İşte TDK lügatlerine girememiş bir güzel söz daha:
'akla yelken vermek'...
'Akıl' gibi mücerret bir kuvvete 'yelken' takacak kadar parlak zekâların eseri bu, belli...
Lâfzı ve mânâsı ile sanat dolu, müstesnâ bir söz...
***
Peki, böylesine orijinal ve güzel bir söz TDK lügatinde var mı?
Hak getire...
TDK'lılar Türkçede böylesine hârika bir sözün olduğunu biliyor mu?
Onu da sanmam.
***
Bu vesîleyle hatırlatmak isterim:
Sözde 'Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek' gibi bir hedef vardı.
RİT (Resmî İkāmeli Türkçe) sâyesinde bugün gelinen nokta: fakirleş[tiril]en Türkçe...
Yapı taşları yerinden oynatılan, temeli sarsılan, direkleri devrilen, duvarları yıkılan, çatısı savrulan bir dil...
(Neyse, bu mesele uzun sürer. Bırakın birkaç cümleyi, birkaç kitapla bile anlatılır cinsten değil.)
***
Resmî ve kurumlu dilciler Türkçeyi zenginleştirmek mi istiyorlar, yoksa fakirleştirmek mi?
Çünkü Redhouse ve Kāmûs-ı Türkî'ye ara sıra alıcı gözüyle baksalar TDK lügatine oralardan alabilecekleri nice güzel ve sağlam söze rast geleceklerdir.
***
Hep söylerim:
İngiliz'in Redhouse'unda olup Türk'ün resmî lügatinde olmayan kelimeler toplansa ortaya bir lügatçe çıkar...