Peygamber mirası olan din hizmeti; ilmi vakar, ihlas, sağlam kaynaklar, birleştirici bir üslup ve cehaletle mücadeleyi gerektiren lekesiz bir mesuliyettir.

Bir Müslüman için en büyük düşünce, en makbul amel İslam’a hizmettir. İslam dinine hizmet etmenin yüksek mertebesi İslamî ilimlerin yolundan geçer. İslamî ilimlerin en yüksek seviyede öğrenileceği müessese, özellikle Yüksek İslam Enstitüleri/İlahiyat Fakülteleridir. Yüce Allah’ın büyük bir lütfu olarak Hz. Peygamber (s.a.)’in ilim mirasını omuzlarında taşıma misyonunu devralan böyle kutsi bir müesseseye intisap etmiş ve dört yıl gibi uzun bir zamanımızı ilim yolunda geçirmiş olmanın sevinci ve başarmanın mutluluğu içinde inşallah sizleri bekleyen yeni görevleri omuzlayacaksınız. Böyle bir şerefe nail olduğunuzdan dolayı Allah Teala’ya ne kadar şükretseniz azdır.
Şu fani dünya hayatında çok çeşitli meslekler, muhtelif meşrepler ve hizmet alanları vardır. Fakat, süt beyazı gibi tertemiz, su gibi berrak, lekesiz ve leke kabul etmez en yüce meslek şüphesiz bizim intisap ettiğimiz meslektir. Bunun dışındaki mesleklerin hepsinde tehlikeler ve lekeler vardır. Bizim mesleğimiz ise asla leke kabul etmez, eğrilik kabul etmez. Başka insanların ve meslek mensuplarının işledikleri günahlar fazla göze batmayabilir, fakat bizim işlediğimiz mekruhlar bile büyük günah gibi dikkat çeker ve toplum üzerinde olumsuz etki yapar. Esasen toplum, bu hassasiyetinden dolayı haksız da sayılmaz. Zira bizim intisap ettiğimiz bu ulvi meslek Hz. Peygamber (s.a.)’in mesleğidir.
Görevimiz önce kendimizi düzeltmek, sonra da diğer Müslüman kardeşlerimizin irşadına çalışmaktır. Bu peygamberî meslekte insanları irşat edebilmek için çok hassas davranmalı, her yerde ve her zamanda mesleğin vakarını korumaya azami derecede dikkat göstermeliyiz. “Halkımız, din görevlisinin ve ilahiyat mensuplarının mekruh işlerine bile hassasiyet göstermektedir. Bunda haklıdır” demiştik. Evet, haklıdır. Çünkü halk din hizmetlisinin şahsında bütün bir müesseseyi görmektedir. İslam dinini çok yüce, kusursuz ve mükemmel bildiği ve öyle inandığı için, dine davet eden hizmet mensuplarını da öyle görmek istemektedir. Dinî hizmette başarı, başta ilim, sonra vakar ve irşat siyaseti çok iyi bilmekle ancak mümkün olur.
İslam akademisi mensuplarının öğretim prensiplerini kapsayan Zernûcî’ye ait “Talimü’l-Müteallim” adlı kitapta, ihtiyaç ve zaruret olmadıkça, ilmin vakarını korumak için, hocanın sefih kimselerle oturup kalkmamasını, ancak böyle bir durum ortaya çıkınca mutlaka burada da irşat görevini yerine getirmesi ve onlara bir şeyler vermesi gerektiğini, mezbelelik yerlerde, olur olmaz topluluklar arasında oturmasını, vakarını koruyabilmek için sokağa bile sıkça çıkmamasını tavsiye etmektedir. Bu tavsiye bizlerin ilim vakar ve haysiyetini koruma noktasında ne derece titiz davranmamız gerektiğine işaret etmektedir.
Yüksek İslam Enstitüsü diploması alan bizler nerede bulunursak bulunalım daima ağırbaşlı olmalı, başkalarının ayak ucunda olmamalı, maddi çıkar uğruna devlet adamlarının kapılarını aşındırmamaya bilhassa özen göstermeliyiz. Zira bir din âlimi halkın önderi ve manevi lideri mevkiindedir. Devlet ve siyaset adamlarına biz muhtaç değiliz ve olmamalıyız. Fakat esas onlar bize muhtaç konumdadırlar. Bizim kapımızı onlar çalmalıdırlar. Bir diğer nokta da her yerde her zaman alçak gönüllü olmalıyız. Fakat kendimizi, şeref ve haysiyetimizi çiğnetmemeli, daima karşımızda Hz. Peygamber (s.a.)’in manevi şahsiyetini gözlerimizin önüne getirmeli ve davranışlarımıza buna göre yön vermeliyiz.
Dinî hizmet alanlarının çeşitli kademelerinde görev alacaksınız. Biliniz ki, görevinizde başarılı olmanın sırrı ilim ile kaimdir. Her şeyden önce ilim ile beynimizi doyurmalısınız. Müstakil bir program dahilinde her gün çalışarak kendinizi çok iyi yetiştirmeli ve bir saniye bile boş zaman geçirmemelisiniz. Hangi mevkide olursanız olunuz, meseleleri sağlam bir şekilde kaynaklarından öğreniniz ve öğrendiklerinizi özet olarak Müslüman halkımıza öğretiniz. Size bir soru sorulduğu zaman cevabını tereddütsüz bir şekilde biliyor olsanız bile hemen cevap vermeyiniz. Kendinize biraz düşünme payı ayırınız.
