Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER

Kaliteli Yaşam Uzmanı

suleymancoskuner@hotmail.com

Efendimiz (SAV) 2

Hatice validemiz bu durumdan hiç bir şey anlamamıştı. Sadece oldukça tedirgin bir şekilde, Efendimiz'in "beni örtün" sözünün gereğini yerine getirdi. Sürekli titreyen Efendimiz'i yatağına yatırarak, üzerini kat kat örttü.

Manevi ağırlık, Efendimiz'i bir müddet sonra tekrar Cebel-i Nur Dağı'ndaki Hira Mağarası'na çekiyordu.

Tam 40 yaşında, yine mağarada tefekkürde iken, Cebrail Aleyhisselam yanına gelir. 

Kararlı bir şekilde: 

- "İkrah (oku)" der.

Efendimiz oldukça tedirgin bir şekilde:

- "Ben okuma bilmem ki" der.

Cebrail (AS) devamen:

- "Esirgeyip bağışlayan Allah'ın (cc) adı ile oku" der.

Böylece Kutsal kitabımız, Kur-an-ı Kerim ayet ayet inmeye başlar.

Bu durum Mekke'nin Ulularına gizlice iletilir. Ulular söz birliği ile, bu durumun yeni bir din ve yeni bir Peygamberliğin Allah tarafından, vahiy meleği Cebrail vasıtası ile getirildiğine hükmederler.

40 yaşında Efendimiz'e Peygamberlik gelmiş, son ve hak din İSLAM yeryüzüne inmiştir.

Efendimiz üzerinden tedirginliği atarak, manevi sorumluluğu derhal omuzlamıştır. 

Artık Rab'bimizin habibi ve Resul'udür.

Durumun her safhasının canlı şahidi olan, Hatice Validemiz ile, olanları istişare ederler.

Efendimiz:

- "Ya Hatice, Rabbimiz tarafından Cebrail ile insanlığa indirilen son ve hak din olan İslam'a ve benim O'nun Resulü olduğuma, kendi rızan ile iman eder misin" der.

Hatice Validemiz:

- "Ya Muhammed, ben seni çocukluğundan beri tanır bilirim. Gençliğinde bütün ticaret kervanlarımın tamamının idare yetkisini sana verdim. Hiçbir yanlışını görmedim. Herkes sana Muhammed-ül Emin dediler.

Seninle evlendim. 15 yıldır da mutlu, mesut yaşadık. Bu güne kadar sana nasıl güvendiysem, bundan sonra da güvenmeye ve inanmaya devam edeceğim. 

Son ve hak dinimiz İSLAM ve Peygamberliğin hayırlı olsun inşallah".

Yer kürede mü'min sayısı iki olmuştu.

Efendimizin Peygamberliğini ve Yüce dinimizi tanıyan ilk insan, Hatice Validemiz olmuştu. Daha sonra Efendimiz, en yakın - sadık dostu ve arkadaşı, Ebubekir Sıddık'a durumu iletti. 

O da hiç tereddütsüz kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldu.

Efendimiz, Hatice validemizin ticaret kervanlarını yönetirken bir kölenin fidyesini vererek Azad etmiş ve Efendimiz'in hizmetine hediye etmişti.

O azadlı çocuk köle Zeyd idi. Artık köle değil, ailenin bir evladı idi. Zeyd ile yakın yaşlarda olan, Efendimizi büyüten amcası  Ebu Talib'in oğlu, yani amcaoğlu Ali de, Zeyd ile birlikte mübarek ailenin içinde büyüyordu. 

İki küçük delikanlı kardeş gibiydiler. 

Evde olup bitenlerin canlı şahitleri idiler.

Efendimiz'in teklifine bile gerek kalmadan derhal iman ettiler. Peygamberimiz ile birlikte kutsal davanın ilk dört mübarek insanı belirlenmiş oluyordu.

5 kişilik mübarek İslam ordusunun çekirdeği oluşmuştu.

Efendimiz, Hatice validemiz ve Ebu Bekir Sıddık, gizlice en yakınlarına, İslamı anlatmaya başlamışlardı.

Aynı anda da Cebrail (AS), yerine ve zamanına göre, vahiy yoluyla kutsal kitabımızın ayetlerini peyder pey Efendimiz'e getirmeye devam ediyordu.

DEVAM EDECEK...

 

Selam, sevgi ve dualarımla.

Yüceler Yüce'sine emanet olalım.