Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar

ocetinoglu1@gmail.com

Tasarruflu Yaşamak

Tasarruf; genel anlamıyla yarınlarımız için gerekli olan ve elimizde mevcut bulunan kaynakların idâreli kullanılmasıdır. Bir başka ifâdeyle; Kullanımımız altında bulunan kaynakların yarınlarda gerekli olacak kısmının bu günden tüketilmemesidir. Bu prensiple hareket etmek; Tasarruflu Yaşamak’tır.

Elimizde bulunan her şey imtihan vesilesi birer emânettir. Âyetlerde ve Hadis-i Şeriflerde bunların, cimriliğe kaçmadan ölçülü bir şekilde kullanılması emredilmiştir.

İsraf, lüks ve gösteriş gibi aşırı tüketim; maddî ve manevî birçok sıkıntıyı da doğurur. Cimriliğe kaçmayan ölçülü bir tasarruf insanların gününü ve geleceğini rahat yaşaması için mükemmel bir imkândır.

En kolay kazanç, tasarruf yoluyla elde edilir.

 ‘Tasarruf’ tutumlu olmaktır.

Hemen belirtilmeli ki; tutumlu olmakta aşırıya gitmek, cimriliktir. Dinimiz, cimri olmaktan sakınmamızı da emretmiştir.

Cimrilik; ‘Harcanması veya kullanılması gerekli olandan daha az miktarını kullanıp geride kalanı biriktirmek.’tir.

Tasarruf prensiplerine uygun olmayan hareketler ‘israf’ kelimesiyle ifâde edilir.

‘İsraf’; Zamanı ve ekonomi açısından değeri olan ihtiyaç maddelerini, gereğinden fazla kullanmak, maksadına uygun olarak kullanmamak’tır. Halk arasında bir tâbir vardır: ‘Azı yeterli olanın çoğunu kullanmak israftır.’

Tevhid inancından sapmak, Allah (cc) hakkında ve diğer dinî konularda gerçekle ilgisi bulunmayan iddialar ileri sürmek de israftır. 

İsraf, Kur’an-ı Kerim’in yasakladığı kötü hareketlerden biridir. Çünkü israf sosyal dengeyi alt üst eden manevî bir hastalıktır. İsraf, sefahati artırarak, geçimsizlik doğurur ve aile düzenini bozar. Aile düzeninin bozulması, toplum düzeninin bozulması ile sonuçlanır.

İsraf, Kur’an’da çok kullanılan kavramlardan biridir. Bu kavram, değişik kipler halinde 23 yerde geçmektedir.

Â'raf Suresi 31. Âyetini bütün müminler bilirler: ‘Yiyiniz içiniz fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah, israf edenleri sevmez.’

Günlük hayatımızda en fazla israf ettiğimiz değerler; zaman, söz, su, ekmek ve elektriktir.

Bir de ‘insan israfı’ kavramı vardır. Allah (cc) Hazretlerine ibâdet için yaratılmış insanın, Allah’ın emirlerine itaat etmemesi, ‘insanın kendi kendini israf etmesi’ olarak kabul ediliyor.

İnsan israfının bir başka şekli ise, insana gerekli değerin verilmemesi, insanın en iyi verimi verecek şekilde kullanılmamasıdır. Jumbo jet uçağı pilotunun kamyon şoförü olarak çalıştırılması veya elektronik âlet tâmircisine, park ve bahçe bakımı görevinin verilmesi gibi… Savaşın kazanıldığının anlaşılmasından sonra düşman askerinin öldürülmesine devam edilmesi, suçsuz insanların cezalandırılması da insan israfıdır.

Günlük hayatta en çok israf edilen değerlerin başında zaman ve söz geliyor. Bize hiçbir faydası olamayan televizyon dizilerini seyrederken, havadan sudan konuşurken zaman ve söz israfı yapıyoruz.

Peygamberimiz (sav) Efendimiz buyuruyor ki: ‘Beş şey gelmeden beş şeyin kıymetini biliniz: Birincisi: İhtiyarlamadan gençliğin, ikincisi: hastalanmadan sağlığın, üçüncüsü: fakirleşmeden zenginliğin, dördüncüsü: işler çoğalmadan boş vaktin, beşincisi ölüm gelmeden hayatın kıymetini biliniz.’ 

Zamanın kıymetini bilen insanlar, ister iki kişi olsunlar ister daha kalabalık bir grup… Ya muhatabına faydalı olmak için konuşmalılar veya bir şeyler öğrenmek için dinlemeliler. Laf torbasını doldurmaya çalışmak zaman ve söz israfıdır. Çünkü laf torbalarının dibi yoktur. Torbanın içerisine ne kadar laf konulursa konulsun… torba dolmaz. İç hep boştur, boş kalmaya mahkûmdur.   

Su israfı, yakın bir gelecekte, büyük sıkıntılarla karşılaşmamıza sebebiyet verecektir.

20. yüzyılda dünya nüfusu, 19. yıla oranla 3 kat arttı. Su kullanım oranındaki artış ise 6 kattır.

