Milyonlar harcanan Taşhan kilitli, tarihi çeşmeler susuz! Samsun'daki kültürel tahribat, dil yozlaşması ve kurumsal duyarsızlık gözler önüne seriliyor.
Mülâkat: RAMAZAN ÇAĞLAR
Sâdece Samsun’umuz hakkında değil; senelerden beri, Türkiye’nin farklı şehirlerinde meydana gelen/getirilen kültürel tahribatlar hakkında uyarıcı ve yol gösterici fikirler öne süren E. Öğretim Görevlisi-Şâir ve Yazar M. Halistin Kukul’la “KÜLTÜREL MİRASLARIMIZ” konulu bir sohbet gerçekleştirdik.
Kukul; üzüntülerini ifade ederek: “Büyük çapta kültürel tahribat yaşıyoruz” dedi.
ÇAĞLAR-Sayın Hocam, kültür, sanat, edebiyat ve tabiî ki, dil/Türkçe hakkında yıllardır yazıyorsunuz. Elbette ki, sâdece Samsun’umuz için değil; bütün Türkiye sathındaki aksaklıkları da dile getiriyor, çözüm için çareler arıyor ve sunuyorsunuz.
İlk sorum şu: Son zamanlarda, “Kurtuluş Yolu” yerine (Millî Mücâdele Yolu) veya (Millî Mücâdele Güzergâhı) gibi terkipler konmak isteniyor. Söz, sizin!..
KUKUL-Önce, böyle bir mülâkatı düşündüğünüz için size teşekkür ederim. Nereden başlamak lâzım bilemiyorum…Bir şehrin ana yahut temel dokusunu bozarsanız, yapılan devâsa binalar, yollar veya süslü vitrinler bir işe yaramaz.
‘Ana doku’ nedir? O şehri şehir yapan tarihî eserleridir. Çeşmesi, hanı, hamamı, câmisi, kütüphânesi, sohbet mekânları, kilisesi, köprüsü, köşkü, sarayı vesaire, hepsi bunun içindedir. Şehir içinde kullanılan dükkân isimlerinden coğrafî isimlere kadar, her şey bir bütünlük içinde, o şehrin ‘hâfızası’nı teşkil eder.
‘Kurtuluş Yolu’nu ilk defa ben teklif ettim. 20-22 Haziran 2008 tarihleri arasında Samsun’da tertip edilen Uluslararası Samsun Şiir Günleri, Cumhuriyet Meydanı’ndan denize uzanan yolda/sokakta yapılmıştı. Ben de, katılmıştım.
Bu yola “Protokol Yolu” demişlerdi. Bunun üzerine, bâzı şifahi teşebbüslerde bulundum; tabiî ki, söz uçtu, geldi geçti!.. Bizde, bu işler, hep böyledir.
İlk olarak; 17 Eylül 2008 tarihli Yenises Gazetesi’nin 1. sayfasında, Mümin Argun’un benimle yaptığı mülakatta, buranın ‘Kurtuluş Yolu’ olması gerektiğini ifade ettim. Bilâhare de, 01 Şubat 2009 tarihli Halk Gazetesi’nin 12. Sayfasında, “Kurtuluş Yolu” başlıklı yazımla bunu tekrarladım.
Bizim için; (Kurtuluş) kelimesi ile, (millî mücâdele) ifadesini karşı karşıya getirmekte hiçbir mâna yoktur.
Bizim gözümüzde, hâfızamızda ve gönlümüzde ikisi de aynı şeyi terennüm etmekte / ettirmektedir. Tartışılması bile vakit kaybıdır, hoş değildir!
ÇAĞLAR-Yukarda, dükkân isimlerinden, hanlardan, hamamlarından söz ettiğiniz. Bunu biraz daha açar mısınız?
KUKUL- Aziz Dostum; bu memleket Türkiye’dir ve müşterek dili –Anayasa hükmünce- Türkçe’dir. Öyleyse; her şeyde, her yerde ve her zaman, ona sahip çıkmamız gerekir. Sâdece dükkân veya mağaza isimlerinde değil; evvelce de dile getirdim, t(ı)ramvay duraklarında, hâlâ “istasyon” kelimesi geçiyor. Yâni; ‘durak’ mı demeliyiz yoksa “istasyon” mu? Ne yazık ki, Türkçe durak isimleri yanında, bir de Amerikanca/İngilizce söylenmeye başlandı.
Düşününüz, bir memlekete gelecek olan turist/seyyah/gezgin, her kim ise, ve nereden geliyorsa, gittiği yerin dilini öğrenmeye çalışır, çalışmalıdır, değil mi? Doğrusu da, budur!..
Peki; bizim duraklarda İngilizce neyin nesidir?!.
Şimdi, sen-ben-o, Almanya’ya, F(ı)ransa’ya gitmek istesek, adamlar, bizim için t(ı)ramvaylarına Türkçe isim mi koyar?
