Ekranların Kadrolu Yüzleri

Onları ekranların değişmez aktörleri olarak açık oturum programlarında hemen her gün görmekteyiz.

Gazeteci, araştırmacı yazar, hukukçu, siyasetçi, akademisyen, rektör, eski asker ve bürokrat gibi değişik meslek guruplarına sahip olan bu insanlar hemen her gün seksen iki milyonla alay edercesine ekranlarda boy gösteriyorlar.

Siz bakmayın onların mesleklerine, zira bütün konularda uzmanlar. Evlendirme programları bile yapabilirler.

Baş ağrısına, diş ağrısına, eklem romatizmasına, sinüzite, kaşıntıya, kansere çare olduğu söylenen “Adam Otu ” gibi her derde dermanlar.

Depremden, ekonomiye, dış siyasetten iç siyasete, töre cinayetlerinden, siyanürle intiharlara, terörden boşanmalara, hekimlikten ilaç sektörüne, küresel ısınmadan spora vb aklınıza ne gelirse her konuda bilgiye sahipler.

Konu, gastronomi dahi olsa en iyi “Kaz Lokması” tarifi vereceklerinden şüphe yok.

Onları ektirdikleri saçlarından, giydikleri kıyafetlerden, parmaklarındaki yüzüklerinden, yakalarındaki rozetlerinden, türbanlarından, makyajlarından, konuşma üsluplarından dahi tanır olduk.

Bu süpermenlerle öyle ünsiyet kurduk ki en yakın dost ve akrabalarımızı onlar kadar göremiyoruz desek yalan söylememiş oluruz.

Açık oturumların bu değişmez yüzlerini gördükçe Yeşil Çam Sokak’ta rol bekleyen figüranları hatırlamaktayız.

İstisnaları hariç, çoğu bindirilmiş kıtalar olarak karşımıza çıkıyorlar. Görevleri birinin ak dediğine diğerinin kara demesi!

Mensup oldukları mahalleye seslerini duyursunlar diye ellerinden gelen çıkışları yapıyorlar ama ileriye dönük hesaplarının olduğunun da mesajını vermeyi ihmal etmiyorlar.

Çoğunun karakter yapıları birbirine benziyor. Bir kısmının ortak özelliği dün bir başka safta cengaverlik yaparken, bu gün başka bir safta çarpışıyor olmaları.

Kimi zamanında Fetö’nün baş savunucusu, kimi Cumhuriyet Mitingleri’nin yılmaz savaşçısı, kimi HADEP kuruculuğundan tövbe edenlerden, kimi Milli Görüş’ün gömlek değiştirenlerinden, kimi milliyetçilik söylemlerinden sıyrılıp güçlünün yanına dümen kıranlardan, kimi halkçı düşünce saflarından çıkıp, kapitalist düzen çarkına su taşıyanlardan, çok azı da samimiyetle bulunduğu yerde duranlardan.

Ülke gündemi zengin. Konu çok. Ekran deseniz o da yeterince var.

Bu harika beyinlerin seksen iki milyona söyleyecekleri sözleri de çok.

Allah eksikliklerini vermesin. Onlar olmazsa bu ülkenin hali ne olur? Onları seyrettikçe ülkede bu kadar üniversitenin olmasının israf olduğu akla geliyor.

Ekranlardaki açık oturumların kadrolu yüzlerini en yakın seçimde herhangi bir partiden mecliste göreceğimizden veya bol maaşlı bir işle mükâfatlandırılacaklarından eminiz.

Gerçekleri söyleme noktasında aralara serpiştirilen bir avuç omurgalı, insaf sahibi insanın da söylediklerinin yanlarına kâr kalacağından şüphe yok.

Moderatörler aynı, katılımcılar aynı, ama seyircilerin aynı olduğu kanaatte değilim!

Zaten ekranlarda seyredecek bir şey kalmadı. Şiddet içeren, mafya yapılarını özendiren, tecavüz, haksızlık, hukuksuzluk, cehalet pompalayan diziler yerine millet artık belgesel veya spor kanallarını izlemeyi tercih ediyor. TRT müzik programı da tavsiyelerimiz arasındadır.

Sabahlara kadar gözümüzü kırpmadan seyrettiğimiz, bilgilendiğimiz eski açık oturumları nasıl da özlüyoruz.