Atilla ÇİLİNGİR

Yazar

Uykudan Uyanan Şehir…

Takvim yaprakları 1974 Yılının 14 Ağustosunu gösteriyordu…

Kıbrıs’ta başlayan 2’nci harekât süratle gelişmiş, Gazimağosa’ya giren Mehmetçik, sadece ata yadigârı bu Türk Şehrini değil, adanın da en önemli turizm merkezi olan ‘’Maraş’’ bölgesini de ele geçirmişti…

O günün sabahı bu turistik bölgeye giren askerlerimiz sokak, sokak araştırma yaptıkları sahil şeridinde hangi otele girseler, o otelin yemek masalarında yarım bırakılmış yiyecek tabakları, türlü içki şişeleri ile karşılaşmışlar, kimi otel lobilerinde ise dizi, dizi seyahat valizleri bulmuşlardı!

Bir zamanlar ‘’Akdeniz’in Monte Carlo’su’’ olarak bilinen bu turizm merkezi, o sabaha silah sesleriyle uyanmıştı!

Yılın neredeyse tamamında tatilin doyumsuz tadını bilen, yaşayan yüzlerce oteli dolduran binlerce turist; ilk kez savaşın o acımasız yüzüyle tanışmış, o nefis kumsallı sahillerde cıvıldaşan neşeli insan seslerinin yerini silah sesleri almıştı…

Ve…

O gün, on binlerce insan birkaç saat içinde Maraş bölgesinden kaçarcasına uzaklaştı. Savaşın gölgesiyle kararan ışıklar, bir daha yanmamacasına söndü…

BM Güvenlik Konseyi de bu bölgeye girilmesini yasaklayan bir karar aldı…

Aradan yıllar geçti. Neredeyse yarım asır oldu. Bu terk edilen, yasaklanarak derin uykuya dalan ‘’Hayalet Şehir’’ yeniden hayata dönüyor şimdi.

Uyuyan güzel,  uykudan uyanıyor…

Maraş’ın o kararan ışıkları yeniden yanacak. Tam 46 yıldır, insanların ayak basmadığı o ünlü sahil şeridi, adanın gözbebeği bu turizm merkezi yeniden insanlarla buluşacak…

Gazimağosa’nın Maraş’ı 8 Ekim 2020 Perşembe günü insanlığa açılıyor çünkü…

Kıbrıs müzakerelerinin ayrılmaz parçası Maraş, en nihayetinde Türkiye ve KKTC deki yöneticilerin vermiş olduğu çok doğru bir karar sonucunda adada yaşayanların hizmetine giriyor.  Çünkü Maraş bölgesinin neredeyse tamamı atalarımızdan bize miras Osmanlı Vakıflarının malı.

Ama KKTC yönetiminin yapmış olduğu çağrı; bu bölgede malı, mülkü olan üçüncü ülkeler de dâhil herkesi kapsıyor…

Pekiyi, Rum kesimi atılan bu adım karşısında ne yapıyor?

O tarafta ortalık toz duman!

Yunanistan’ın da desteğin alan Rumlar öncelikle BM ve AB’yi ayağa kaldırıp, Maraş konusunda atılan bu adımın önünü kesmeye çalışıyorlar. Çünkü onlarda biliyorlar ki, Türk tarafının atmış olduğu bu kararlı adımdan dönüş yok.

Bu turizm bölgesinin canlanması için 10 milyar dolar gerekiyormuş, bölgede mevcut otellerin hemen, hemen tamamı üçüncü ülkelere aitmiş, bunlarla ilgili hukuki süreç yılları alırmış, artık bunların hepsi 8 Ekimden sonra eskimiş olacak.

Çünkü 8 Ekim 2020; Kıbrıs Türk Halkı için adada atılan en önemli adımlardan birisi olarak tarih sayfalarında yerini alacak.

Bu tarihten sonra Maraş bölgesinde faaliyete geçen her otel, o oteli açan ülkenin bayrağını da taşıyacak.

Bu tarihten sonra bu bölgede açılan her otele dünyanın dört bir yanından gelecek turistler, o ülkelerin pasaportlarını taşıyacak. O pasaportlara vurulacak giriş, çıkış onayında ay yıldızlı KKTC gümrük mührü olacak.

Varsın Kıbrıs meselesi bir elli yıl daha masada beklesin!

Ama inancım odur ki, Kıbrıs’ın en gözde turizm merkezi Maraş’ın canlanmasıyla birlikte burada yeniden faaliyete geçecek otellere gelecek yüz binlerce turist; Kıbrıs meselesini görüşme masasından çok daha önce çözecek.

Bu süreç, adanın sadece Rumlara ait olmadığını, adanın kuzeyinde Türklerin yaşadığını, onlarında ayrı bir devletinin olduğunu tüm dünyaya gösterecek.

Açıkçası artık adada sadece GKRY değil, KKTC’nin de varlığı tescil edilmiş olacak.

Sıralamış olduğum bu nedenler dolayısıyla Maraş bölgesinin halkın girişine açılması, orada bulunan 10 bin yatak kapasiteli otellerin hizmete girmesiyle ilgili karar çok önemlidir.

Bu kararı alan, ısrarla takip ederek, Türkiye’nin de tam desteğini sağlayan KKTC Başbakanı Sn. Ersin Tatar’ı kutluyorum.

Bu arada 11 Ekim 2020 Pazar günü KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimi var…

Korona salgınının tüm dünyayı etkisine aldığı bu kısıtlı dönemde ada Türkleri yeni bir Cumhurbaşkanı seçecek…

Cumhurbaşkanı adayları arasında iki isim öne çıkıyor!

Birincisi halen Başbakanlık görevini yürüten Sn. Ersin Tatar. Diğeri ise, halen Cumhurbaşkanlığı görevinde olan Sn. Mustafa Akıncı…

Sn. Akıncı Rumlarla iç, içe yaşamın anahtarı olan ‘’Birleşik Kıbrıs’’ çatısına giden yolu yani federasyonu; Sn. Tatar ise eşit egemenlik şartıyla iki ayrı devlet yapısını savunuyor.

Bu seçim de, daha öncekilerde olduğu gibi her iki aday da ikinci tura kalacak gibi gözüküyor! İkinci turda ise diğer adayların oylarını kendi tarafına alabilen, bu seçimin kazananı olacaktır.

Ancak adada yaşanan gerçeğe baktığımızda:

1968 yılından beri süregelen müzakereler sürecinden sıkılmış, bezmiş sadece günlük geçim derdinin peşine düşmüş iki ayrı halk ise, an itibariyle içselleştirdiği iki ayrı bölgedeki yaşam şekline alışmış bir halde geleceğini planlıyor.

Onun içindir ki, adadaki çözümü siyasilerin tercihi değil! Adadaki yaşamı zenginleştiren adımların atılması sağlayacaktır.

Turizm, Doğu Akdeniz’deki enerji kaynakları, su, elektrik, sanayi, ticaret v.b… Bu adımların en önemlileridir.

Maraş Bölgesinin açılmasıyla birlikte burada mevcut lüks otellerin hizmete girmesi; KKTC’nin turizm gelirlerini ikiye hatta üçe katlayacak, bu gelişmede ada Türklerinin geleceğine zenginlik katan bir adım olarak tarihe atılan en güçlü imza olacaktır.