Oldukça kalabalık bir mekândayım…Herkes kendi havasında…Gürültü yok değil ammâ bir hayli de çocuk var!..
Kimisi ağlıyor, kimisi çığlık atıyor, kimisi de gülebildiği kadar gülüyor!..
Kalabalık homurtulu…Kimsenin, kendi kahkahasından, böbürlenmesinden avazından haberi yok!..
Kaşlar, çatık mı çatık; bakışlar, acayip kinli mi kinli; çehreler, gergin mi gergin..
“Bu çocukların, burada, ne işi var!” der gibi, hepsi.
Büyükler’e her zaman hayranlıkla (!) bakarım…Aslâ suç işlemezler; kat’iyyen kimseleri rahatsız etmezler, çalmazlar-çırpmazlar, kötülüğe tevessül etmezler!...
Kötü söz de söylemezler, kırıcı da olmazlar!..Kabalık, onların lügatinde asla bulunmaz!..
Herkese saygıyla, hoşgörüyle ve sevgiyle dopdoludurlar!..
Kibirleri, nefretleri, fesatlıkları, kinleri..aslâ ve kat’a mevcut değildir!..
Söyler misiniz bana, ey bukalemun kılıklılar: “Çocuk sesi, gülmesi ve ağlaması bulunmayan bir mekânın istikbâli olur mu?”
Sizi gidi kepâzeler, menfaat düşkünleri, şeytanımsılar, merhamet istismarcıları, sahte aşk avcıları, kalpazan fikirliler!..
Hadi, cevap verin: “Çocuk sesinin, gülmesinin ve ağlamasının bulunmadığı yerde gelecek olur mu?”
Siz, neyin hesabını yapıyorsunuz!..Neyin peşindesiniz?!
Biliyorum; hepiniz, korkularınızın esirisiniz!..Çoğunuzun gülüşü de, ağlaması da sahtedir!..Üstelik de, kibirle tıkabasa dolu!..
Ya çocuklarınki?
Güyâ babasınız, güyâ anne!..Güyâ amcasınız, güyâ dayı, teyze, yenge, ağabey, abla, hattâ nine-dede!..
Kumlarda yürümeyeli, çakıl taşlarıyla oynamayalı çok oldu!..
‘Yaş’; zaman denilen bir anlaşılmazın elinde kıvranıp duruyor…Samimi olarak söylüyorum: Ne zamanı çözebildim, ne uykuyu ve ne de rüyâyı!..
Kozmik âlem; tahayyülümün dışında, pek üstünde!..
Niçin bu kadar câhilim, onu keşfetmem zor!..
İyi adam olmak başka; iyi tarihçi, edip, şâir veya matematikçi olmak başkadır!..
Siyâsetçinin bin türlüsüyle karşılaşırsınız da, ‘iyi’ dendi mi, donar kalırsınız, değil mi?
Sonra; devlet adamı aramaya kalkarsınız ve tabiî ki, onu bulmanız zorlaşır!..
Başarılı olmak, iyi olmayı gerektirmez!..
Nice başarılılar vardır ki, insanlıktan nasipsizdirler!..
Nerede çocuk ağlaması ve gülmesi ile, ihtiyar tebessümü varsa, inanınız ki, orada huzur, güven ve bahtiyarlık vardır!..
Bugün, size bir itirafta bulunacağım: 01 Haziran 2026 tarihi, benim “1001”inci AY yaşım!..
SENE ile, söyleyince, bana daha çok ve uzun geliyor da!..