C. Yakup ŞİMŞEK

Eğitimci, redaktör

C.Yakup_Simsek@hotmail.com

Annesinin Dilini Bilmeyen Nesil - 1

TDK Reîsi Prof. Dr. Mustafa S. KAÇALİN öyle diyor:

“Târîhinden uzak, kendi târîhini okuyamayan, kendi annesinin Türkçesini konuşamayan bir nesil var... ”

Şimdi siz, “E, Türkiye'de yaşayıp da bunu bilmeyen mi var? Mısır'daki sağır sultan bile duydu... ” diyeceksiniz, biliyorum. Gerçekten de KAÇALİN’in sözü “mâlûmu îlâm”dan başka bir şey değil.

Nitekim 1930'lardan beri Türkiye'de her neslin Türkçesi bir önceki neslin Türkçesinden farklı...

Cemil Meriç’in dediği gibi, bu ülkede “Dil, Penelop'un örgüsü, yirmi dört saatte bir sökülüp örülüyor...

Peki, Türkçedeki bu sökülmenin ve dökülmenin hareket üssü neresi?

Cevap: TDK...

***

Kanal A televizyonunda katıldığı “2’den 4’e” programında TDK Reîsi, “kelime ikaamesi”ne de îtirâz etmiş:
Hayat kelimesini kim anlamıyordu da yaşam oldu.”

Bu tesbitleri bir TDK'lıdan, hele onun başındaki kişiden duymak, insanı şaşırtıyor. Çünkü TDK, kendi sebeb olduğu bir vaziyeti ikrâr ediyor:

Türkçe, devletin tâlîmâtı ve TDK’nın tatbîkaatı ile bu hâle gelmedi mi? 

Binlerce kelimenin bir plan dâhilinde önce resmî metinlerden, sonra da günlük konuşma dilinden kaldırılması kimin mârifeti?

1935’ten îtibâren binlerce kelimeye “Osmanlıca” yaftası vuranlar; yerlerine sürü sürü, turfa kelimeler uyduranlar kimlerdi?

Yüzlerce kelimeye yeni ve sun’î mânâlar yüklemeye cür’et, gayret ve nezâret eden hangi ekipti?

Binlerce kelimeyi sömüren, yuvasından alıp yokuşa süren, açmaza düşüren fâilin ismi ne?

Cevap: TDK...

***

KAÇALİN'in îtiraz cümlesini yalnızca "hayat-yaşam" için değil bunlar gibi yüzlerce kelime hakkında da kurabiliriz (TDK Reîsi’nin, dil ve noktalama bakımından kusurlu olan ifâdesini de düzeltmiş olalım):

 İlim kelimesini kim anlamıyordu da bilim yaptık?”

 “Şart  kelimesini kim anlamıyordu da koşul yaptık?”

 “Cevap kelimesini kim anlamıyordu da yanıt yaptık?”

 “Mektep kelimesini kim anlamıyordu da okul yaptık?”

 “Mesele kelimesini kim anlamıyordu da sorun yaptık?”

 “Terbiye kelimesini kim anlamıyordu da eğitim yaptık?”

Evet, daha neler yaptık neler...

Bin yıllık geçmişin böyle binlerce kelimesini “Osmanlıca artığı, yabancı” diye raporlayan, resmen horlayan, intihâra zorlayan ve mezara yuvarlayan kim?

Cevap: TDK...

***

KAÇALİN'in verdiği hüküm takdîre şâyân; fakat yetmez.
“Annesinin dilini konuşamayan” demek “ana dilini konuşamayan” demektir.
Târîhinden uzak, kendi târîhini okuyamayan, kendi annesinin Türkçesini konuşamayan bir nesil var”sa bunda TDK'nın rolü de îtiraf ve îlân edilmeli. Daha sonra da “zararların telâfîsi” başlatılmalı.
Aksi hâlde KAÇALİN'in sözü bir “lâfügüzâf” olmaktan ibâret kalır; Türkçe daha çok yaralar alır, ana dilinin câhili nesiller çoğalır...