Tabiî ki, ‘sonuncu’ değil, ‘son” sefer!… Emperyal kafaların seferlerinin sonu gelmez!.. Onların kafasında, hâlâ Attilâ, Kürşad, Fâtih var!..
Türkiye laik bir devlettir anlayışından başlarsak laiklik din ve devlet işlerini karıştırmamak temeline dayanan bir sistemdir. Bizde her şey birbirine geçmiş olduğu için bu mesele de tartışmaya hazır bir konu olmuştur. Bana göre bir insanın laik olmasıyla Müslüman, Hıristiyan ya da Musevi olmasının bir ilgisi yok. Nüfusunun çoğunun Müslüman olduğu bir ülkede yaşadığımız için kadınlar konusuna önce dini açıdan bakarak açıklayalım.
Geçen yıl ABD-İsrail ittifakının İran’a düzenlediği “ 12 Gün Savaşı” diye anılan yoğun hava saldırılarının ardından soruna çözüm bulma amacıyla görüşmeler başlamıştı. Başkan Trump, İran’ın isteklerini karşılayıp anlaşma yapmaması hâlinde savaşı daha şiddetli başlatacağını söyleyerek tehditlerini artırdı, bölgeye yığınak yapmaya başladı; kritik konumdaki Hürmüz Boğazı’na en güçlü uçak gemilerini gönderdi.
29 yıl önce ülke, antidemokratik bir müdahale ile sarsılmıştı. O gün, Milli Güvenlik Kurulu Toplantısı’ndan çıkan devrin başbakanı Necmettin Erbakan’ın üzüntülü, gergin ve boncuk boncuk terlemiş görüntüsü, gelecek günlerin sancılı geçeceğini işaret ediyordu.
Aylarca süren koalisyon pazarlıkları. Zor geçen görüşmeler. Uykusuz geceler. Kıran kırana müzakereler. Ve sonunda kurulan yeni hükümet. Bu hükümetin başına geçen isim ise Rob Jetten .
Hayat, sadece mala-mülke, şana, şöhrete ve unvana sahip olmak değildir. Hayat manevi olarak hatırlamaktır. Manevi hatırlama için, bir şeyleri az yapmak ve çok dikkat etmek gerekir. İşte manevi hatırlamayı ve manevi yolculuğu kolaylaştıran yollardan bazıları:
Hukuk iki veya daha fazla kişi arasındaki hak kaybına bağlı taleplerin ve saldırganlığın adaletsizlik boyutuna geldiği zaman düzen sağlayıcı olan hükümlerdir. Çocukluğumdan itibaren karşılaştığım her adaletsizlik başkalarında elli birim etki yapıyorsa ben de 150 birimlik etki yaptığı için hukuk fakültesinde okumak ve adaletsizliği önleyenlerden biri olmak için çalıştım, çalışıyorum ve çalışacağım.
Aziz dostum ve kardeşim Acar Okan, cuma günü sabahı fâni âlemdeki misafirliğini tamamlayarak “her nefis ölümü tadacaktır” hükmü-ilâhisine uyarak ebedî âleme avdet eyledi.
Yazımın konu başlığı yeni çıkan kitabımın adını taşıyor. Bu kitabımda anlatılanların tamamı yaşanmış gerçek bir hayat hikâyesidir.
Ana karnından dünyaya merhaba dediğimiz de ilk gördüğümüz rengi, ilk duyduğumuz sesi, ilk aldığımız tadı hatırlayanımız var mı bilemiyor ama hayatımızda bazı ilkleri unutmamızın söz konusu olmadığını söyleyebilirim.
Fıkıh konusundaki temel bilgiler kitaplar serisinin ilki “Müslüman’ın Günlük Hayatı” olmalı ve kısaca Kur’an ve Sünnetteki Talimatların tamamını kapsayacak şekilde hazırlanmalıdır. Müslüman’ın günlük hayatının bir özetini verelim:
İslam’ın beş şartından biri de, Ramazan ayında, her gün oruç tutmaktır. Oruç, hicretten 18 ay sonra, Şaban ayının onuncu günü, Bedir gazasından bir ay evvel farz oldu.
Târih böyle bir şey!.. Tatlısı da bizim, acısı da!.. Fakat…
Kaliteli bir hayat sürebilmek için, ümit ve korku dengesinin optimal bir şekilde kurulabilmesi gerekir.
Yeni bir Ramazan iklimine, (Hicri,1447- Miladi 2026) elhamdülillah kavuşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bütün Türk ve İslâm âlemine, huzur, barış ve esenlik getirmesini Yüce Rabbimiz Allah' tan (c.c.) diliyoruz. Kıymetlî okuyucularımızın da mübarek Ramazan aylarını tebrik ediyor, sevdikleriyle beraber, sağlık ve mutluluk içinde Ramazan' ı idrak ederek, Ramazan Bayramı da kavuşmalarını Cenabı Hak'tan temenni ediyoruz.
TBMM’de, çözüm süreci için İYİ Parti’nin dışındaki partilerin katılımıyla kurulan Komisyon raporunu tamamladı; 47 oyla oylanarak kamuoyuna sunuldu. İstişari nitelikteki raporun uygulanması artık Meclis’in inisiyatifinde bir konu. Ancak rapordaki mutabakatın Meclis’te sağlanması, somut sonuçlara ulaşılması çok zor görünüyor. Çünkü tarafların meseleye bakışlarında büyük farklılıklar ve aykırılıklar var.
Ramazan yaklaşınca aynı tartışmalar yeniden başlıyor. İsraf konuşuluyor. Gösteriş konuşuluyor. İftar sofralarının ruhundan uzaklaştığı söyleniyor. Herkes eleştiriyor. Herkes itiraz ediyor. Herkes söz söylüyor. Ama akşam olunca aynı isimler yine aynı sofralarda buluşuyor.
1─ Sağlam Bir Şekilde İnanmak: Bu iman kelamî iman değil, Kur’ânî iman olmalıdır. İmana beşerî unsurlar karışında o iman olmaktan çıkar, belki bir hurafe haline gelir. Kur ‘ani imana sahip olmanın işaretlerini yine Kur’an vermiştir: “Kendinize sahip olun, kendinize güvenin. Siz hidayette olduktan sonra sapan kimseler size zarar veremezler.” (Maide, 5/105); “Gevşemeyin, üzülmeyin. Eğer inanmış iseniz, en üstün sizsiniz.” (Âl-i İmran, 3/139)
Ağır ekonomik koşullar, siyasetin kavgacı ve seviyesiz üslubu, hırsızın, katilin, haramilerin cirit attığı sokaklar, Latin Amerika ülkelerini hatırlatan olaylar, şiddet ve edepsizlikte sınır tanımayan haramzadeler, çocuk çeteleri, mafya yapılanmaları, uyuşturucu salgını, sanal kumar çılgınlığı, ben yaptım oldu rahatlığı, ülkede günden güne kaybolan değerlerin birer göstergesi olarak canımızı sıkıyor.
Kanada’da Uluslararası Çevre ve Ormancılık Fuarı ile ilgili görevimiz bittikten sonra, ülkemize dönüş yapmak üzere Ottowa hava alanına geldik.

