Kaliteli bir hayat sürebilmek için, ümit ve korku dengesinin optimal bir şekilde kurulabilmesi gerekir.
Üniversiteye hazırlanan bir gencin, sınavı kazanma ümidini diri tutabilmesi için, dengeli, planlı, akılcı ve dikkatli bir şekilde çalışması gerekir. Eğer çalışmazsa, sınavı kazanma ümidi yavaş yavaş sönecektir.
Aynı zamanda da başaramama korkusu gittikçe kendisini gösterecektir. Başaramamanın getireceği olumsuzluklar, gencimizi ölçülü bir şekilde, kaygı ile birlikte korkutmalıdır ki; kazanma ümidini kaybetmesin.
İnançlı bir insan için de ümit ve korku dengesinin hakkıyla kurulabilmesi, çok büyük bir önem taşır. Hani hep duyarız ya: Cenneti kazanmak kolay değil, Cehennem de lüzumsuz değil. Yaratıcımız, birçok ayetinde "ümitvar olunuz, Allah'tan ümidinizi kesmeyiniz" buyuruyor.
Aynı zamanda da Cehennemin gerçek olduğunu bildirerek, kulluk vazifelerini yapmayanları, emir ve yasaklara hakkıyla uymayanları da ikaz ediyor. Rabbimiz elbette affederim diyor. Ama bir takım da şartlar ortaya koyuyor.
Taat ve ibadetlerimizi hakkıyla yapmaya gayret ederken, Rabbimizin kabulünden ve mağfiretinden asla ümidimizi kesmeyeceğiz. Aynı zamanda, kulluk görevlerimizin eksik olabileceği, tembellik ve yetersizlikler olabileceği endişesi de taşıyarak; affımızı "çantada keklik" görmeyerek, samimi bir korku içerisinde de bulunmamız gerekir.
Ancak bu korku Allah sevgisiyle yan yana olmalıdır. Yani sevgi ve saygıya dayalı bir korku ve endişe kulak arkası edilmemelidir.
Selam, sevgi ve dualarımla.
Yüceler Yüce'sine emanet olalım.