yüksek tepelerden inceleyip zayıf noktadan vurma taktiği, Türk askeri sanatının en etkili örneklerinden biri olarak tarihe geçmiştir.
Ve EN ÖNEMLİSİ: Türk Milliyetinin ve Geleceğinin Şekillenmesini Sağlamış Olmasıdır.
Sulu Kağan’ın ölümü ve sonrasındaki gelişmeler, Türk dünyasının bugünkü etnik yapısının temellerini atmıştır. Sulu Kağan hayatta olduğu sürece ne Emeviler ne de Çinliler bölgede tam hakimiyet kuramamıştır. Onun ölümüyle oluşan boşluk, 751 yılındaki meşhur Talas Savaşı'na giden yolu açmıştır.
Bu Kapsamda Oğuz Boylarının Doğuşuna Neden Olmuştur:
Türgişlerin dağılması; güneye ve batıya doğru göç etmeleri, zamanla 24 Oğuz boyunun oluşmasına zemin hazırlamıştır. Bugün Türkiye Türkleri dahil olmak üzere bir çok Türk halkının atası olan Onoklar, Sulu Kağan’ın kurduğu bu siyasi yapının içinden süzülerek tarihteki yerlerini almışlardır.
Sulu Kağan, tebaasını seven, ganimeti eşit dağıtan ve adaleti esas alan yönetimiyle sadece bir fatih değil, aynı zamanda Türk milletinin birliğini ve kültürel bekasını sağlayan bir "Ulu Kağan" olarak Türk dünyasında derin bir iz bırakmıştır.
Belki de bu günün dünyasının şekillenmesi Sulu Kağan’ın eseridir. Türk milletinin millet olarak varlığı ve devamı Sulu Kağan’ın sayesinde devam edegelmiştir iddiası gerçeği yansıtır. Sulu Kağan Türk milletinin en önemli şahsiyetlerinden biridir ve tarih bu tespiti henüz tam olarak yapmış değildir.
Kahramanımıza rahmet diliyorum.