M. Halistin KUKUL

Şair - Yazar

[email protected]

Girit’i Kaybetmenin Bitmeyen Acısı

Târih böyle bir şey!.. Tatlısı da bizim, acısı da!.. Fakat…

Fakat, her ikisinden de alınamayan ‘ibret’ olmayınca ve bu ‘ibreti’ nasihat bilmeyince, dizlerin dövülmesi kaçınılmaz oluyor.

Zaferlerin coşkusu şımarmamayı; mağlûbiyetlerin acısı/hüznü de her şeyi terk edip, bezginlik gösterip bir kenara çekilmemeyi ve boşa oyalanmamayı gerektirmelidir.

Eserin yazarı Gürbüz Evren, “Kitabın sayfa sayısı ile değil, ilk kez hangi yeni bilgileri aktarabilirim kaygısıyla hareket ettim” diyor.

Bence de kitap yazmaktaki maksat ve hedef bu olmalıdır. Zâten bu cümle bile, eserin bir maksadının ve hedefinin olduğunu ortaya koyuyor ve eseri okumak için “Beni oku!” dercesine işâret veriyor ve buna sebep teşkil etmeye yetiyor.

Pankuş Yayınları arasında neşredilen “Girit’i Kaybetmenin Bitmeyen Acısı”, 79 sayfadır ve bu 79 sayfaya çok önemli bilgiler sığdırılmıştır.

Başlıktan da anlamak mümkündür ki, “kaybetmek” ve “acı” kelimeleri, Türk milleti olarak bir daha yaşamamamız gereken bir ‘hâl’in ifşâsı’dır.

Esere önsöz teşkil eden “Girit’i Yazmak” başlığıyla kaleme alınan bölümde, yazar Gürbüz Evren şöyle diyor:

“Bu kitabın yazılış amacı; elimizden göz göre göre alınan Girit hakkında, bilinenler dışında, çok fazla bilinmeyenleri anlatmaktır.

Kitabı hazırlarken; uğrunda girdiğimiz savaşta Yunanistan’ı hezimete uğratmamıza rağmen, sanki kaybeden bizmişiz gibi verdiğimiz Girit gerçeğinin daha geniş kesimler tarafından bilinmesi düşüncesiyle hareket ettim.

(...) Amacım; Yunan yaygaracılığına ve Avrupalı devletlerin riyakârlığına ellerimizle teslim ettiğimiz o güzelim Girit hakkında derli toplu bilgilerin yer aldığı bir eser bırakmak.”

“Elimizden göz göre göre alınan Girit” ifadesi; zâten mes’eleyi anlatıyor.

Niçin “göz göre göre”nin okunması lâzım!..

Ve tabiî ki; ”Bilinenlerin dışında, çok fazla bilinmeyenlerin” de, ciddiyetle üzerinde durulması lâzım!..

“Yunanistan’ı hezimete uğratmamıza rağmen, sanki kaybeden bizmişiz gibi” Girit’i elimizden çıkarma gerçeğinin tahlili ve muhasebesi lâzım!..

Sâdece bunlar değil elbette!.. Batıcıların hayranlık duyduğu şu Türk düşmanı F(ı)ransız şâir Victor Hugo’nun söylediklerini de Gürbüz Evren’den dinlemek lâzım. Diyor ki:

“Girit’te 1898’e dek süren ayaklanmalar sırasında Yunanistan’a destek verirken Türklere yönelik önyargıların etkisiyle nefret ve kin kusanlar arasında Fransızların ünlü yazarı Victor Hugo da vardı.

Hugo, Ekim 1868’de “Le Petit Journal” adlı gazetede yayınlanan yazısında, Türklere yönelik nefretini şöyle ifade ediyordu: “Girit neden isyan etti? Çünkü Tanrı’nın dünyanın en güzel ülkesi olarak yarattığı adayı Türkler çok perişan bir hâle getirmişti. Girit’in ürünleri vardı, ama ticareti yoktu. Kentleri, köyleri vardı, ama yolları yoktu. Limanları vardı, ama ambarları yoktu. Nehirleri vardı ama ve köprüleri yoktu. Çocukları vardı, ama okulları yoktu. Giritlilerin hakları vardı, yasa yoktu. Güneş ve ışık yoktu. Çünkü barbar ve vahşi Türkler, Girit’e hep geceyi, yani karanlığı getirmişti. Hem tüm bunlar hem de Girit, Türkiye değil, Yunanistan olduğu için ayaklandı..” (Sf. 58)

“1868’den sonra yavaş yavaş Osmanlı’nın kontrolünden çıkmaya başlayan Girit’in denetiminin 1897’de İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya’nın eline geçmesi, Ada’daki nüfus dengelerinin de değişmesini tetikleyecektir.” Sf. 52)

“Girit’i Kaybetmenin Bitmeyen Acı’sından alacağımız ibret çoktur.

Dünkü İngiltere’nin, F(ı)ransa’nın, Rusya’nın, İtalya’nın ve bunlara ilâve olarak, Amerika’nın, Çin’in, Yunanistan’ın vesâir yabancıların, bugün, dünkünden farklı ve müspet olan hangi tavırları mevcuttur, düşünmek lâzımdır!..

Gürbüz Evren’in “Girit’i Kaybetmenin Bitmeyen Acısı”, ibret alacak bir şuûrla okunmalıdır.

Okunmalıdır ki, düşmanını hezimete uğratan bir millet, toprağını nasıl kaybedebiliyor, zihinlere yerleştirilebilsin!..