Fetva vermeniz söz konusu olunca mutlaka kitaba tekrar müracaat ederek ve mülahaza ederek karar vermeyi prensip edininiz. Bilmiyorum demekten asla çekinmeyiniz. Hz. Ali (r.a.) bilmediğimiz bir soru ile karşılaşınca “bilmiyorum” demeyi tavsiye etmektedir. Her şeyi bilen sadece yüce Allah’tır. İmam Âzam, İmam Malik ve İmam Şafiî gibi müçtehit âlimler bile kendilerine sorulan bazı sorulara “bilmiyorum” cevabını vermişler; bizlere bu noktada yol göstermek istemişlerdir. Bilmediğiniz konularda bilenlerden öğrenmekte asla çekinmeyiniz. Çünkü yüce Allah şöyle buyuruyor: “Her bilenden daha üstün bilenler vardır” (Yusuf, 12/76)
İlmî mütalâalarınızda özellikle eski âlimlerin eserlerine müracaat ederek meselelerin aslını öğrenmekte ilk kaynaklardan faydalanmayı ihmal etmeyiniz. Zira ilk kaynakların verdiği bilgiler hem daha sıhhatli hem de müellifleri daha ihlaslı oldukları için feyiz ve bereket kaynağıdırlar. Formalitecilikten, şekilcilikten uzak olunuz. Öze inmeye ve İslam’ı özü ile tanımaya ve tanıtmaya özellikle gayret etmelisiniz. Sahip olduğunuz bütün kitapları baştan sona okumak ve bir kitapta okuduğunuz bütün görüşleri benimsemek yerine, her kitaptan beğendiklerinizi ve kendinize lazım olanları alıp diğerlerini kitabın sahibine bırakarak esas kendi balınızı yapmasını bilmelisiniz.
İrşat siyasetini Hz. Peygamber (s.a.)’den öğreniniz. Bunun için Siret ve Şemail-i Nebi kitaplarını tekrar tekrar okuyunuz. İmam-Hatip okullarında Arapça öğretmeni iseniz, öğretimde tek bir kitap ve tek bir metot izleyerek bir sınıfa baştan sona kadar okumaya gayret etmelisiniz. Bu durumda öğretimdeki başarınızın ikiye katlandığını göreceksiniz. Müslümanın ikinci anadili olan Arapçayı seviniz. Bütün İslamî ilimlerde başarıya ulaşmanın yolu Arapçayı çok iyi öğrenmekten geçer. Arapçayı mükemmel anlamda bilmeyenler hiçbir ilmin kapısını açamaz, özellikle İslamî ilimler alanında sağlam bir bilgiye sahip olamaz.
Öğrencilerinize kuru bir disiplin anlayışı ile değil, sevgi ve saygı ile hakim olmaya çalışınız. Derslerde öğrencilerin gönlünü fethetmeyi başarmalısınız. İlmi kafadan kafaya değil, gönülden gönüle aktarmaya çalışınız. Öğrencileri derslere, not korkusu ile değil, ilim aşkı ve hoca sevgisi ile çalıştırmayı başarmalısınız. Mevki ve rütbesi ne olursa olsun, sizden önce mezun olmuş ağabeylerinize ve yaşlı meslektaşlarınıza karşı daima saygılı olunuz. Hiçbir yerde hiçbir şekilde bir meşrep veya mesleke mensup kimselere hor bakmayınız, başkalarını hakir görmeyiniz.
Bu dünya hayatında kimin nerede ne ölçüde nasıl hizmet yapacağını bilemeyiz. Bu bakımdan menşei ne olursa olsun, bütün hataları ve sevapları ile İslam dinine hizmet eden yahut hizmet iddiasında olan Müslüman kardeşlerimize karşı asla kötü ve ayrımcı gözle bakmamalısınız. Hizmet yaparken Müslümanları ayıran değil birleştiren olmalısınız. Zira bizim mesleğimiz yalnız halis Müslüman kişiler değil, munafık, kâfir ve fasık kimselere de irşatta bulunma mesleğidir. Ayrımcı ve katı bir tutumla irşatta başarılı hizmet yürütmek mümkün değildir. “Talimü’l-Müteallim”, “Minhacü’l-Müteallim” ve “el-Alim ve’l-Müteallim” gibi klasik İslami ilimler akademisi mensuplarını, klasik metinleri ile birlikte öğrencilere özel olarak okutunuz. Bu metinleri kendiniz de çokça okuyunuz.
İslam cihad dinidir; aksiyon dinidir. En büyük ve en faziletli amellerden biri cihaddır. Bu da iki şekilde yapılır: Mal ile cihad, can ile cihad. İslamî ilimler alanında bir konu etrafında araştırmalar yapmak, yoğun çalışmalar yürütmek, ilim öğrenmek, başkalarına ilim öğretmekle meşgul olmak suretiyle değerli insanlar yetiştirmek ise Allah yolunda cihattır. Hakiki bir âlimin, bir millet için diriltici nefes olduğunu asla unutmamalı ve buna göre ilmi çok sevmeli, ilim sahiplerine sarılmalı ve ölünceye kadar ilim yolcusu olmalıyız. Cihatların en büyüğü, cehalet ve taassubun hüküm sürdüğü asrımızda İslamî ilimleri ihya etmek/diriltmek/yaşatmak ve yeniden hayata geçirmektir. Bulunduğunuz muhitlerde ilmî faaliyetleri, ders, seminer ve sohbetler halinde yürütünüz. Özellikle fıkıh sohbetlerine önem veriniz.