Âkif’i küçümseyen genç şair o günkü sohbetin bilhassa bir bölümünü hayatı boyunca unutamayacaktı. Rıfkı Bey’in Âkif’le Fransızca ıstılahların Türkçe karşılıklarını konuştukları kısmını. Lâf arasında kendisini âlim yapan “Asticot” kelimesinin geçtiğini duymuş âdeta nefesini tutarak dikkat kesilmişti. “Âkif sakalını kısa kısa çekerek; Asticot da nihayet bir larva (kurtçuk böcek) olduğuna göre batîta diye tercüme edeceğiz galiba!” demişti. Aynı günde şairliğinin de âlimliğinin de çöküşünü gören genç “Küçüldüm, küçüldüm” diyerek noktayı koyuyordu.” Hep 18 yaşın neticeleri. O yaşta insan 4 dakikada âlim, 5 dakikada cahil olur. ”diyerek…
Hastanenin o kendine has, beyaz ve steril kokusunu alıyorum, koridorlar sessiz birer bekleyişin yankısıyla doludur. Ben, kendi hastalığımın ağırlığını omuzlarımda taşıyarak girişte sıralanmış oturaklardan birine ilişmişim.
“Bayrak gökte mührümüz, bayrak hâkimiyettir” Bayrak; devlet demektir, bayrak ebediyettir” Bayrak millî haysiyet, bayrak mensubiyettir” -Mehmed Güneş -
Lale Gül, mütedeyyin ve kapalı bir aile ortamında büyüdüğünü anlatan genç bir kadındı. Kendini bu aile yapısının baskısı altında ezilmiş, susturulmuş ve hayattan koparılmış biri olarak sundu. Yazdığını söylediği şey bir romandı; ama ortaya çıkan metin, edebî bir kurgu olmaktan çok, ailesiyle ve inanç dünyasıyla hesaplaşmaya dönük sert ve çirkin bir iç dökümüydü.
Nuri GÜRGÜR Şam Hükûmetinin ateşkes ilân etmesi, SDG ile 14 maddelik “tam entegrasyon” anlaşmasının imzalanması bütün bölgeyi etkileyecek tarihi bir adımdır. SDG, anlaşma hükümlerine tamamen uyacak mı, yoksa geçen Mart ayındaki sekiz maddelik anlaşmayı yaptığı gibi rafa kaldırmaya mı yönelecek bilemeyiz. Çünkü tam entegrasyona evet derken saydığı kritik isteklerinden vazgeçmiş oluyor.
DÂVÂ/1 Dâvâ..Dâvâ..Ey dâvâ! Ey dâvâ, uluğ dâvâ! Yûnus’ta “sevgi” idin, niçin oldun berhavâ?
Bir kuşak iş hayatına atılmak istemiyor; çalışma ortamından kaçıyor. Çocuklarımız hayata başlamak istemiyor! Eurostat verileri ve Marketing Türkiye adına Sia Insight tarafından yürütülen kapsamlı araştırma bu sonucu ortaya koymaktadır.
İnsan sosyal bir varlıktır. Bu sebeple hayatını idame ettirmek için birbirine ihtiyacı vardır. Zamanın su gibi akıp gittiği bu FANİ dünyada, üzüntü ve sevincimizi paylaşarak hayatımızı daha mutlu kılmak gerekmez mi?
Osmanlı arşivleri incelendiğinde şu tarihi gerçeklerle yüz yüze geliriz. Aralık 1847’de yayınlanan bir Osmanlı Kanunnamesinde, imparatorluk bünyesinde bir “Kürdistan” vilayetinin kurulduğu belirtilir. Merkezi Ahlat olan vilayet, Diyarbekir, Muş, Hakkâri, Van, Cizre, Botan ve Mardin’i kapsıyordu.
İnsanların büyük çoğunluğu, yeterli güvenliğe, prestije, paraya ve statüye sahip olduklarında mutlu olacaklarını sanıyorlar. Ancak insanların mutlu olmaları için sahip olmaları gerektiğini düşündükleri her şey sevinçten çok mutsuzluk getiriyor. Bunlara sahip olduklarında mutsuz olduklarını fark ediyorlar ve boşuna uğraştıklarını düşünüyorlar. Sonra “BÜTÜN BUNLAR NE İÇİN? Sorusunu kendilerine soruyorlar.
Ne muazzam bir düşüş ne büyük bir seviye kaybı… Evet, bir büyük liderle başlayıp Trump adını taşıyan bir zavallının başkanlığına mahkûm hâle gelişin dramı… Büyük yazar Samuel Smilles, George Washington için bakın ne diyor? “Onun hangi tarafının en çok takdir edileceğini kestirmek güçtür. Ruhunun asaletini mi, yoksa vatan severliğinin enginliğini mi, yoksa ahlâkının temizliğini mi öne alalım?” diye de soruyor. Bence bu soruya onun bir büyük vasfını daha ilâve etmek şarttır.
Aralık ayının son hafta sonunda, Tahran’da başlayan yönetimi protesto eylemleri kısa zamanda genişleyerek çok sayıda kente yayıldı. Başbakan Pezeşkiyan ilk başta göstericilerle anlaşarak sıkıntılara önlem almaya, sertlikten kaçınmaya çalıştı. Fakat olayları durduramadı ve kenara itilmiş oldu. Ülke genelinde devam eden gösterilerde üç bine yakın can kaybı olduğu ifade ediliyor.
Yüce Allah namaz hakkında şöyle buyuruyor:
Stratejik bir pazarda bu yokluk nasıl açıklanabilir? Türkiye standını bulamayan ziyaretçiler, Yunanistan, Güney Kıbrıs ve Bulgaristan standına akın ettiler. Türkiye makamlarından katılım olmayacağına dair bir mesaj gelmedi. Türkiye’ye en çok turist taşıyan Corendon da fuarda yoktu.
Günümüzde birçok aydınımız Doğu meselesinin, Türkiye'nin demokrasi sorununun bir parçası olduğunu ve dolayısıyla " demokratikleşme" ile çözüme kavuşacağını ifade ediyorlar. Aslına bakılırsa, sorunlarımız, gerçek demokratik ve adil bir düzen kuramayışımızdan kaynaklanıyor denebilir.
Sağlıkta dönüşüm önce ve sonrası (4) Acil denilince aklımıza hemen sola bakan kırmızı hilali ve yürek hoplatan sireni ile cankurtaranlar (ambulans) aklımıza gelir. Bunlar kaza, yaralanma ve beklenmedik şekilde ortaya çıkan sağlık sorunlarımızda imdadımıza yetişirler.
BU BİR DIŞ SİYASET YAZISI DEĞİLDİR Ben, yorumlarımda iç siyaset ve dış siyaset konularına hiç girmem. Bunu beni tanıyan okurlarım çok iyi bilir.
Büyük şehrin içinde sayılırdı. Adının sonunda -köy olmasına rağmen köy değildi. Burada yaşayan ailelerden birinin üç çocuğu vardı. İsimleri Yağmur, Bulut, Şimşek idi. Çocukların her birinin arasında birer yaş fark vardı.
Güzel Anadolu coğrafyamızın, tarih boyunca birçok millete ve kültüre ev sahipliği yaptığına, adeta analık ettiğine şahidiz. Bu coğrafyada gerek Selçuklu gerekse Osmanlı döneminde Türklerle Ermeniler uzun yıllar barış içinde yaşamışlardır.
Erzurum çok yönü ile zor şehir. Çocukken rahmetli anam “burada eskiden devler yaşarmış” diyerek Erzurum’un sert iklimini ve zor yaşam koşullarını anlatırdı.

