Faiz 100 baz puan inmesine rağmen BIST 100 %5,16 düşüşle 11.116 puana geriledi; satışlar artan hacimle derinleşti.

Gösterge
Kapanış
Haftalık Değişim
USD/TRY
49,69
%0,36
Ons Altın ($)
3.996
-%4,07
Gram Altın (₺)
6.384
-%3,73
BIST 100
11.116,99
-%5,16

Bu hafta yurt içi gündemin merkezinde Para Politikası Kurulu toplantısı vardı. Politika faizi beklentilere paralel biçimde 100 baz puan indirilerek yüzde 36 seviyesine çekildi. Buna karşılık hisse senedi piyasasındaki satış baskısı sürdü: BIST 100 endeksi haftayı yüzde 5,16 düşüşle 11.116,99 puandan kapattı ve endeksteki 100 şirketin 95'i haftayı kayıpla tamamladı. Faizin düştüğü bir haftada borsanın bu kadar zayıf kalması, haftanın asıl sorusunu oluşturuyor.

Karar metninde enflasyonun ana eğilimindeki gerilemenin teyit edildiği belirtildi; öte yandan jeopolitik gelişmelere ve enerji maliyetlerine yapılan vurguyla sonraki adımlarda temkinli bir duruş korundu. Yani kurul indirimi yaparken ilerleyen toplantılar için net bir patika çizmedi. Para piyasasında ise seyir sakindi: TLREF yüzde 36,80 ile 36,87 bandında kalırken ağırlıklı ortalama fonlama maliyeti yüzde 37,00 düzeyinde sabit seyretti. Döviz ve altında hareket sınırlıydı: USD/TRY yüzde 0,36 artışla 49,69'dan kapanırken ons altın yüzde 4,07 düşüşle 3.996 dolara, gram altın yüzde 3,73 düşüşle 6.384 TL'ye geriledi.

Borsadaki kayıp sektör endekslerinin neredeyse tamamına yayıldı. Bankacılık endeksi yüzde 4,47, BIST 30 yüzde 4,70, hizmetler endeksi yüzde 5,53, mali endeks yüzde 6,64, sanayi endeksi yüzde 8,47 ve madencilik endeksi yüzde 12,08 geriledi; BIST 100 dışındaki şirketleri izleyen endeksteki kayıp yüzde 11,48'e ulaşırken teknoloji endeksi yüzde 2,16 ile görece dayanıklı kaldı. BIST Katılım 100 endeksi ise yüzde 7,40 düştü. Karşılaştırılabilir 628 hissenin yalnızca 43'ü yükselirken 583'ü değer kaybetti; medyan getiri yüzde 10,83 eksi, ortalama getiri yüzde 11,62 eksi oldu. Ortalamanın medyandan biraz daha negatif çıkması, kaybın bir grup hissede daha derin yaşandığını gösterse de asıl dikkat çeken, düşüşün tipik hissede bile çift haneye yaklaşmış olması.

Günlük seyir de oynaklığı ortaya koyuyor. Endeks pazartesi yüzde 2,49 düşüşle 11.430, salı yüzde 3,22 artışla 11.798, çarşamba yüzde 1,87 düşüşle 11.577 ve perşembe yüzde 3,08 düşüşle 11.220 puandan kapandı; cuma günü yüzde 0,92 gerileyerek haftayı tamamladı. Günlük ortalama işlem hacmi önceki haftanın 93,8 milyar TL'sinden 114,4 milyar TL'ye çıktı; cuma günkü 148,8 milyar TL'lik hacim ise önceki yirmi seans ortalamasını yaklaşık yüzde 33 aştı. Geçen hafta düşük hacimle gelen düşüşten söz etmiştik; bu hafta tablo değişti ve düşüş artan hacimle gerçekleşti. Bu, satış tarafında daha istekli bir davranışa işaret ediyor. Endeksten hafta başından itibaren de 2 milyar TL'nin üzerinde para çıkışı gerçekleşti.

Veri tarafında hane halkı cephesinde zayıflama dikkat çekti. Tüketici güven endeksi ekimde aylık yüzde 7,7 azalışla 84,8'e gerileyerek ocak ayından bu yana en düşük seviyeye indi; hanenin maddi durumu yüzde 9,3, gelecek on iki aylık genel ekonomik durum beklentisi yüzde 9,0 düştü. Reel kesim güven endeksi 1,4 puan azalışla 101,1'e inerken kapasite kullanım oranı yüzde 74,3'e yükseldi. On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi hanehalkında yüzde 43,75'e, reel sektörde yüzde 31,80'e indi. Brüt rezervler 16 Ekim haftasında 2,48 milyar dolar azalarak 169,10 milyar dolara, swap hariç net rezervler 4,9 milyar dolar düşüşle 39,3 milyar dolara geriledi.

Fon tasfiyelerinde ödemeler sürdü: 55.755 hesaba toplam 49,7 milyar TL ödendi ve tasfiyesi süren fon sayısı 47'ye indi. Süreç, geçen haftalara göre belirgin biçimde ilerlemiş durumda.

Asıl mesele, faiz indiriminin borsaya destek olmaması ve bunun nedeninin tek bir kalemde aranamaması. Normal şartlarda faiz indirimi, hisse senedi değerlemeleri için olumlu bir sinyal sayılır; ancak bu hafta kararın hemen ardından satışlar derinleşti. Bunun birkaç olası açıklaması bir arada duruyor. İlki, kararın mesajı: temkinli ifade, indirimin devamına dair belirsizlik bıraktı. İkincisi, hane halkı beklentileri: tüketici güveni ocaktan bu yana en düşük seviyede ve hanehalkının on iki ay sonrası enflasyon beklentisi yüzde 43,75 ile yeni politika faizinin, yani yüzde 36'nın üzerinde kalıyor; reel kesimin beklentisi ise yüzde 31,80 ile faizin altında. Aynı faiz seviyesinin iki kesim için farklı bir reel getiri anlamına gelmesi, beklentilerin henüz tek bir noktada buluşmadığını gösteriyor. Üçüncüsü, piyasanın iç dinamiği: hacmin artarak düşüşün sürmesi, endeksin yalnızca makro habere değil, piyasa içindeki arz-talep dengesine tepki verdiğini düşündürüyor. Rezervlerdeki gerileme de bu temkinli havayı besleyen bir unsur. Öte yandan tasfiye ödemelerinin hızlanması ve kapasite kullanımındaki artış gibi olumlu işaretlerin fiyatlara yansımadığını da not etmek gerekir.

Önümüzdeki hafta izlenecek başlıklar şunlar: ekim ayı enflasyon verisi ve bu verinin ardından faiz patikasına ilişkin beklentilerin nasıl şekilleneceği, bilanço dönemindeki finansal sonuçların hisse ve sektör bazında ayrışmayı belirginleştirip belirginleştirmeyeceği, işlem hacminin yüksek seviyesini koruyup korumayacağı ve tasfiyesi süren 47 fonda ödemelerin takvime uygun ilerleyip ilerlemediği. Rezervlerdeki seyir de para politikası alanını etkileyen bir gösterge olarak takip edilecek.