Kader ölçü ve ilahi takdirdir; kulun plan ve emeği ise kendi fiilidir. İnsan çalışıp teşebbüs etmeli, sonucu Allah’a bırakmalıdır; amel kader değildir.
Kader sözlükte: Ölçmek, kıyaslamak, yönetmek, düzenlemek ve ölçü demektir. Aynı kökten gelen takdir kavramı da: belirlemek, planlamak gibi anlamlar ifade eder. Bir şeyi başka bir şeyin miktarınca yapmaya takdir denilir. Ömür, zaman, saat, gün, ay ve yılları takdir eden yüce Allah’tır.
İnsanın kendisi de ilahî bir kaderdir. Fakat yaptıkları şeyler amel olup kader değildir. Kur’an’da kader vardır, kaderi inkar eden dinden çıkmış olur. Fakat şunu unutmamak gerekir ki kader ile kadere iman aynı şeyler değildir.
Kaderi bir misal ile de anlatabiliriz. Allah Kur’an’da “İşler hakkında insanlara danış. Fakat karar verince Allah’a tevekkül et.” buyurmuştur. Bu âyetin birinci cümlesi kula hitap ediyor. Bir iş yapmak isteyince düşün, başkalarının düşüncesine müracaat et, araştır, planla demektir. Bunu yapmak ise kader değildir. Allah bu görevi kula vermiştir, kendi kaderine karıştırılmamalıdır.
İkinci cümle ise Allah’ın kaderini bize gösteriyor. Kul gücünün yettiği kadarını yapacak, yetmediğini Allah’a bırakacak. Burada Allah’ın alanı olan kaderle, kulun alanı olan teşebbüsü birbirine karıştırmamak gerekir. Ziraat, sanat ve ticaret de böyledir. Kulun yapacakları ile Allah’ın vereceğini birbirine karıştırmamak gerekir. Kul toprağı eker, biçer, tacir pazar araştırmasını yapar, sermayeyi bulur, işyerini uygun yerde açar, kazanmayı ve ürünü vermeyi Allah’ın takdirine bırakır. Bu alan Allah’a ait olup kul buna karışamaz. Kader işte bu noktada başlar.
Babadan kalma ziraat ve sanatla ilgili meslekler de aslında kader değildir. Başka yollar ve meslekler izleyenlerin kazançları değişiyor. Bu insanın kafasına bağlı bir olgu olup kader değildir. Kafa değişince gelir de kazanç da değişiyor. Fakat babadan kalma mesleklere kader diye iman edenler değişmiyor. Kadere iman ile kader işte burada ortaya çıkıyor.
Konunun daha iyi anlaşılması için başka bir örnek de verebiliriz. Tarihten gelme bir gelenek olmak üzere, Yahudiler genellikle tüccar Müslümanlar memur ya da çiftçi oluyorlar. Şayet bu durum kader olsaydı Müslümanların da ticarette ilerlemeleri gerekirdi. İşte bu ilerlemek kader değil, kulun yaptığıdır.
Çalışan kazanıyor. Bunun için kulun teşebbüs etmesi gerekir. Teşebbüs Allah’ın işi değil, kulun fiilidir. Kulun teşebbüsüne kader diye inanmak doğru değildir.