Osmanlı arşivleri incelendiğinde şu tarihi gerçeklerle yüz yüze geliriz. Aralık 1847’de yayınlanan bir Osmanlı Kanunnamesinde, imparatorluk bünyesinde bir “Kürdistan” vilayetinin kurulduğu belirtilir. Merkezi Ahlat olan vilayet, Diyarbekir, Muş, Hakkâri, Van, Cizre, Botan ve Mardin’i kapsıyordu.
İnsanların büyük çoğunluğu, yeterli güvenliğe, prestije, paraya ve statüye sahip olduklarında mutlu olacaklarını sanıyorlar. Ancak insanların mutlu olmaları için sahip olmaları gerektiğini düşündükleri her şey sevinçten çok mutsuzluk getiriyor. Bunlara sahip olduklarında mutsuz olduklarını fark ediyorlar ve boşuna uğraştıklarını düşünüyorlar. Sonra “BÜTÜN BUNLAR NE İÇİN? Sorusunu kendilerine soruyorlar.
Ne muazzam bir düşüş ne büyük bir seviye kaybı… Evet, bir büyük liderle başlayıp Trump adını taşıyan bir zavallının başkanlığına mahkûm hâle gelişin dramı… Büyük yazar Samuel Smilles, George Washington için bakın ne diyor? “Onun hangi tarafının en çok takdir edileceğini kestirmek güçtür. Ruhunun asaletini mi, yoksa vatan severliğinin enginliğini mi, yoksa ahlâkının temizliğini mi öne alalım?” diye de soruyor. Bence bu soruya onun bir büyük vasfını daha ilâve etmek şarttır.
Aralık ayının son hafta sonunda, Tahran’da başlayan yönetimi protesto eylemleri kısa zamanda genişleyerek çok sayıda kente yayıldı. Başbakan Pezeşkiyan ilk başta göstericilerle anlaşarak sıkıntılara önlem almaya, sertlikten kaçınmaya çalıştı. Fakat olayları durduramadı ve kenara itilmiş oldu. Ülke genelinde devam eden gösterilerde üç bine yakın can kaybı olduğu ifade ediliyor.
Yüce Allah namaz hakkında şöyle buyuruyor:
Stratejik bir pazarda bu yokluk nasıl açıklanabilir? Türkiye standını bulamayan ziyaretçiler, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Bulgaristan standına akın ettiler. Türkiye makamlarından katılım olmayacağına dair bir mesaj gelmedi. Türkiye’ye en çok turist taşıyan Corendon da fuarda yoktu.
Günümüzde birçok aydınımız Doğu meselesinin, Türkiye'nin demokrasi sorununun bir parçası olduğunu ve dolayısıyla " demokratikleşme" ile çözüme kavuşacağını ifade ediyorlar. Aslına bakılırsa, sorunlarımız, gerçek demokratik ve adil bir düzen kuramayışımızdan kaynaklanıyor denebilir.
Sağlıkta dönüşüm önce ve sonrası (4) Acil denilince aklımıza hemen sola bakan kırmızı hilali ve yürek hoplatan sireni ile cankurtaranlar (ambulans) aklımıza gelir. Bunlar kaza, yaralanma ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan sağlık sorunlarımızda imdadımıza yetişirler.
BU BİR DIŞ SİYASET YAZISI DEĞİLDİR Ben, yorumlarımda iç siyaset ve dış siyaset konularına hiç girmem. Bunu beni tanıyan okurlarım çok iyi bilir.
Büyük şehrin içinde sayılırdı. Adının sonunda -köy olmasına rağmen köy değildi. Burada yaşayan ailelerden birinin üç çocuğu vardı. İsimleri Yağmur, Bulut, Şimşek idi. Çocukların her birinin arasında birer yaş fark vardı.
Güzel Anadolu coğrafyamızın, tarih boyunca birçok millete ve kültüre ev sahipliği yaptığına, adeta analık ettiğine şahidiz. Bu coğrafyada gerek Selçuklu gerekse Osmanlı döneminde Türklerle Ermeniler uzun yıllar barış içinde yaşamışlardır.
Erzurum çok yönü ile zor şehir. Çocukken rahmetli anam “burada eskiden devler yaşarmış” diyerek Erzurum’un sert iklimini ve zor yaşam koşullarını anlatırdı.
Mezarlıklar dopdolu kul hakkı yiyenlerle; Zinâ işleyenlerle, yalan söyleyenlerle!..
Akıl sağlığımız, bir insanla, bir grupla, bir kuruluşla, dünyayla, Yüce Yaratanla bir olmaya bağlıdır. İnsanın evren ile bütünleşmesini sağlayan tek bir duygu vardır. O da sevgidir. Sevgi insanın kendi dışında bir şey veya birisiyle kendi bütünlüğünü koruyarak birleşmesidir.
Dünyanın kralı olduğunu ilan eden megaloman ve muhteris Trump’ın yönettiği ABD’nin Orta Doğu politikalarının temel özelliği, İsrail’in varlığının, güvenilirliğinin ve geleceğinin birinci öncelik olarak benimsenmesidir. ABD’deki Yahudi lobisi sayısal olarak fazla olmasa da Federal devletin siyasetini ve işleyişini yönlendirecek derecede etkilidir. Amerikan siyonistlerinin, Evangelist mezhebinden milyonlarca Protestan’ın desteğiyle ABD-İsrail ilişkileri günümüzde bilinen siyasi ittifak sınırlarını aşarak özel bir anlam kazandı.
Kıbrıs konusuyla ilgili bir haber oluştuğunda akla ilk gelen şey adada istenen çözümdür. Her türlü sorunun çözüldüğü bir ülkede yaşamayı kim istemez ki?
Kur’an’ın metodu gerek ibadetlerde gerekse dünya muameleleri ile ilgili talimatlarda açık ya da kapalı bir şekilde gerekçeleri belirtmektir. Ancak ibadetlerdeki gerekçeler dünyaya ait maksatlar ve fani hedefler değil, belki sürekli ve ebedi hedeflerdir. Bu bakımdan dünya hayatına ait ahkâm değişebilir, fakat ibadetler asla değişmez.
Milyonların körpe beynine lüzumsuz bilgiler dolduruyor. Mesela aşağıdaki kaide doğru Türkçenin şartlarından biriymiş gibi öğretiliyor:
Küresel ısınmanın etkisiyle meydana gelen iklim değişikliklerinden olsa gerek, son birkaç yıldır Erzurum’a kar gecikmeli olarak yağıyor.
Siyonistleri çileden çıkaran ödülün planlayıcısı olan, ‘Uluslararası Noel Baba Barış Konseyi’ Başkanı Muammer Karabulut amacına ulaştı.

