İsmail KAHRAMAN

Belgeselci - Gazeteci

belgeselciismail@gmail.com

Annemin Vefat Yıl Dönümü ve Ana Olmak

Annemin vefat yıl dönümün de Ana vekili büyük ablam ailemizin çınarı Kandaz ve Şerefoğlu ailelerinin canlı şahidi Safiye Ablamı ziyaret edip hayır duasını alıp Vefatının üçüncü yılın da Emine anamın hasretini gidermeye çalıştım

Abla ana vekili can ve kan kardeştir.

Abla vefa fedakârlık ve sevgi abidesidir

Abla geçmişim unutulmaz hatıralarıdır

Benim Safiye ablam tarihi bir Çınar Nur yüzlü bir melektir siz değerli arkadaşlarımdan ablam için şifa ve hayır dualarınızı bekliyorum

Hasta yatağında beni unutmayan fersiz gözleri ile yüzüme Nur saçan Safiye ablam İle çocukluk hatıralarımı yazmak istiyor tüm ablaları selam ve saygı İle selamlıyorum

Nedir anne olmak?

Bu sorunun cevabı, sonsuz fedakârlık kavramını tam olarak karşılıyor bende. Yavrusu ne yaparsa yapsın bağrına basıp saçını okşayan, karşılıksız seven, sevgi ve merhamet için yavrusuna karşı koşul ve şart gözetmeyen fedakâr, cefakâr kadındır anne.

Bugün annemin üçüncü ölüm yıl dönümü….

Anne acısının tarifi yokmuş. En acı haberi vermek ve yazmak çok zormuş. Bir süredir yaşlılığa bağlı olarak sağlık sorunları yaşayan Annem Emine Kahraman, üç sene evvel hakka yürüdü. Kelimelerin boğazıma düğümlendiği, tarifi çok zor olan bir hüznün içerisindeyim…. Babam merhum Mustafa Kahraman’ın bizlere emaneti, Giresun Espiye Soğukpınar beldesinden Şerefoğlu Gazi Mustafa Şağar Kızı, annemiz Emine Hanım, 2019 yılında 28 Ağustos Çarşamba günü akşam üzeri hayata gözlerini yumdu. Anne acısı gerçekten hiçbir şeye benzemiyor. Kandazoğulları Ailesi’nin yaşayan en büyük çınarı olan Emine Anam üç yıl önce bugün öğle namazına müteakip Soğukpınar beldesi Dikmen Mahallesi Merkez Caminde kılınan cenaze namazının ardından dualarla toprağa verildi. O dönem yaklaşık iki ay boyunca Giresun’daydım. Annemin ilerleyen rahatsızlığından dolayı yanında olmak için köyüme gitmiş, uzun bir süre kalmış, Kurban Bayramı arifesinde Gebze’ye dönmüştüm. Anamın son günlerinde yanında olarak, çocukluk günlerimdeki gibi dizinin dibinde geçirdiğim günler yaşadım. Anamın son günlerinde yanında olarak, günlerce süren yoğun bakım mücadelesinde de elimden geldiğince destek oldum. Acı haberin duyulmasının ardından çok sayıda sevenimiz baş sağlığı mesajlarıyla yanımızda oldu. Bu acı günümüzde, acımızı paylaşan ve yanımızda olan tüm dostlara bir kez daha teşekkürü borç bilirim. Köydeki evimizin önünde helallik alınırken çok sayıda insanın annem için helallik vermesi beni çok duygulandırdı. Gök kubbede hoş bir sada bırakan ve güzel anılarla aramızdan ayrılan annemin cenazesi için, Gebze başta olmak üzere çevre yerlerden birçok kişinin gelerek, tabutuna omuz vermesi anlamlıydı. Acımızı paylaşan ve yanımızda olan herkesten Allah’tan razı olsun.

ANAMIN SON VASİYETİ

Son günlerini birlikte yaşadığımız Annem Emine Kahraman, hasta yatağında vefat etmeden önce şu nasihatlerde bulunmuştu; “Oğlum, Her zaman babanızın mirası Fındık bahçelerine bakın, imar edin. Fındık ocaklarını kurutmayın. Babanız, dedeniz fındık ocaklarını aç arık, yalın ayak, elleri parçalanarak kan revan içinde dikti, sizlere emanet etti. Babanızın emanetine bakın. Ben köyde gırandaki evin ocaklık ve köşe taşlarını maden dağından taşıdım. Gündüzleri fındık bahçesinde çalışıp, geceleri sırtımızda taş taşıyarak babanla evi yaptık. Her yıl evine gel, ocakta ateş yak, bacası tütsün.” Çileli hayatının sonunda feraha kavuşmuş, bir kadına ağır gelecek yükleri yüklenerek ocağını tüttürmüş ve bunca emeğin heba olmasını istemeyen bir ananın sözleriydi bunlar. Sevgili babamın da çilesi çok olmuş, ama sıcak ve huzur dolu yuvalarından sevgiye huzura dair hiçbir şey eksik olmamıştı. Paylaşmayı, dertleşmeyi, birbirlerine destek olmayı bilmiş ve ömürlerini tamamlamışlardı. Yeri gelmişken, eski zaman insanları ile şimdiki zaman insanlarının sabır, tahammül ve sorunların üstesinden gelme seviyesini karşılaştırdığımızda maalesef şimdiki zamandakiler çok geride kalıyor. Bunların nedenini sorgulamalı, en önemlisi insan önce kendisini sorgulamalı ve yıkıcı değil yapıcı olmanın yollarını aramalı. Bu dünyaya sevgi ile büyüttüğümüz aydınlık geleceğin mimarı olacak evlatlar yetiştirmeli ve hayata geliş gayemizden biri olan anne baba olmanın hakkını gereği gibi yerine getirmeliyiz.

Annemin, son günlerinde tedavisi dolayısı ile yoğun bakım gerçeğini bir kez daha yakından görüp, tanımıştım. Yoğun bakım kapısı önünde beklemenin, içeriden gelecek haberin ne kadar önemli olduğunu anlamıştım. Günde sadece 5 dakika ve sadece bir kişiye ziyaret izni veriliyordu. Telefonla bilgi verilmemesi, yoğun bakım odasındaki tedavi ortamı, kendinden geçmiş makineye bağlı hastalar, fotoğraf ve video çekmenin kesinlikle yasak olduğu disiplinli bir ortam. Annemin yoğun bakım sürecinde tüm zorlu mücadeleyi bizzat yaşadım. Peygamber Efendimizin ifadesiyle cennetin ayakları altına serildiği analar için anlatılacak çok şey var. Ancak, ben kelimelerin yetersiz kaldığı yerdeyim. Sizleri başta annem olmak üzere, tüm ahrete göç etmiş sevdiklerimiz için birer Fatiha okumaya davet ediyorum. Acılı günümüzde yanımızda olan ve desteğini esirgemeyen herkese de tekrar teşekkür ediyorum, Allah razı olsun…Annelerimizin kıymetini bilelim. Özellikle de sevgili gençler; annelerin bin bir zorluk içinde kendilerini büyüttüğünü, kendinden çok yavrularını düşünerek büyük fedakârlıklar gösterdiklerini asla unutmamalıyız. An geliyor bakan gözler görmez oluyor. Alınan nefes aniden kesiliyor. Ananın yeri bir gün boş kalıyor. Ve insan kaç yaşında olursa olsun bir annenin yavrusu hissiyatını hep taşıyor…Sevgili annemi ve hakkaniyete göç etmiş bütün anneleri bir kez daha anıyor ve Allah’tan rahmet diliyorum.