Doç. Dr. Süleyman COŞKUNER

Kaliteli Yaşam Uzmanı

suleymancoskuner@hotmail.com

"Yemedim Özüme Ağladım Gözüme"

Başlıktaki sözü, en çok rahmetli anacığımdan duymuşumdur. Herhangi bir problem halinde (üzüntü, öfkelenme, yorgunluk, moralsizlik vb).

Yemeden içmeden kesilme ve ağlamanın ne kadar harabiyat vereceğini anlatıyor.

"Kaliteli Yaşamın Hırsızları" kitabımda, bu konuları örneklerle, ayrıntılı bir şekilde anlatmıştım. İnsanoğlunun her türlü tedbiri almasına rağmen, bilerek- bilmeyerek, isteyerek - istemeyerek, üzülmesi gereken olaylarla karşılaşması mümkündür. (Ölümler, hastalıklar, kavgalar, ayrılıklar, kazalar, her türlü afetler, olumsuz iklim şartları vb.).

Kendimizi fanusa kapatsak bile, (ki buna imkân yoktur), söz konusu olumsuzluklar yine gelir bizi bulabilirler.

Hatta, devenin üzerinde olsak dahi, böö gelip bizi sokabilir.

Elbette, kendi ellerimizle ürettiğimiz ve dışımızdan gelen problemler de vardır. Yani, sorunsuz ve problemsiz bir hayat asla yoktur. Az problem veya çok problem vardır.

O halde problemsiz bir hayat beklemek yerine; "optimal problem çözümünü" öğrenip, hayatımıza uygulamamız gerekmektedir. Elbette ağlayacağımız, aştan ekmekten kesileceğimiz üzüntülerimiz olacaktır. (Ölümler, kazalar, depremler, yangınlar, hastalıklar vb.).

Polyannacılık oynamaya da gerek yoktur. Elbette insanlar makul bir süre acılarını yaşamalı ve içlerini boşaltmalıdırlar.

Aksi halde, daha büyük problemlerle karşı karşıya kalabilirler. ALLAH KORUSUN.

Önemli olan o makul sürenin sınırlarını çok iyi çizebilmektir.

Üzüntü bizi alıp savurmadan, problemleri daha da büyütmeden, ağlamayı sonlandırıp, normal yaşantımıza vaktinde dönebilmeliyiz.

Bunu yapamazsak eğer, mevcut problemlerimizin çözülmediğini ve nur topu gibi yeni problemleri ellerimizle üreteceğimizi asla unutmamalıyız.

Zira, yemezsek özümüzden- canımızdan gideceğini; ağlarsak da gözümüzün zarar- ziyan göreceğini asla unutmamamız gerekiyor.

Selam, sevgi ve dualarımla.

Yüceler Yüce'sine emanet olalım.