Prof. Dr. Ersin Nazif GÜRDOĞAN

Akademisyen

engurdogan@gmail.com

Güzel Eylemlerin Yolu Güzel Düşüncelerle Açılır

Geçen bin yılda Buhara’dan Bursa’ya gelen, İstanbul’dan Doğu Avrupa’ya giden Türkler, gelen bin yılda Edirne’den Batı Avrupa’ya gidiyorlar.

Yeni bin yılın başında, Doğu Avrupa şehirlerinde olduğu gibi, Batı Avrupa şehirlerinde “Küçük Anadolu” lar oluşuyor. Türklerin Asya’dan Avrupa’ya yürüyüşlerinde, soy kardeşliğinden önce, yol kardeşliği etkisini gösterir. Yol kardeşleri arasındaki dayanışma, soy kardeşleri arasındaki dayanışmayı güçlendirir. 

Tarihin her döneminde, yol kardeşliğinin büyüme hızı, soy kardeşliğinin büyüme hızından daha büyük olur. Soy kardeşliği dil birliğine dayanırken, yol kardeşliği din birliğine dayanır. Din birliği insanlar arasında, ayrım gözetmeden, dil birliğinin alanını genişleterek, çok ileri boyutlara taşır. Yeni düşünce ve yeni eylem alanları açar.

Din birliğini düşünce ve eylem dünyasının, kalbine yerleştirenler, İlk Müslümanların Mekke’yi dönüştürmeleri gibi, bütün şehirleri kan dökmeden dönüştürürler. Onların güçleri şehirlerden önce, gönülleri kazanmasını bilmelerinden gelir. Onlar silahlarla şehirlerin kazanılmasına değil, güllerle gönüllerin kazanılmasına önem verirler.

*

Erenlerin yolundaki erler, İbrahim Peygamber’i izleyerek, ateş bahçelerini gül bahçelerine dönüştürler. Her alanda güzel düşünenlerin, güzel eylemleri olur. Onlar hem dostlarına hem düşmanlarına gül atarlar.  Bunun için Anadolu’da, “Gül atanlara gül atmak her kişinin, kurşun atanlara gül atmak er kişinin işidir” denilir. 

*

Anadolu’nun erleri ve erenleri, bulundukları şehirlere canlılık kazandırırlar. Camilerle çarşıları birbirleriyle bütünleştirerek, tüketen ellere üreten eller, olma yolunu açarlar. Onlar üretenlerin şehirleri büyüttüklerini, tüketenlerin küçültüklerini bilirler. Ve güzel insanları tüketimde değil, üretimde yarışmaya özendirirler.

*

Ebrehe’nin ordularına karşı Kabe nasıl korunursa, yanlışta birleşmeyen çoğunluğun düşünce ve eylem dünyalarında, yanlışlara karşı doğrular öyle korunurlar. Bu yüzden her ülkenin erleri ve erenleri, dönemlerinin Moğol’larına karşı, ülkeleri korumada hiçbir zaman ümitlerini yitirmezler, zor zamanlarda, meleklerin yardıma geleceklerini bilirler.

*

Sağlam ve köklü temelleri olan, bütün insanları kucaklayan, erenlerin kervanına katılanlar, nehirlerin ortasından geçtikleri şehirlere canlılık kazandırdıkları gibi, çoğunluğun bilgi ve bilgelik dünyasına güzellik kazandırırlar. Çoğunluğun güzellikte birleştiğini, güzellikten daha güçlü silah olmadığını bilenler, birbirleriyle güzellikte yarışırlar.

*

Güzelliği sevenler, daha güzel, en güzel olsun diyenler, geçmiş yüzyılların erenlerinin erleri, gelecek yüzyılların erlerinin erenleri görevi yüklenirler.