11 Ağustos 2026 günlerden Salı. 10 Ağustos 2026 Pazartesi günü, Gazi TBMM'de, unutulmayacak tarihi bir gün yaşandı.

“Terörsüz Türkiye Süreci" ile ilgili yasa tasarısı görüşmeleri ve tartışmaları ardından, mecliste bulunan 10 siyasi partinin (AK Parti, Yeni Parti, MHP, DEM, CHP, TİP, SP ve diğer) mensubu olan 467 milletvekilinin (87 red) kabul oyuyla genel kuruldan geçerek kanunlaşmış olduğunu öğrendik.
Halkımızın büyük çoğunluğu hatırlamasa bile, 10 Ağustos, "Sevr Sulh Muadehesi" ve İngiltere, Fransa, İtalya arasında imzalanan, “Sevr İtilâfı" adı altında Osmanlı İmparatorluğunu parçalama proje ve teşebbüsünün yıldönümü olduğunu bizler hiç unutmadık. Osmanlı Meclisi Mebusanı kapatıldığından, İstanbul Hükümetinin kararı ile, 2 Ayan meclisi üyesi ile Bern B.Elçisi 10 Ağustos 1920'de Sevr'i imzalamış fakat onaylanmadığı için yürürlüğe sokulamamıştır. Türk milletinin milli varlığına karşı, hazırlanmış bu suikast projesini, red edip çöplüğe atan, sonuçsuz bırakan Gazi Mustafa Kemal Paşa ve milli mücadele kahramanlarını, şehidlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.
Yasa tasarısının, 10 Ağustos’ta görüşülüp karara bağlanması, tamamen bir tesadüf mü, yoksa bilinçli bir tercih mi olduğunu bilemiyoruz. Bir yorum da yapmak istemiyoruz. 11 Ağustos 2026 tarihli milli basın organlarının internet sayfalarına bir göz atınca; çok değişik başlıklar altında "sürmanşet" ve değerlendirmeler görüyoruz. “Tarihi Yasada Büyük Uzlaşma", “Millet Seçti Türkiye Güçlendi", “Çok Sesli Barış", “Açılım Kervanı Yolda Düzelecek", “Barışın Koşulu Demokrasi", “Terörsüz Türkiye'ye Merhaba", “Süreçte Anayasa Sinyali", “Asrın Kararı", “Devlet Babalığını Yaptı" vb. başlıklarla kamuoyunun bilgisine sunulduğuna şahit olduk.
"Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" 17,5 saat aralıksız süren tartışmaların sonunda kabul edildi. Başından beri, komisyon çalışmalarına katılmayan, İYİ Parti, yasanın Sevr Antlaşmasının yıl dönümünde meclise getirilmesine de tepki göstererek "HAYIR" oyu vereceklerini beyan etti. Yeni Parti yönetimi tasarıya prensip olarak "EVET" oyu vereceklerini fakat milletvekillerini serbest bırakıldığını ifade ettiler. Yeniden Refah Partisi de çekimser oy kullandıklarını öğrendik. Nihayet oylama sonucunda 467 kabul, 87 red ve 7 çekimser oyla yasa kabul edilmiş oldu.
Meclis TV'sini izleyenler çok dikkat çekici ve ibret verici tarihi konuşmalara tanık oldular. İyi Parti grup sözcüsünün, şehit asker ve polislerimizin uzun listesini okumaya başladığında, sürecin mimarı partinin genel başkanı ve refakatindeki vekillerin, genel kurul salonunu sessizce terk etmeleri, unutulmaz sahnelerden birisi olmuştur herhalde.
Yasal düzenleme açıklandığı üzere, PKK/KCK terör örgütünü kurma veya yönetme, örgüte üye olma veya bilerek ve isteyerek yardım etme ve örgütün propagandasını yapmak suçları ile, örgüt lehine işlenen Terörizmin Finansmanın Önlenmesi Hakkında Kanun'da belirtilen suçları kapsamaktadır.
15 Ağustos 1984'te Siirt-Eruh ve Hakkari-Şemdinli ilçelerine, kanlı terör örgütü PKK’nın baskınlarıyla başlatılan ve 40 yıldan fazla bir zamandır Devletimiz ve Milletimizle yürütülen mücadelede; binlerce asker, polis, güvenlik görevlisi ve sivil masum vatandaşımızın şehit olmasına, on binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine sebep olan, uluslararası destekli terör belasından kurtulmak için atılan bu ciddi yasal adımın sonuçları, uygulamaların sonunda görülecektir.
Teklifin ve yasanın mimarları, bu düzenlemenin "Bir af yasası" olmadığını ifade etseler de; infaz ertelemesi, ceza ertelemesi, şartlı salıverme vb. hukuki ve teknik uygulamalar, resmen af statüsünde olmasa da, yargılanmış kesin hüküm giymiş cezaevlerindeki binlerce teröristin (3500-4000 olduğu tahmin ediliyor) toplumun içine salıverilmesini; dağdakilerin yurda girişine müsaade edilmesi, kamuoyu nezdinde "Fiilen Af" olarak kabul edilecektir.
Bu yasal düzenleme kabul edilmeden önce, "referandum" gibi son derece demokratik ve toplumun görüşünü en iyi şekilde yansıtacak bir yöntem ile gündeme getirilmiş olsaydı, kimsenin bir haklı-haksız itirazına yer kalmazdı diye düşünüyoruz.
Atalarımızın dediği gibi, "Atı alan Üsküdar'ı geçtiğine" göre; sade vatandaşlar ve toplum olarak dileğimiz; yasada öngörüldüğü gibi, PKK/KCK terör örgütü ve bütün bağlantılı oluşumların (ismi ne olursa olsun) silahlarını bırakmaları ve kendilerini feshetmelerinin sağlanmasıdır. Avrupa ülkelerinde yıllardan beri kümelenmiş, STK kılıfında ülkemizin aleyhinde her türlü icraatı yapan aynı yapıların varlığını ve faaliyetlerini de unutmamak gerekir.
Ülkemize, insanlarımıza vermiş oldukları maddi ve manevi acı, ızdırap ve ekonomik kayıplara yol açmış; Türk Silahlı Kuvvetleri, Emniyet, İstihbarat Teşkilatı ve güvenlik güçlerimizle defalarca hezimete ve yenilgiye uğratılmış PKK/KCK ve uzantılarına diyeceğimiz şudur: Önlerine konan bu son tarihi fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek suretiyle, 86 milyon insanımızın huzur, barış ve güven ortamı içinde yaşamaları için her türlü müsbet adımları atmaktan asla geri durmasınlar.
"Hakkınızda şer gibi zannettikleriniz hayırlı, hayırlı olarak bildikleriniz de şer olabilir, siz bilemezsiniz Allah bilir" buyuran Cenab-ı Hakk'ın takdir ve emrine de kulak verip diyelim: "Şerde hayır çıkar inşallah". Vesselam.