C. Yakup ŞİMŞEK

Eğitimci, redaktör

C.Yakup_Simsek@hotmail.com

Sâdeleştikçe Düşen Dil

Türkiye'de hiçbir değişiklik kimseyi şaşırtmıyor.
Türkçedeki değişiklik de...
Meselâ seksen, doksan, yüz sene önceki Türkçenin neden bugün "anlaşılmaz" hâle geldiği...
Önce "anlaşılmaz" hâle getirilen Türkçenin bugün niçin "anlaşılması"nın istendiği...
Türkçenin bu "anlaşılma" ihtiyâcının yarattığı "kendi dilinden kendi diline tercüme" meselesinde esas ve kıstasların neler olacağı...
"Türkçeden Türkçeye tercüme" sırasında görülen garâbetler içinde "Türkçeden öz Türkçeye tercüme"nin de bulunduğu...

***

Başlı başına bir kitap dolduracak kadar geniş ve derin bir mesele.
Bu meselenin en çarpık taraflarından biri de asıl metinde geçen kelimelerin yanlış "tercüme" edilmesidir.
Türkçede "1. Yönelmek. 2. Rastgelmek, isâbet etmek, musâdif olmak, karşılaşmak. 3. Nâil olmak, mazhar olmak, erişmek. 4. Delâlet etmek, uygun gelmek" mânâlarına gelen "düş olmak (tüş olmak, tuş olmak)" sözü -resimde görüldüğü gibi- yanlış çevrilmiş ve "düşlemek" kelimesiyle karşılanmıştır.

***

Günümüz Türkçesine çevrilmiş kitaplarla bunların asıl nüshaları arasında yaptığım kıyaslarda yukarıdakine benzer yüzlerce -belki binlerce- misal gördüm.

***

Şu "sâdeleştirilmiş" kitapları okurken her türlü yanlış okuma, yanlış anlama, yanlış "tercüme" ile yüz yüze gelmeniz mümkün.
Yok ille de "Kitapların yalnızca orijinallerini okurum ben!" diye inat ederseniz o zaman neredeyse ikinci bir Türkçe öğrenmek zorunda kalacaksınız.
"Devletli" dilciler vs. bu hakîkati ne gün görecek, başlarını kumdan ne zaman çıkaracak?