Dr. Zülfikar ÖZKAN

Avukat - Yazar - NLP Trainer

zulfikarozkan@hotmail.com

Mutlu Olmak Her Zaman Mümkün mü?

Yıllardan beri mutluluk ve mutluluk araştırmaları üzerinde çalışıyorum. Kitaplar, makaleler yazıyor ve eğitimler veriyorum.  Bazen öyle sorular geliyor ki cevabını vermek çok zor oluyor.
Günlerden bir gün, mutluluk konusunda bir konferans veriyordum. Salonda yaklaşık yüz kişi kadar dinleyici vardı. Ben mutlu olmanın bir görev olduğunu, kendi iyiliğimiz ve dostlarımızın iyiliği için mutlu olmaya  çalışmamızın önemli olduğunu vurgulayarak konuşmamı sürdürüyordum.
Birden gözüm salonun önünden ikinci sıralarda oturan bir hanımefendiye takıldı. Bu hanımefendi gözlerinde yaşlarla beni dinliyordu. Kendisine dikkatlice bakınca, söz isteyerek ayağa kalktı ve sordu:
- Hocam, siz mutluluktan bahsediyorsunuz, ben yakın zamanda evladımı kaybettim. Nasıl mutlu olabilirim?
Salon birden donup kalmıştı. Şimdi bu soruya nasıl cevap verilebilir? Siz olsanız ne derdiniz?  Mutluluk konusunda nasıl konuşurdunuz?
Önce onu destekledim. “Evladınızın ölümü acı vericidir. Evladınız en değerli varlığınızdır. O sizin için  çok şey ifade ediyor. Bir de şöyle düşünelim: Acaba evladınız sizin ölünceye kadar  kendinizi üzgün hissetmenizi ister miydi? O şüphesiz sizi çok seviyor ve size çok değer veriyordu. Onun değer verdiğine (yani size) sizin de değer vermeniz gerekmez mi? O sağ olsaydı sizin çok fazla acı çekmenizi ister miydi?”
Bu hanımefendi ben  konuşurken derinlere  dalıyordu. Sorduğun sorular hakkında düşünüyor ve   belli ki oğluyla yaşamış olduğu  tüm güzel anları  aklından geçiriyordu. Çok  güzel anlar yaşadıklarını aklından geçirdiği yüz ifadesinden anlaşılıyordu.
Sonra kendisine oğluyla paylaştığı anların bir kısmını bizimle paylaşıp paylaşmayacağını  sordum. Bu soru üzerine gözlerinin yaşını sildi.  Yüzü gülümsemeyle birlikte parlamaya başladı.  Sonra oğluyla yaşadığı güzel hatıraları anlatmaya başladı. Oğlunu ilkokula kaydettiği günü anlattı. Beraber çok güzel anlar yaşadıklarından bahsetti. Konuşması şu cümle ile bitirdi: “Oğlum her zaman benim mutlu olmamı isterdi.” Biraz olsun rahatladığı beden dilinden anlaşılıyordu.
" İnsan insanın zehrini alır sözü" bir gerçeği ifade etmektedir. 
Başkalarının acısını ancak onların değer verdiklerine değer vererek dindirebiliriz. Bunun için sözlerin ve özellikle beden dilinin gücünden faydalanabiliriz. Zihin neye inanırsa beden o şekli alır. Zihnimizde anlayış ve kalbimizde sevgi yoksa bedenimiz bu durumu gösterir. Zihnimizden geçeni bedenimizde saklayamayız. Bu sebeple insanlara yardımımızın dokunabilmesi için samimi ve candan olmalıyız.
Ancak yüreğinde sevgi olanlar başkalarının acısını dindirebilir ve onlara şifa verebilir.
Kendimize ve başkalarına söylediğimiz sözlerle, kendimizin ve başkalarının ruh halini değiştirebiliriz. Kavramsal terapide olumsuz düşünceler daha olumlu ve kullanışlı olanlarla yer değiştirilir. Ancak bu işin uzmanlık işi olduğunu da unutmamalıyız.