Tarih ve kitaplar arasında geçen bir ömür, insana bilgiden önce bilmediklerinin sonsuzluğunu öğretir.

Son zamanlarda tarihe daha da yoğunlaştım. Yıllardır okuyan biri olarak, bu okumalar bana çok daha büyük bir hakikati gösterdi: İnsan, ancak ömrü boyunca okumayı sürdürdüğü ölçüde bütün bir insan olabilir.

Okumaya bugün başlamadım. Hayatım boyunca çok okudum; hatta denilebilir ki ömrümü kitapların sayfaları arasına emanet ettim. Gençliğimin en güzel dostları kitaplarımdı. O günün imkânları içinde, zamanımın neredeyse tamamını okumaya ayırdım.

Fakat bugün geldiğim noktada görüyorum ki, bunca okuma bile aslında uzun bir yolculuğun yalnızca başlangıcıymış. Tarihin en dar görünen alanında bile koskoca medeniyetler, sayısız insan hikâyesi, birbirine bağlanan sebepler ve sonuçlar gizli. O dünyaları tanımadan ne bugünü hakkıyla anlamak ne de yaşananların gerçek derinliğini kavramak mümkün.

İnsan okudukça bildiklerinin değil, bilmediklerinin büyüklüğüyle karşılaşıyor. Her derin okuma, ufku biraz daha genişletirken cehaletinin sınırlarını da gösteriyor. Sanırım gerçek ilim de tam burada başlıyor.

Eğer ömür vefa ederse, her yeni derin okumadan sonra bugün söylediklerimi yeniden söyleyeceğim. Çünkü her kitap insana yeni bilgilerden önce, kendi eksikliğini öğretir.

Ve son sözüm, keşke yeniden dünyaya gelsem ve dünyayı okuyabilsem.