Günümüz dünyasında pek çok insanın arayanı ve derdini dinleyeni olmuyor. İnsanlar kalabalıklar içinde olsa da yalnız kalıyorlar. Hepimizin acımızı yüreğinde hissedecek insanlara ihtiyacı vardır. Hallacı Mansur’un dediği gibi, “Cehennem acı çektiğinizi kimsenin duymadığı yerdir.” Acılarını ve sorunlarını paylaşacak, acı çektiğinde ona nazikçe dokunacak, sarılacak ve omuzunda ağlayacak kimsesi olmayan insan yalnızdır.
Yedi Dünya Kupası ve yedi Avrupa Şampiyonası izlemiş bir gazeteci olarak açıkça söylüyorum: Senegal sahada oynadığı futbolla kupayı hak etti, buna itirazım yok.
Taner Ay, basınımızda çok okuyan, düşünen ve yazan nitelikli aydınlarımızdan biridir. Zengin bir hafıza koleksiyonu vardır. Eski güzel İstanbul’u semtleriyle, insanlarıyla iyi bilir. Karar gazetesindeki yazılarını kaçırmadan okurum. Geçen haftaki yazısında ülkemizde giderek derinleşen okuma sorunumuza değiniyor. Yazının başlığı şöyle : “TÜRK KÜLTÜRÜNE HİZMET VAKFI'NI KAÇ KİŞİ BİLİYOR?”
İnsan hayatının şekillenmesinde; “gördüğü, duyduğu, bildiği, sevdiği, korktuğu, baktığı, yaptığı veya yapmadığı” bütün davranışlarının payı vardır.
4 Şubat 1926 tarihinde, hukuk tarihinde görülmemiş bir muameleyle idam edilen Atıf Hoca, 1876 yılında İskilip’in Toy hane köyünde dünyaya gelmiştir. Bir müddet muallimlik yaptıktan sonra 1910 yılında medreseler müfettişi olmuştur. Bu arada Beyanül Hak, Sıratı Müstakîm-Sebilürreşat, Mahfel mecmuaları ile Alemdar gazetesinde yazıları yayınlanır.
“Orada Zekeriya(a.s.) Rabbine dua etmiş şöyle demişti: Rabbim! Katından bana tertemiz bir zürriyet ver, çünkü sen duayı çok işitensin. O mihrapta namaz kılarken melekler ona şöyle seslendiler: Tasdik edici olarak, Allah’tan bir kelime ile, seyyid olarak, hasur olarak ve peygamber olarak Salih kullardan Allah sana Yahya isimli bir evlat müjdesi veriyor.” (Âl-i İmran, 3/38-40)
Bakın, "Dil Devrimi"ni idrâk edememiş zavallıların devrinde "uçak" ne de bayağı bir şeymiş... Kāmûs-ı Türkî bu "uçak"ın ne kadar bayağı olduğunu şöyle îzâh etmiş: "Uçak: s. Sarılan, sarmaşan (nebat)."
Müslüman kardeşliğinin tarihteki ilk somut örneği Mekke'de gördükleri baskı ve işkencelerden dolayı Medine'ye göç eden Mekkeli Müslümanlarla, Medineli Müslümanlar arasındaki kardeş dayanışmasıdır.
Türkçe; baştâcım’dır!..Bir insan; başı’nı ve tâcı’nı nasıl koruması gerekiyorsa, onu, o ciddiyet, o samimiyet, o hassasiyet ve o mukaddeslikle korumalıdır!..
Bursa tarihte her zaman Uludağ’la birlikte başındaki ak örtüyü açmayan bir gelin gibidir. Kuzey etekleri ise uygarlık doğuran bir anne rahmi edası içinde olmuştur. Kentin ilk kurulduğu sur içi bölgesinin kuleleri, sarayları ve mabetleri ise kentin ezeli ve ebedi yeniçerileri gibi hep dik durmuştur.
Yatağa telefonla giren genç, rüyasına değil bildirimine uyanır.
Hollanda’daki Türk iş dünyası, yarım asırlık göç hikâyesinin ardından, bugün yeni bir eşikte duruyor. Amsterdam’da kurulan “Turkish Dutch Business Platform” (Türkiye Hollanda İş Platformu) , işte bu eşiğin sembolü olarak sahneye çıktı. Artık mesele yalnızca ayakta kalmak değil, iki ülke arasında yön veren bir ekonomik akla dönüşebilmek.
Bedenimiz, metalleri altına çevirmeye uğraşan simyacılardan daha iyisini yapıyor. Beden içine aldığı bir sürü yiyeceği kana, ete, kemiğe dönüştürüyor. Onlardan beyni besleyecek malzeme yapıyor. Bir Mevlâna gibi bir insan oluşturabiliyor.
T.C. Anayasasının 3.maddesine göre," Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Ve Anayasanın 5,6,7,9 ve birçok maddesinde, milletimizin adı*TÜRK MİLLETİ*. olarak teyit edilmiştir.
Suriye’de 15 yıl önce Baas/Esad diktatörlüğüne karşı başlayan kitlesel gösteriler kısa sürede “iç savaşa” dönüştü. Hükûmet ülkenin tümünde kontrolü sağlayamayacağını düşünerek Türkiye sınırına bitişik geniş bir alanı boşalttı. Bu bölgenin hiçbir yerinde Kürtler çoğunlukta olmasalar da topluca yaşıyorlardı. Kandil’in talimatıyla 2011’de PKK’nın uzantısı YPG kuruldu.
Çizgi filmler, çocukları hem eğlendirir, hem öğretir, hem de hayal dünyalarını besler. Ancak bu olumlu etkiler her çizgi film için geçerli değildir. Gerek TV’lerde, gerekse de internette bulunan bazı çizgi film kanalları ve videolar, çocukların gelişimini son derece olumsuz etkileyecek zararlı içeriklerle doludur.
Hollanda’daki Türk asıllıların bugüne kadar elde etmiş oldukları başarılar, artık tek tek isimlerle anlatılamayacak kadar geniş ve etkileyici bir tablo ortaya koyuyor.
Nezle, grip ve anjin; boğaz ağrısı, ateş ve öksürük gibi ortak şikâyetlere yol açabilen hastalıklardır. Bu nedenle bu hastalıkların teşhisi, takibi ve tedavisinde bilinmesi ve uyulması gereken bazı önemli hususlar bulunmaktadır. Basit gibi görünen bu hastalıklar, doğru teşhis ve uygun tedavi ile ciddi bir sağlık sorununa yol açmadan atlatılabilir. Ancak gerekli dikkat gösterilmezse, bulaşıcılıklarıyla çevreyi etkileyebilir; komplikasyonlarıyla da sağlığımızı ve yaşam konforumuzu bozabilirler.
“Kitap’ta İsmail’i hatırla. O, vaadında duran (sadık) biri, Resûl ve nebiy idi. Ailesine namazı ve zekâtı emrederdi; Rabbi katında rızaya ulaşmış biri idi. Yine Kitap’ta İdris’i hatırla. O sıddîk bir nebiy idi. Biz onu yüksek bir mekâna yükselttik.
Bu tâbiri Füsun Akatlı (1944-2010) kullanmış. Evet, Sabahattin Ali'nin "Kürk Mantolu Madonna" isimli meşhur romanının 2003 yılında yapılan baskısı hakkında Füsun Akatlı demiş ki:

