Fikir ayrılıklarında haklıyken bile susabilmek, ilmi münakaşayı kavgaya değil hakka teslimiyete dönüştüren en yüksek ahlaktır.

Bilimsel tartışmalar, ilmin gelişmesine ve beyin jimnastiğine sebep olur. Ancak bu tartışmalarda riayet edilmesi gereken nokta fikri söyleyip ısrarcı olmamaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “Kim batıl yolda iken münakaşayı terk ederse, cennette onun için bir ev inşa edilir. Haklı olduğu halde kim tartışmayı terk ederse cennetin ortasında onun için bir ev inşa edilir. Kimin ahlakı güzel olursa onun için cennetin en yüksek yerinde bir ev inşa edilir.” (Ebû Davud, Tirmizi, İbnMace; Münziri, Terğib, 1/72)
Sahabe kendi aralarında sevgi, yardımlaşma ve ötekini tercih etmede örnek verilmekteydi. Ancak hakkın zayi olması söz konusu olduğu zaman ihtilafa düşüyorlardı. İhtilaf edince, hak ortaya çıktığını anladıkları zaman süratle hakka teslim olurlardı.
Hem onlar, ihtilafa düşünce ahlak ilkelerine, edebe en çok riayet edenlerdi. Saygın olan varlıkları en çok koruyanları idiler. Onlar birbirini yalanlamazlar, bir birini itham etmezlerdi.
İslam’a girişi önce olanların üstünlüğünü tanırlar, Allah davası yolunda çok infakta bulunanlara teşekkür ederlerdi. Allah’ın verdiği hayır ve bereketten dolayı birbirlerine karşı haset duygusu içinde olmazlardı. Bu onlara müşterek bir hayır olarak yeter. Bu yüksek ahlak sebebiyle yapılan güzelliklere ve hayırlara hepsi ortak oluyorlardı. (Mustafa Es-Sibai, Essünnetü ve Mekânetüha Fi’t-teşrri’il-İslamî, s 127)