TDT 13. Zirvesi'nde Gaspıralı'nın "Dilde, Fikirde, İşte Birlik" ilkesi girişimcilik ve ortak ekonomik gelecekle yeniden yorumlanıyor.

Türk Devletleri Teşkilatı'nın 13. Zirvesi, Ankara'da Cumhuriyetin 103. Yılında başladı. Türkiye'nin dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralacağı zirvenin teması oldukça anlamlı; “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik.”

Bu ifade, Türk dünyasının önemli düşünürlerinden İsmail Gaspıralı'nın bir asırdan fazla zaman önce ortaya koyduğu anlayışa dayanıyor. Gaspıralı, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk topluluklarının ortak dil, düşünce ve çalışma anlayışıyla güçlenebileceğine inanıyordu. Bugün bu düşünceyi yalnızca kültürel birlik açısından değil, ekonomik kalkınma, teknoloji ve girişimcilik açısından da değerlendirmemiz gerekiyor. Çünkü artık ülkelerin gücü yalnızca sahip oldukları doğal kaynaklarla değil, geliştirdikleri teknolojiler, kurdukları girişimler ve ortaya koydukları ekonomik değerle de ölçülüyor.

Büyük Bir Coğrafya, Büyük Bir Potansiyel

Türk Devletleri Teşkilatı'nın üyeleri Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'dan oluşuyor. Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ise gözlemci statüsünde yer alıyor. Üye ve gözlemci ülkeler yaklaşık 180 milyonluk nüfusu ve 2,11 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğü temsil ediyor. Bu coğrafya enerji kaynakları, tarım, sanayi, lojistik, teknoloji ve genç insan kaynağı açısından önemli fırsatlar barındırıyor.

Ancak burada üzerinde durmamız gereken bir konu var. Ortak bir geçmişe sahip olmak, kendiliğinden ortak bir ekonomik gelecek oluşturmak anlamına gelmiyor. Bunun için birlikte üretmek, teknoloji geliştirmek, yatırım yapmak ve ticareti artırmak gerekiyor.

Türk Dünyasının Girişimcilik Ekosistemi

Girişimcilik danışmanı olarak bu coğrafyaya baktığımda önemli bir fırsat görüyorum. Türkiye'nin teknopark, kuluçka merkezi, hızlandırma programı ve girişimcilik destekleri konusundaki deneyimi, diğer Türk devletlerinin sahip olduğu insan kaynağı ve pazar imkânlarıyla birleşebilir.

Örneğin Türkiye'de geliştirilen bir yazılım Kazakistan'da müşteriye ulaşabilir. Özbekistan'daki bir teknoloji girişimi Türkiye'deki yatırımcılarla buluşabilir. Azerbaycan'daki bir girişim, Kırgızistan'daki bir ekiple ortak ürün geliştirebilir. Bunlar yalnızca ihtimal değil, doğru iş birliği mekanizmaları kurulduğunda hayata geçirilebilecek fırsatlardır.

Bunun için Türk dünyasında ortak girişimcilik programları, ülkeler arası mentorluk ağları, yatırımcı buluşmaları ve teknoloji geliştirme projeleri yaygınlaştırılmalı. Özellikle genç girişimcilerin birbirini tanıması, birlikte çalışması ve farklı ülkelerdeki pazarlara erişmesi desteklenmeli.

Dilde, Fikirde, İşte Birlik

İsmail Gaspıralı'nın bu sözünü bugün girişimcilik açısından yeniden yorumlayabiliriz.

  • Dilde birlik: Girişimcilerin birbirini anlaması, bilgiye ulaşması ve ortak iletişim kurabilmesi.

  • Fikirde birlik: Ortak sorunlara birlikte çözüm geliştirilmesi, bilgi ve deneyimin paylaşılması.

  • İşte birlik: Geliştirilen fikirlerin ortak projelere, yatırımlara, üretime ve ticarete dönüşmesi.

Bana göre bu üç kavramın girişimcilikteki karşılığı oldukça açık. Birbirimizi anlayacağız, birlikte düşüneceğiz ve birlikte iş yapacağız. Ancak burada en nokta, fikirde birliğin işte birliğe dönüşmesidir. Çünkü ekonomik değer ortaya koymayan iş birlikleri, zamanla toplantılardan ve iyi niyet açıklamalarından ibaret kalabilir.

Girişimcilikte Birlikte Ne Yapabiliriz?

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde yapay zekâ, dijital dönüşüm, siber güvenlik ve teknoloji parkları gibi alanlarda iş birliklerinin gündeme gelmesi oldukça değerli. Türk Yatırım Fonu'nun faaliyete geçmesi de girişimcilik açısından önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu imkânların girişimcilere ulaşabilmesi gerekiyor.

Türk dünyasının ortak bir girişimcilik ağı kurulabilir. Teknoparklar ve kuluçka merkezleri arasında girişimci değişim programları başlatılabilir. Ortak hızlandırma programları düzenlenebilir. Bir ülkede geliştirilen ürünün diğer ülkelerde test edilmesi, müşteri bulması ve ticarileşmesi desteklenebilir. Özellikle yapay zekâ, tarım teknolojileri, enerji, sağlık teknolojileri, yazılım ve lojistik alanlarında ortak girişimler geliştirilebilir. Hatta Türk dünyasının ortak dil teknolojilerini geliştiren yapay zekâ girişimleri, bu iş birliğinin önemli örneklerinden biri olabilir.

Burada temel hedef yalnızca daha fazla girişim kurulması olmamalı. Asıl hedef, kurulan girişimlerin büyümesi, uluslararası pazarlara açılması ve ekonomik değer ortaya koyması olmalı.

Birlikten Ticarileşmeye

Türk dünyası bugün önemli bir fırsatın eşiğinde. Ortak tarihimiz, kültürümüz ve dilimiz birbirimizi tanımamızı kolaylaştırıyor. Ancak ekonomik kalkınma için bunların üzerine ortak çalışma kültürünü de inşa etmemiz gerekiyor.

Türkiye'nin dönem başkanlığını üstleneceği bu süreç, girişimcilik ekosistemleri arasında daha güçlü bağlar kurulması için önemli bir fırsat olabilir. Benim önerim, Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde girişimcilik ve teknoloji odaklı iş birliklerinin ölçülebilir hedeflerle desteklenmesidir.

  • Kaç girişim ortak programlara katıldı?

  • Kaç girişim başka bir Türk devletinde müşteri buldu?

  • Kaç ortak yatırım gerçekleşti?

  • Kaç teknoloji ürünü birlikte geliştirildi?

Başarıyı bu soruların cevaplarıyla değerlendirmeliyiz. İsmail Gaspıralı'nın ortaya koyduğu “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” anlayışını bugün girişimcilikle daha ileriye taşıyabiliriz. Dilde birbirimizi anlayarak, fikirde ortak çözümler geliştirerek, işte birlikte üreterek... Türk dünyasının ekonomik geleceği, yalnızca sahip olduğumuz ortak değerlerde değil, bu değerleri birlikte nasıl ticarileştirdiğimizde şekillenecek.