Halil İbrahim KAHRAMAN

Doktor

Kan Bağışı ve Hacamat

Son günlerde Kızılay'ın kan stoğunun azaldığı ve bunun önemli bir sağlık hizmeti sorunu yaratabileceği uyarılarını okumaktayız. Bir hekim olarak mesleki sorumluluk bilinciyle bu yazıyı yazmak ihtiyacını duydum. 

Önce hacamat nedir diye soralım. Tarifinde kupa ile vakumlama yaparak kanda bulunan toksinleri, yani pis kanı temizlemek için vücuttan atma işlemidir deniyor. Bu işlem binlerce yıl öncesine dayanan tıbbi tedavi yöntemidir. Hacamatla ilgili tanıtıcı bilgilere baktığımızda her türlü derde deva gibi anlatılmaktadır. Arap toplumunda da uygulanan bir yöntem olup konunun dini bir boyutu yoktur. Peygamberimiz Hz. Muhammed’in o günün şartları gereği hacamat yaptırdığı ve tavsiye ettiğini bilmekteyiz. Eski Mısır -Çin tıbbına dayanan bu tedavi metodunun sanki dini bir vecibe imiş gibi peygamber tıbbı adı altında tanıtılmasının doğru olmadığını bilmeliyiz. Önce şu soruyu sorup cevabına bakmalıyız. Sağlıklı bir insanın kanında pis kan var mıdır? Tabii ki yoktur... Bugünkü bilgiler ışığında pis kan denen kan toplar damarlarımızdan kalbe geri dönüp akciğerlerimizde yeniden oksijen oranı arttırılan kandır. İçinde herhangi bir mikrop, virüs ve hastalık yapıcı farklı bir madde yoktur. Hacamat ile alınan kan deri altındaki kapiller dolaşım kanı ile akkan dediğimiz hücreler arasında bulunan lenf sistemi sıvısıdır. Alım için uygulanacak yere önce küçük kesikler yapılır. Buraya havası alınmış kupalar uygulanır. Kupaya giren kanın pelte şeklinde olması onun pisliğinden olmayıp pıhtılaşmış olmasındandır. Tabii ki kupa işleminin uygulandığı alanda bu işlemin fizik tedavi benzeri etkileri de olmaktadır. Bu da işlemin yapıldığı şahısta bir iyilik hali oluşmasına sebep olmaktadır. 

Kan bağışına gelince, bu kişinin gönüllü olarak kan vermesidir. Kan bağışlamak, hayat kurtarmakla eş değerde olup herhangi bir sebeple kan ihtiyacı olan bir insanın sağlığına kavuşmasını sağlar. Bu sebeple bir damla kanın bir damla umut olduğunu unutmamalıyız. Kan alma işlemi zor ve zahmetli bir işlem değildir. İnsan kanın tek kaynağı olup sağlığımız yerinde ise gönüllü kan bağışçısı olmalıyız. Bilim insanları kan yerine geçebilecek yapay bir maddeyi henüz bulamamışlardır. Bağışlanan kan değişik ürünler haline getirilerek tedavi hizmetlerinde kullanılmaktadır. Kan bağışı vericinin sağlığına da faydalıdır. Baş ağrısı, stres, yüksek tansiyon gibi konularda tedavi edici özelliği vardır. Kan değerlerindeki fazlalığın yaptığı yorgunluk, uykuya meyil, atalet gibi şikayetlerin iyileşmesini sağlar. Başka bir insanın sağlığına faydalı olmak düşüncesinin ayrı bir mutluluk duygusu vereceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla kan fazlalığı gibi durumlarda hacamat gibi kanımızın alınıp çöpe atılması yerine daha yararlı olan kan bağışını tercih etmeliyiz. 

Kan bağışı nerelere yapılır? Ülkemizde Sağlık Bakanlığı hastaneleri, tıp fakülteleri ve Kızılay'ın kan merkezlerine bağış yapılabilir. Türk Kızılay Kurumu kan ihtiyacının % 85’ini karşılar. Türkiye genelinde 2022’de 3 milyon ünite kan alınıp değerlendirilmiş ve bu çalışma ile 4,5 milyon insanın ihtiyacı karşılanmıştır. Kızılay bu hizmeti 18 Bölge Kan Merkezi, 68 Kan Bağış Merkezi ve üç yüze yakın gezici kan toplama birimiyle yapmaktadır.

1980 yıllarında yapılan planlamada şehrimiz Düzce Bölge Kan Merkezi ile irtibatlandırılmıştır. O günün şartlarında Bolu, Zonguldak, Bartın, Sakarya, Kocaeli, Bilecik illerimizin Düzce üzerinden hizmet alması planlanmıştı. Günümüze gelince şehrimiz Tıp Fakültesi, Şehir Hastanesi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi, merkez ve ilçelerindeki devlet ve özel hastaneleri ile bir sağlık üssü haline gelmiştir. Yılda 100 bin üniteye yakın kan ve kan ürünü tüketmektedir. Bunun % 80 ‘ini bölgesindeki kan bağışçılarından sağlamaktadır. Dolayısıyla şehrimizde bölge kan merkezi olması düşünülmelidir. Şehir Hastanemizin açılışı sebebiyle sağlık hizmeti veren birimlerimizdeki boşalacak uygun bir yerde böyle bir imkanın planlanıp gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

Sağlıklı günler dileğiyle ...

Not:2019 – 2014 ve 2011 deki makalelerimde de bu konular işlenmişti.