Kusursuz bir suret mi, altın gibi parlayan bir kalp mi? Güzellik solar, para biter; geriye sadece iyi ahlak ve sevgiyle büyüyen paha biçilmez evlatlar kalır.

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, destursuz bağa girenin hali harapmış. Allah'ın günleri darı tanesinden çokmuş.
Mutluluk Ormanı'na yakın köylerden birinde, aynı mahallede oturan iki kardeş varmış. Bu iki kardeşten abi olanın durumu iyi, işleri yolundaymış. Fakat karı kocanın gözü aç, karnı doymak bilmez, şükretmeyi beceremezlermiş.
Küçük kardeşin durumu iyi olmamasına rağmen, o kadar iyi kalplilermiş ki yardım isteyenleri hiç geri çevirmezlermiş. Bu yüzden karı kocanın aç uyudukları zamanlar da olurmuş.
Derken bir gün savaş çıkmış. İki kardeşin ikisi de askere gitmişler. Onlar askerdeyken hamile olan eşleri bebeklerini dünyaya getirmişler. Küçük olanın eşi dünyalar güzeli bir bebek dünyaya getirmiş. Büyük abinin de çirkin mi çirkin bir çocuğu olmuş. Zengin olanın eşi çok korkmuş: "Bu çirkin bebeği eşime gösteremem." diyerek diğer kardeşin hanımına bebekleri değişmeleri konusunda ısrar etmiş. Israrlara artık dayanamayan küçük kardeşin eşi kabul etmiş ve bebekleri değiştirmişler.
Gel zaman git zaman çocuklar büyümüş ve okula başlamışlar. Çirkin çocuk örnek talebe olup okul birincisi olmuş. Aynı zamanda hem iyi huylu, ahlaklı, annesini babasını üzmeyen efendi bir çocuk olmuş. Büyük kardeşin yetiştirdiği güzel olan çocuk da kötü huylu, kavgacı, tembel birisi olup çıkmış.
Büyük kardeşin çirkin oğlu Atlas için kendi aralarında konuşurlarken büyük abi serzenişte bulunur:
— Keşke o çocuk bizim olsaydı. Tam istediğim gibi bir evlat.
Bunu duyan karısı:
— Ah Bey, Ah Bey! Biz çocukları değiştirdik. Çocuk çirkin olunca sana göstermeye çekindim.
Kocası:
— Niye öyle düşündün? Bizim sülalede çirkin bir dedemiz olduğu söylenirdi. Hatta ona Çirkin Osman Dede denirdi. Ona çekmiş. Sonra insanları güzel, çirkin, siyah, beyaz diye ayırt etmek hem ayıp hem günah sayılır.
Bu konuşmanın üzerine karısı Sultan ile eltisi Binnaz çocukları tekrar değiştirmişler. Herkes kendi ailesi ile mutlu yaşamışlar.
Bu hikâyeden alınan ders şunlar olmalı:
Hiçbir insan parası ile değer kazanmaz. Para; çalışırken kazanılan, imkân ölçüsünde harcanan, ihtiyaç gideren bir araçtır. Yani kalıcı olabilir ama olmayabilir de.
Sonra güzellik, geçicidir. Fakat şefkat, iyi huylu olmak kişinin karakteriyle gelişen özelliklerdir. Para ile alınmaz. O zaman insanları, alışkanlığını, huyunu değerlendirmeden; güzel, çirkin, iyi, kötü demek ayıp bir şeydir.
Ayrıca çocuklar mal gibi değiştirilebilecek şeyler değillerdir. Çocuklar bir ailenin en kıymetli varlıklarıdır, paha biçilmez.
Bitmek üzere olan tatiliniz için ben ancak şimdi iyi tatiller dileyebiliyorum.