Zekât malın şükrü ve fukaranın hakkıdır; devlet eliyle organize edilerek eğitim, Kur'an kursu ve hayri hizmetlerde de yürütülmelidir.
Kader ölçü ve ilahi takdirdir; kulun plan ve emeği ise kendi fiilidir. İnsan çalışıp teşebbüs etmeli, sonucu Allah’a bırakmalıdır; amel kader değildir.
İslam ilme ve metoda önem vermişken, sonradan gelenler bunu terk ederek dengeyi bozmuştur. Bilenle bilmeyen bir olmaz (Zümer, 39/9).
İlim yolunda hocaya saygı şarttır, vicdani kanaatler ise özgürce savunulmalıdır. Aslolan peygamber mirası ilmi hakkıyla öğrenmektir.
Peygamber mirası olan din hizmeti; ilmi vakar, ihlas, sağlam kaynaklar, birleştirici bir üslup ve cehaletle mücadeleyi gerektiren lekesiz bir mesuliyettir.
Fikir ayrılıklarında haklıyken bile susabilmek, ilmi münakaşayı kavgaya değil hakka teslimiyete dönüştüren en yüksek ahlaktır.
Taassup karanlığında kaybolmamak için ilmin ışığına sığınmak: Gerçek âlim kimdir, nasıl yaşar ve hakikati nasıl savunur?
İslamî ilimleri yaşatmak ve zengin bir düşünce potansiyeline sahip olmak için, İslam âlimlerinin ve İslam büyüklerinin yolundan yürümek zorundayız.
Kölelikten söz edebilmek için eski kavimlerdeki uygulamasından bir nebze söz etmek gerekir. Köleliğin tarihi çok eskilere uzanmaktadır.
Uykunun abdesti bozup bozmadığı konusunda naslarda herhangi bir hüküm yer almadığı için, fakihler bu konuda farklı görüşler ileri sürmüşlerdir:
Hz. Peygamber (A.S.) şöyle buyurmuştur: “Bir saat düşünmek, altmış sene ibadet etmekten çok daha hayırlıdır.”
İlim sahibine şefaatçı olup onu rüsvay etmemeyi Allah üstlenmişti. Kıyamet gününde yüce Allah şöyle diyecektir:
Bu bağlantı sizi https://www.akcakocakulturplatformu.org dışındaki bir siteye yönlendiriyor.