Tabiî ki, bizim, bir de, durup dururken ‘ürettiğimiz’ Amazonlu, Amisoslu ifadeler var…Bu da apayrı bir çelişki…Dünyada olmayan bir tepeye, biz, (Amisos Tepesi), olmayan bir adaya, kanala, köye (Amazon adası, kanalı, köyü) dedik. Tabiî ki, ben, demedim. Amazon heykelinden başladılar, milyonlarca para harcayarak bu milletin parasını bizim olmayan ‘kültür’ için sarfettiler. Yazık, günah değil mi?
ÇAĞLAR- Peki, han dediniz, çeşme ve köprü dediniz..Bunlar hakkında ne söylemek istersiniz?
KUKUL-Çok şey….Bugüne kadar söyledim, soruyorsunuz, şimdi de söyleyeyim…Dehşetli hüzün verici işler…Önce, han’dan başlayayım..Han, mâlûm, bir Çakallı Han var, Kavak ilçesi Çakallı Mahallesi mevkisinde; bir de Saathâne Meydanı’ndaki TAŞHAN var!..
Sözünü edeceğimiz Saathâne Meydanı’ndaki TAŞHAN’dır. Bu han hakkında, kısa bir süre önce sizinle yine konuşmuştuk. Buranın tâmiri için “altı milyon Türk Lirası” harcanmış. Düşününüz, bir servet!..Altı milyon, bu!..Bu parayla neler yapılmaz!..
İnanır mısınız, şu anda, kapısında kilit var, faaliyette değil. Daha önce de söylemiştim; burayı kim işletirse işletsin, Devlet veya Devlet’in kortrolünde biri işletsin.
Taşhan, eskiden Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı idi. Şimdiki mes’ulü kimdir bilemiyorum. Ancak, bunca para harcanmış hattâ ana dokusu bozularak (asansör) bile yapılmış böyle bir mekânın kapısının kilitli olması neyle açıklanabilir?!
Evvelki gün, orayı tekrar ziyaret ettim. Fotoğraflarını çektim. Yâni yayınladığımız fotoğraflar 01 Ekim 2026 tarihlidir. Bunlara sahip çıkılmadan hizmet ediyoruz denilemez!..
ÇAĞLAR- Peki, çeşme dediniz,sözünü ettiğiniz bu tarihî çeşme nerededir?
KUKUL-Bu çeşme, nerededir? Söylerken bile sıkıntıya giriyorum…Elbette ki, Samsun’da!..İçler acısı bir vaziyet!..Yeni bir müze yapıldı, biliyorsunuz. Eski S(ı)tadyum’un yanında…Bu çeşme de, onun yanında…Aynı gün yâni 01 Ekim Perşembe günü onun da fotoğraflarını çektim…
1509’larda vakfedilen ve asansörle bütün dokusu altüst edilen Taşhan’a ve bir de, bu çeşmenin hâline bakınız…İçler acısı!..Künyesinde şöyle yazıyor:
“Târihî Alemdarzâde Çeşmesi….1892-2023”
Peki; “Ne olmuş?” diye, bir daha sormayacak mısınız?
Sormuş olun, ben de cevap vereyim: Bu çeşmenin dört cephesinde de musluk yok..Tek damla su akmıyor, iyi mi!…
ÇAĞLAR-Pek Hocam, bunca masrafa rağmen, târihî değerlerimizi, sizin tabirinizle “hâfızamızı veya ana dokuyu nasıl koruyacağız?”
KUKUL- Koruyamıyoruz…Bu zihniyetle korumamız da mümkün değildir!..Kendi sokağını, caddesini, mahallesini koruyamayanın vatanını ve milletini koruduğundan bahsetmesini ‘riyâ’ kabul ederim…
Ben, size bir soru tevcih edeyim ve beraberce düşünelim:
Siz, bugüne kadar, Samsunlu vatandaşları bir yana bırakalım; Samsun’daki, sivil toplum kuruluşu denilen dernek, ocak, vakıf veya birliklerden bu konularda bir tek söz duydunuz mu?
Herhangi bir siyasi parti yetkilisinden; şu veya bu tarzda bir uyarıcı kelime duydunuz mu?
Peki siz; ünversite camiasından bir telkin, tavsiye veya ikaz işittiniz mi?
Peki siz; bu sahayı bünyesinde bulunduran, adında “kültür” bulunan “müdürlüklerden” bir nasihat işittiniz mi?
Yok değil mi? İşte, size, “Kültür şehri Samsun!”
Farketmez, hemen hemen, bütün şehirlerimiz aynıdır!..
İstişâreyi bilmiyoruz!
Fikre saygıyı unuttuk!
Kibrimiz çok arttı!..
Benbilirimcilik ve sananecilik fazlalaştı..
ÇAĞLAR-Anlaşılan işimiz çok zor, Hocam!.Teşekkür ederim!..
KUKUL- Sağolun!..Allah, râzı olsun!.Ben de, teşekkür ederim!...