Birileri kablumbağaya sorarlar: - Beş km'yi kaç saatte yürürsün? - Göstereceğiniz yola bağlı.
Düz mü - yokuş mu - iniş mi?
Engebeli mi - sakin mi?
Tehlikeli mi - değil mi?
MERHAMETSİZLER VE CANİLER VAR MI?
- Her faktörün vasat olmasına göre bize bir süre veremez misin?
- Elbette veririm. Hadi 8 saat diyelim.
- Tamam hadi başlayalım. Biz araba ile gidiyoruz. Seni bitiş yerinde bekleyeceğiz.
- Tamamdır. Haydi Bismillah.
Meraklılar 7 saat sonra bitiş yerine gelirler ve beklemeye başlarlar.
Sekiz saat dolar ama, kablumbağa hala görünürlerde yoktur.
On saat olur, 14 saat olur. Nihayet 18 saat olur, yarışcı hala yoktur.
Meraklılar sinirlenmeye başlarlar. Belki de haklı olarak, tosbağa bizi işletti mi acaba diye düşünmeye başlarlar.
Geliş tarafına doğru öfkeyle yürümeye başlarlar. Niyetleri kaplumbağayı bulup hesap sormaktır.
Bir de ne görsünler:
Kaplumbağa kan ter içerisinde, büyük bir ciddiyetle, bitiş çizgisine doğru mesafe almaktadır.
Meraklılar biraz öfke, biraz aldatılmışlık hissiyle yarışçı kaplumbağaya çıkışırlar:
- Hani 8 saatte geliyordun, 20 saat oldu. Bu nasıl hesap, bu nasıl söz verme birader???
- Durun hele bir nefesleneyim. Ben sözümün eriyim, hesabım da doğrudur.
- Ne oldu da bu kadar sapma oldu o zaman???
- Çok özür dilerim. Karşıma çıkan nesebi belirsiz ve merhametsizler tam 10 yerde beni ters çevirdiler...!!!
Tekrar düzelebilmek için verdiğim mücadeleyi siz nereden bileceksiniz?
İyi niyetle, cesaretle, azimle, heyecanla ve kararlılıkla hedefe devam ederken;
zevk için savaşçının önüne türlü engeller çıkaran, şahsiyetsiz ve şerefsizlere binlerce YAZIKLAR OLSUN...!!!
Selam, sevgi ve dualarımla.
Yüceler Yüce'sine emanet olalım.
16 Haziran 2026. Saat: 18.00 Bucak.