Yapılan hesaplamalara göre ülkemizde 2030 yılından itibâren su sıkıntısı çekilmeye başlayacak, 2050 yılından sonra ise su darlığı tehlikeli boyutlara ulaşacaktır. Bunun sebebi, suyun israf edilmesidir.

Su sıkıntısının oluşmasına sebebiyet veren bir başka etken de; denizler, göller ve akarsular gibi su kaynaklarının kirletilmesidir.

Susuzluk, insanoğlunun karşılaşabileceği çok önemli bir tehlikedir. Çünkü insana lâzım olan her şey, sun’i / yapay yollardan elde edilebiliyor da; su ihtiyacı, ancak mevcut kaynaklardan sağlanabiliyor. 

Değeri para ile ölçülebilen maddeler içerisinde en çok israf ettiğimiz bir başka nesne, ekmektir. Türk insanı ekmeği seviyor ve bolca yiyor. Yediğinin dörtte birini de israf ediyor. Ülkemizde bir yılda ekmeğe ödenen paranın on milyar dolar olduğu belirtiliyor. İki buçuk milyar dolarlık ekmek israf ediliyor. Ekmek israfına yol açan en büyük etken, ihtiyaçtan fazla satın alınması ve bayatlayan ekmeğin nasıl kullanılacağının bilinmemesi veya bilinen yöntemlerin uygulanmamasıdır.

Günlük hayatımızda elektrik israfı da önemli bir yer işgal ediyor.

Ülkemizde üretilen elektriğin; üretim yerinden tüketim yerine ulaşmasında ve açık unutulan lambalar ile aşırı ve gereksiz aydınlatmalar sebebiyle yarısının israf edildiği biliniyor. Evlerdeki elektrik israfını önlemek için yerine göre sensörlü ve tasarruflu ampuller kullanılır ve de her elektrik düğmesinin üzerine; ‘Lüzumsuz ise söndürünüz’ uyarı levhaları konulabilir.

 Yapılan araştırmalardan anlaşıldığına göre insanlarımızın gelir seviyesi arttıkça; elektrik, yiyecek-içecek ve giyecek israfı artıyor.

Diğer israf olaylarından bâzılarını şöylece sıralamak mümkündür:

*İş ve beyin gücü kayıpları,

*Tarımda yeni teknolojiler kullanılmaması,

*Erozyon sebebiyle toprak kayıpları,

*Ekonomiye kazandırılabilecek atıkların heba edilmesi… ve diğerleri.

Tüketime dayalı kalkınma modeline öncelik veren ekonomistler vardır. Bu model, ancak kalkınmasını tamamlamış, sanayileşmiş ve kişi başına millî geliri 20.000 doların üzerine çıkmış ülkelerde başarılı olur. Türkiye için yanlış ve zararlıdır.

Tasarrufun katili, kredi kartlarıdır. İnsanlarımızın çoğu, kredi kartı kullanmasını bilmiyor. Kredi kartları insanı israfa yönlendiriyor.

Karnı aç olan insan markete gittiğinde mutlaka ihtiyacından fazla yiyecek maddesi alıyor. Hatta ihtiyacı olmayan yiyecek maddelerini de alıyor. Sonra o alınanlar çöpe atılıyor.

Alışverişe gidilirken alınması gereken malzemelerin mutlaka listesi yapılmalı. Listede olmayan malzeme alınmamalı.

Tasarruf konusunda çok yanlış, külliyen ve temelden yanlış olan, buna rağmen çok da yaygın olan bir kanaat var: Bâzı insanlar’ ‘Kaç para gelirim var ki tasarruf edeyim. İhtiyaçlarımı bile karşılayamıyorum ki…’ Diyorlar.

Ekonomi; ‘Sınırlı olan tatmin vâsıtaları ile sınırsız olan ihtiyaçları karşılamak için en mükemmel dengenin kurulmasını sağlayan ilim dalı.’dır.

Para ve satın alma gücü olan ödeme vâsıtaları her ülke için, her millet, her insan için sınırlı, ihtiyaçlar ise sonsuzdur. Sonsuz olan ihtiyaçlar; zarurî, kültürel ve lüks olarak üç gruba ayrılır, ikincisinde mümkün olan kısıtlamalar yapılır, üçüncü gruptakilerden tamamen vazgeçilirse, tasarruf imkânı bulunur. Düstur şudur: ‘Tasarruf, gelirden değil, giderden yapılır.’

İsraf, kötü bir alışkanlıktır. Yüce dinimiz de israfı yasaklıyor. Buna rağmen, bir kısım insanlar ve onlarla birlikte az sayıda olsa bile inançlı insanlar da kendilerini israftan men edemiyorlar. Bunun sebebi; alışkanlıklarımız ve nefs terbiyesindeki yetersizliklerdir.

Ne yazık ki tasarruf etmenin üstün bir meziyet olarak kabul edildiği dönemleri gerilerde bıraktık. Bâzı çevrelerde ise tasarruf alışkanlığı olan insanlar, çok acıdır ki, ‘cimri’ olmakla suçlanıyor, ayıplanıyor.

İsraf ile cimrilik arasındaki dengeyi iyi kurabilirsek ayıplayanlar da ayıplananlar da olmayacaktır.