Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Şükran Duymanın Gücü

Şükranın sağlığımızı korumada büyük rolü vardır. Bağışıklık hücreleri duygularımıza karşı duyarlıdır. Şükran, sevgi ve merhamet duyduğumuzda salgılanan  hormonlar, kaygı, endişe  veya korku duyduğumuzda salgılanan  kimyasallardan farklıdır.
Kaygı, öfke veya korku aynı akyuvar hücrelerini devreye sokuyor. Bunlar saldıracakları bir şey olmasa da  geride tehlikeli bir  iltihap izi bırakıyor. Bu durumda sağlığımız bozuluyor. Çünkü iltihap kanser hücrelerinin besinidir.
Şükran duymak bu gereksiz etkiye karşı  gelebiliyor ve  bağışıklık sistemimizin kontrolden çıkmasını önlüyor. Şükran bu negatif tepkilerin birçoğunun panzehiri olabiliyor.  Sevgi ve merhamet duyduğumuzda endorfin, dopamin, serotonin, ombitosin gibi kimyasallar beyne duygu mesajları iletiyor.
Şükran sevgi ve merhamet hormonları dolaşıma girdiğinde  akyuvar hücreleri  arazinin tehlikeden uzak ve her şeyin yolunda olduğu mesajını alıyor. Gereksiz tepkilerde bulunmuyor. Tepkinin gereksiz olduğu anlaşılınca akyuvar sayısı düşer,  enflamasyonlu (iltihaplı)  hücre sayısı azalır. Bu durumda kişi kendini daha  iyi hisseder. 
Kişinin kendini iyi hissetmesi için sahip olduklarının kıymetini bilmesi ve şükran duyması gerekir. Ancak zayıf insanlar şükran duyamazlar. Onların teşekkürleri çok kıttır ve sağlıkları da iyi değildir.
Leo Rosten’un ifadesiyle "Zalim olan zayıf kişilerdir. Sevecenlik güçlülerden beklenir....”
Şükran duyan güçlü insanlar,  sahip olmadıklarına odaklanmazlar, ellerindekilerin iyi yanını görmeye  çalışırlar.
Bu konuda Jiddu Krishnamurti’nin şu sözleri de çok düşündürücüdür:  “Şefkatin anlamı tüm şeyler için tutkun olmaktır, yalnızca iki kişi arasında değil bütün insanlar için, yeryüzündeki tüm şeyler için, hayvanlar, ağaçlar, yeryüzünün barındırdığı her şey için.”