İslamî ilimleri yaşatmak ve zengin bir düşünce potansiyeline sahip olmak için, İslam âlimlerinin ve İslam büyüklerinin yolundan yürümek zorundayız.

Başta Değerli Mezhep İmamı âlimlerimiz olmak üzere, asırlarca toplumlara hukuki, iktisadi, siyasal ve sosyal alanlarda bize ışık tutan âlimlerimizin metotları acaba ne idi? Bunları on binlerce içtihatlarını, yüzlerce ciltten oluşan fıkhî eserlerini nasıl ortaya koymuşlardır? Başarılması âdeta imkânsız gibi görülen bu zor işi nasıl başarmışlardır? Bunun için hangi metodu kullanmışlardır? Maalesef çoğunluk bunları yeterince bilmekten yoksun bulunmaktadır.

Bu sebeple, bu metotları araştırıp ortaya koymak ve uygulama alanına sokmak zorundayız. Zira metotsuz başarı elde edilemez. Şark dünyası olarak bizim en büyük eksiğimiz bu noktalarda düğümlenmektedir.

“Minhacu’l-Müteallim” adlı meçhul yazarın eseri öğrencilerine ve diğer Müslümanlara yaptığı çok değerli tavsiyeleri kapsamaktadır. Aslında o büyük müçtehidin ilim yolunu ve hizmet metodunu araştırmak bir Fakülte işidir. Biz sadece bazı tavsiyelerini burada sunmakla yetiniyor, geleceğin araştırmacılarına bu alanda başarılar diliyoruz. İlmî ve fikri gelişmeler bakımından hayli geride kalan ülkemizde, İslam’a hizmet etmenin yolu müçtehit âlimlerimizin izini takip etmekten geçer.

İlk İslam büyüklerinin ve müçtehit âlimlerimizin yaptıkları çalışmalar, asırlarca İslam toplumlarına yön vermiştir. Bu çalışmalar üzerine devletler ve imparatorluklar kurulmuştur. Müslümanlar işte bu sayede üç kıtaya yayılarak hâkimiyet kurmuşlardır.

Günümüz Müslümanlarının eksik yanı o büyük âlimlerimizin metotlarını bilmemeleri ve gereği gibi uygulamamalarıdır. Onları bu seviyeye yükselten metot aydınlığa kavuşturulmadan arzu edilen noktaya ulaşmak imkânsızdır. İslam âlimlerinin metotları araştırılmalı ve bunlara günümüzün şartları da ilave edilerek yeni metotlar bulunmalı ve eski medeniyetimizi tekrar kurmalıyız.

İşte bu kitap, müçtehitlerin önderi olan İmam Âzam ‘ın öğrencilerine yaptığı tavsiyelerin bir bölümünü kapsamaktadır. Bu bakımdan bize vereceği metotlar hayat boyu uygulanacak prensiplerdir. Bu alandaki daha geniş ve derin çalışmaları İmam Âzam Fakültesine bırakıyor ve elinizdeki kitaptan azami derecede yararlanmayı umuyoruz.

İlim İslam’ın hayatı, imanın direğidir. İlim öğrenen kimseye Allah tam bir ecir verir. İlim öğrenip de onunla amel edene, Allah bilmediklerini de bildirir.”

“En üstün sadaka, kişinin ilim öğrenip sonra bunları Müslüman kardeşine öğretmesidir.”

Hz. Ali Şöyle demiştir:

Alim, gece ibadet edip gündüz Allah yolunda cihad eden kimseden daha üstündür. Bir âlim ölünce öyle bir boşluk doğar ki onu kimse dolduramaz.”

İlme ve İlahiyata intisap etmek Allah’ın büyük bir lütfudur. İlim öğretmek ise büyük bir hizmet ve sadakadır. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetler zaman ile kayıtlıdır. Fakat ilim zaman ile kayıtlı değildir.

Namaz, oruç, hac gibi ibadetleri terk etmekle kişi fasık olduğu gibi, ilim öğrenmeyi terk etmekle de fasık olur. (Mihacü’l-Müteallim’den)