Seyfettin KARAMIZRAK

Köy Okullarına Dönüş

Millî Eğitim Bakanlığınca açıklanan; “Köy okullarının yeniden açılacağı” haberi, yerinde ve sevindirici bir karardır.1990’ lı yıllardan itibaren uygulamaya konulan, “taşımalı eğitim” birçok köyümüzde ilkokulların kapanmasına sebep oldu.

O yıllarda “ilköğretim müfettişi” olmamızdan ötürü, biz de bu uygulamanın denetimini yapmaktaydık. Kocaeli’de ilk “Taşımalı Eğitim” Kandıra İlçesi’nin Akçaova Köyü’nde başlatılmıştı.

Civardaki birleştirilmiş sınıflı birçok köy okulu kapatıldı. Öğrenciler, “beş sınıf bir arada” eğitim görmekten çıkarılarak, bağımsız dersliklerde eğitim öğretim görmeye başladılar. Zamanla taşımalı eğitime hız verilerek başka ilçelere de yayıldı.

Taşımalı eğitim gitgide yurt sathına yayıldı. Birçok İl’de uygulamaya konuldu. Bu uygulama öğretmen ve öğrencilere daha rahat, daha çağdaş bir eğitim ortamı hazırlamak içindi aslında. Fakat öğrenci taşımanın, kendine özgü zorlukları da vardı.

Minicik öğrencilerin sabahın erken saatlerinde ve derslerden sonra sağlıksız yollarda adeta çalkalanarak yolculuk yapmaları büyük sıkıntıydı doğrusu. Hele mesafesi uzun yolu kötü olan köylerde bu daha da sıkıntılıydı. Bir de taşındıkları okulda beslenme sorunları yaşanmaktaydı.

Zamanla “taşıma servislerine” standartlar getirilerek iyileştirilmeye çalışılsa da bu hiçbir zaman istenilen kalitede gerçekleştirilemedi. Öğrenciler yorgun, hatta ayakta bile yolculuk yapıyorlardı.

Bir diğer sıkıntı da öğrenci duraklarıydı. Birkaç köyün öğrencisini birlikte taşıyan araçlar, yağmur altında, ya da sağlıksız, derme çatma duraklarda korumasızca bekleyen öğrencileri toplayarak taşıma merkezine götürüyordu.

Bu aksakların denetlenerek, yetkililer haberdar edilmesine rağmen, siyasi sıkıntılardan, ya da durakların korunamamasından ötürü tam olarak bu sorun da çözülemedi diyebiliriz.

Daha sonra taşma merkezlerinde, taşınan öğrencilere kumanya dağıtılmaya başlandı. İhaleyi alan bazı firmalar sağlıksız ve eksik gramajlı gıda veriyorlardı. Tespitler yapılmasına rağmen bu durum da siyasi nedenlerle sağlıklı yürümedi. Zaman zaman toplu gıda zehirlenmeleri de yaşandı. Bunu bile istismar ederek sebebini şebeke suyuna yıkmaya çalıştılar.

Zamanla Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde 64 köy okulu taşımadan ötürü kapanmıştı. Milli Eğitim Bakanlığı, bu okul binalarını satmak için harekete geçti.

Yaptığımız inceleme tespitlerinde; bu okul binalarının ve lojmanların çoğunun harap olduğunu, hatta ağıl, samanlık yapıldığını gördük. Durum gerçekten de vahimdi. Neticede bazılarının muhtarlık binası yapılması dışında bu binalar tamamen tahrip oldular.

Daha sonra bazı köylerde 1. 2. 3. sınıflar taşımadan çıkarılarak o köyde eğitim öğretim görmeleri sağlandı. Burada koşul; o köyde en az 10 öğrencinin olmasıydı. 10’un altına düşen köylerde de okul kapanarak öğrenciler taşımaya alındılar.

Neticede şunu söyleyebiliriz. Taşımalı eğitimin olumlu katkılarına rağmen, okulu kapanan köyler, öğretmenden ve öğretmenin köye olumlu katkılarından mahrum bırakıldı. Köylerde Türk Bayrağı göndere çekilmez, İstiklal Marşımız söylenmez oldu.

Şimdi basına Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamalarda; “Köyde 5 öğrenci bile olsa o okulu açacağız ve bir öğretmen görevlendireceğiz” denilmektedir. Bu sevindirici habere örnek olan okullardan ilki geçenlerde açıldı.

Millî Eğitim Bakanı Sayın Mahmut Özer; Samsun’un merkeze 27 kilometre uzaklıktaki Alanlı köyünde açılışını yaptığı okula; “MATEMATİK VE TABİAT OKULU” adını verdiklerini söylemekte. Bu Türkiye’deki eğitim sistemi açısından da son derece umut verici bir adımdır.

Sayın Mahmut Özer açılışta yaptığı konuşmada; “bu okulların ana sınıfından ilköğretime, halk eğitimi merkezinden gençlik kampına; yani “Köy Yaşam Merkezleri” ne dönüştürüleceğini belirterek aktif biçimde kullanılacağını söyledi.

Özer’in; “Özellikle Covid-19 salgını, yavaş yavaş köylere doğru yeniden dönüşün ilk adımlarını da tetiklemeye başladı ve özellikle artık bugün gündemimizde olan gıda tedarik zincirlerindeki problemler, tarımın tekrar canlanması, tarıma odaklanılması bu dönüşümü zorunlu kıldı. Millî Eğitim Bakanlığı olarak biz köy okullarımızın binalarını tekrar hayata kazandırma, köy yaşam merkezine dönüştürmeyle ilgili harekete geçtik. Yaklaşık 6 aydan beri Bakan Yardımcılarımız, genel müdürlerimiz, STK'lar ve diğer paydaşlarımızla konuyu tartıştık ve ilk adımı attık." Şeklindeki açıklamaları, olumlu pozitif bir adımdır. Kendisini ve ekibini candan kutluyoruz.

Edinilen bilgiye göre, açılan okulun bünyesinde 6 farklı atölye oluşturulmuş. Okulun bahçesi “doğada kampçılık” çalışması için hazırlanmış. Ayrıca kuş gözlemevi yapmışlar.

Bu okulların diğer bir özelliği de kent merkezlerindeki ilköğretim okullarından gelecek öğrencilere açık olmaları. Okulda tarım, hayvancılık, matematik vb. alanlarda uygulamalı dersler verilecek. Tohum bankacılığının, ata tohumlarının önemi anlatılıp nasıl kamp yapılacağı uygulamalı olarak öğretilecek.

Açılan bu tür köy okullarının bir yararı da, okul öncesi eğitime erişimi sağlamak olacaktır. Bu amaçla yönetmelik değişikliği yapılarak köylerde ana sınıfı açılmasıyla ilgili on öğrenci şartı beşe düşürülmüş. Bu yeni uygulama sayesinde köylerdeki aileler çocuklarını anaokuluna gönderebilecekler. Aynı zamanda bu okullar Halk Eğitim Merkezi işlevlerini de sürdürecekler.

Hayatın içinde, hayatla beraber “yaparak yaşayarak” öğrenmenin önemi büyük. Umarız alışılmış ezberleri bozar. Örnek uygulaması sayesinde de bilmeden, anlamadan yapılan ezberlemeleri rafa kaldırır bu uygulama. Bekleyip göreceğiz.

Sevgiyle kalın…