Yaşar RAVANOĞLU AKDAŞ

Nurbala

Bir varmış bir yokmuş. Mutluluk ormanı ortasında hüzün varmış. Çünkü kralın kızı Nurbala çok hastaymış. Hangi doktor muayene ederse doktor da hastalandığı için kız da iyileşemiyormuş.

Kral baba bu duruma çok üzülüyormuş. Doktorlardan tedavi imkânı bulamayınca falcılara danışmış. Falcılardan biri kral kızı Nurbala'nın kurbağa kralın oğlu prens Piskokar ile evlenmesi karşılığında iyi olacağını söylemiş. Kral da yardımcısı Pekbilir'i görevlendirmiş. Yola çıkan Pekbilir Kurbağa Kral'ın ülkesini aramak üzere ormana gitmiş. Pekbilir ormanda günlerce yol aldıktan sonra. Kurbağa Kral'ın ülkesini bulur. Prens Piskokar'ın kaldığı küçük saraya gider.

Orada Prens Piskokar ile tanışır ve onu kendisi ile gelmeye ikna etmek için epey uğraşır. Onca gayreti ile ayağa kalkan Piskokar ayağa kalkar ama kralın kızının kendisini isteyip istemeyeceğini bilemez. Yine de kurbağa kral ile vedalaşan Piskokar Pekbilir ile yola düşer. Giderler giderler giderler, arpa boyu yol giderler. Uzun lafın kısası çalalım Aydın havası oradan buradan derken gelirler Nurbala'nın ülkesine.

Önce hamama giderler, Piskokar önce kokusunu ortadan kaldırmak için saatlerce yıkanır. Yıkanmayla geçmeyen kokusunu ortadan kaldırmak için bu sefer de parfümlere bulanır ve daha kötü kokar. Yemeğe gitmek üzere saraya doğru giderler. Daha yemek salonuna geçmeden Piskokar'ın kokusu önden gider. Kokuyu alan Nurbanu apar topar kaçar. Kral da yemeği iptal eder. Yardımcısı Pekbilir'i huzuruna çağırır ve sorar bu koku nasıl geçecek diye. 

-Efendim buna büyü yapmışlar ondan öyle kokuyormuş. O da kendisiyle evlenecek birisini ulursa büyü bozulacak o da kokudan kurtulacakmış. Kral baba bunu kızı Nurbanu'ya anlatır. Nurbanu da tamam der ben onu çaresini bulurum. 

Burnuna viksli pamuklar sokar böylelikle kokuyu alamaz. Piskokar ile yemekte buluşup tanışırlar, büyük bir düğün yapılır yalnız bu düğün pek kimse çağırılmaz. Piskokar'ın babası kurbağa kral, Nurbanu'nun babası kral böylece düğün tamamlanır. Herkes gider, piskokar ile Nurbanu kendileri için yapılan saraya geçerler. Nurbanu pamuklardan sıkılmıştır ama biraz daha sabreder. Gece saat 12 de sarayın saatinin büyük gongu çaldığı zaman kaldıkları odada bir ışık belirir ışığın içerisinden bir iyilik perisi çıkar. Önce sihirli değneği ile Nurbanu'ya dokunur nurbanu iyileşir.

Sonrasında prens piskokar'a sopasını değdirir. O anda beklenmedik bir şey olur. Piskokar'ın kurbağa postu parçalanır içinden çok yakışıklı ve kokmayan bir pres çıkar. Ömür boyu mutlu yaşarlar. Birbirlerine sarılırlar bu masalımız da böylece mutlu sonla biter.