İslam ilme ve metoda önem vermişken, sonradan gelenler bunu terk ederek dengeyi bozmuştur. Bilenle bilmeyen bir olmaz (Zümer, 39/9).

İslam ilim dinidir. İlme ve düşünceye büyük önem vermiş; bilime dayalı bir medeniyet kurmuştur. İlim hakkında metot üretmiş ve metodoloji kitaplarının yazılmasına vesile olmuştur. İslam hukuk usulünde “Er-Rislae”, eğitim öğretimde “Talimü’l-Müteallim”, “Minhacü’l-Müteallim”, “el-Âlim ve’l-Müteallim”, “Cummau’l-İlm” ve benzeri değerli eserler ortaya çıkmıştır.

Fakat ne yazık ki, sonradan gelen Müslümanlar, ilmi unuttular, sadece amel/ibadet ve zikir yolunu seçerek kuvvetli olan yolu terk etmişler, İslam’daki dünya-âhiret dengesini bozmuşlardır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Fakat onlardan ilimde derinlik kazananlar ile müminler sana ve senden önceki peygamberlere inanırlar. İşte onlara yakında büyük mükâfat vereceğiz.” (Nisa, 4/162) “De ki; hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9) Ali b. Ebî Talip de şöyle demiştir: “Size bilmediğiniz bir şey sorulunca kaçın”. Ey müminlerin Emiri! Nasıl kaçalım? Denilince de: “En iyisini bilen Allah’tır” deyin. (Dârimî, Mukaddime, s. 63.)