Eylül enflasyonu düşerken Borsa yatay kapattı; fon tasfiyeleri başladı, yabancı tahvil satışı ve brüt rezervlerdeki düşüş sürdü.
| Gösterge | Kapanış | Haftalık Değişim |
| USD/TRY | 49,27 | %0,29 |
| Ons Altın ($) | 4.195 | %1,26 |
| Gram Altın (₺) | 6.643 | %1,53 |
| BIST 100 | 12.265,98 | -%0,03 |
Bu hafta gündemin merkezinde eylül enflasyonu vardı. Manşet rakam beklentilerin altında kalırken, alt kalemler iyileşmenin henüz aynı netlikte yaşanmadığını gösterdi. Borsa İstanbul haftayı yatay kapatsa da hafta içindeki dalgalanma yüksekti. Fon tasfiyesinde ise geçen haftalarda yazdığımız sürecin ilk somut sonuçları görüldü.
Kurlarda dar bantta ve ayrışmalı bir seyir sürdü. USD/TRY haftayı yüzde 0,29 artışla 49,27'den tamamlarken, EUR/TRY yüzde 0,24 gerileyerek 55,19'a indi; euronun dolar karşısında zayıflamayı sürdürmesiyle EUR/USD paritesi yüzde 0,49 düşüşle 1,12 civarında kapandı. Geçen haftaki satış baskısının ardından değerli metallerde alıcılı bir tablo vardı: ons altın yüzde 1,26 artışla 4.195 dolara, gram altın yüzde 1,53 artışla 6.643 TL'ye çıktı; gümüş ise yüzde 0,74 ile sınırlı bir kazançla 60,82 dolardan kapandı. Brent petrol yüzde 1,25 yükselişle 107,28 dolara ulaşarak yukarı yönlü seyrini korudu.
Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi hafta içinde 12.038,79 ile 12.528,60 arasında dalgalandı, haftayı yüzde 0,03 düşüşle 12.265,98 puandan tamamladı. Bankacılık endeksi yüzde 1,48, madencilik endeksi yüzde 2,96 yükselirken, BIST 30 yüzde 0,40, teknoloji endeksi yüzde 3,45, BIST 100 dışındaki şirketleri izleyen endeks ise yüzde 4,43 değer kaybetti. BİST Katılım 100 endeksi yüzde 0,22 artışla 14.411,23 puana çıktı. Karşılaştırılabilir 627 hissenin 278'i yükselirken 334'ü geriledi; medyan getiri yüzde 0,43 eksis, ortalama getiri ise yüzde 0,70 artı oldu. Yani endeks yatay görünse de hisselerin çoğunluğu aslında kaybetti. Hafta, enflasyon verisinin ardından pazartesi günü yüzde 1,42'lik yükselişle 12.444 puana çıkarak güçlü başladı; takip eden iki seansta kâr satışlarıyla yüzde 0,56 ve yüzde 2,03 geriledi, perşembe günü ise yüzde 0,75 artışla 12.213 puandan tamamlandı. Dört seansın tamamında endeksten para çıkışı sürdü; çıkışlar sırasıyla 300 milyon TL, 1,7 milyar TL, 2,3 milyar TL ve 922 milyon TL oldu. Ülke risk primi 244 puana kadar geriledikten sonra 249 puanda dengelendi; TLREF yüzde 36,80 ile 36,88 bandında seyretti.
Veri tarafında eylül enflasyonu öne çıktı. TÜFE aylık yüzde 1,84 artarken, yıllık enflasyon yüzde 29,73'e geriledi. Ancak çekirdek göstergedeki aylık yüzde 2,01'lik ve üretici fiyatlarındaki yüzde 2,07'lik artış, ana eğilimdeki yavaşlamanın manşet kadar belirgin olmadığını gösterdi. 22 Ekim'deki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin yüzde 37 düzeyinde korunacağı beklentisi öne çıkıyor; haftalık repo ihalelerine dönüşün fonlama maliyetini 300 baz puan düşürerek fiili bir gevşeme sağladığı değerlendiriliyor. Ağustosta sanayi üretimi aylık yüzde 1, yıllık yüzde 1,9 gerileyerek yıllık düşüşünü dördüncü aya taşıdı; inşaat maliyet endeksi ise aylık yüzde 2,04, yıllık yüzde 29,59 arttı.
Fon tarafında tasfiye sürecinde ilk ödemeler yapıldı. Tasfiye işlemleri kendilerine bırakılan üç portföy yönetim şirketi bünyesindeki 17 fonun tasfiyesi tamamlandı ve yaklaşık 43 bin yatırımcının parası bankalara aktarıldı. Para piyasası fonları stoku 44,6 milyar TL azalarak 1,62 trilyon TL'ye indi; 11 Eylül'den bu yana toplam küçülme 512 milyar TL'yi aştı ve çıkan tutarın önemli bölümü mevduata yöneldi. Yurt dışı yerleşikler aynı hafta 189,9 milyon dolarlık hisse senedi ve yaklaşık 498 milyon dolarlık tahvil sattı; tahvil çıkışı üst üste üçüncü haftaya taşınarak 1 milyar doları geçti. Brüt rezervler 3,8 milyar dolar azalarak 167,4 milyar dolara, swap hariç net rezervler ise 37,9 milyar dolara geriledi.
Asıl mesele, bu haftanın iyi haberi ile arka plandaki baskının aynı anda var olması. Yıllık enflasyon yüzde 29,73'e inerek yeni bir düşüş kaydetti ve fonlardaki ilk ödemeler yatırımcı açısından somut bir rahatlama sağladı. Buna karşılık çekirdek enflasyon ve üretici fiyatları, düşüşün hızının manşetteki kadar güçlü olmadığını gösteriyor; sanayi üretimi dört aydır yıllık bazda geriliyor. Parasal koşullar fonlama maliyeti üzerinden fiilen gevşerken, yurt dışı yerleşiklerin üç haftadır tahvil satması ve brüt rezervlerdeki gerileme, bu gevşemeye yabancı yatırımcı cephesinden temkinli bir karşılık geldiğini düşündürüyor. Borsada ise endeksin yatay kapanışı, hisselerin çoğunluğunun kaybettiği bir tabloyu gizliyor. Yani manşet rakamlar iyileşirken, altındaki dengeler henüz oturmuş değil.
Önümüzdeki dönemde bakılacak başlıklar belli: 22 Ekim'deki PPK toplantısı öncesinde fonlama koşullarına ve çekirdek enflasyona dair mesajlar, yabancı tahvil çıkışının hız kesip kesmeyeceği, rezervlerdeki gerilemenin yön değiştirip değiştirmediği ve tasfiye kapsamındaki diğer fonlarda ödeme takviminin netleşmesi. Para piyasası fonlarından mevduata kaymanın sürüp sürmediği de yatırımcı tercihlerinin yönünü anlamak açısından yakından izlenmeli.