Oğuz ÇETİNOĞLU

Ekonomist, Araştırmacı-Yazar

ocetinoglu1@gmail.com

Irak'lı Türklerin Ak ve Kara Günleri

 

(BİRİNCİ BÖLÜM)

Günümüzde Irak olarak bilinen topraklar, 642 yılında Arap'ların Basra ve Şattül-Arap bölgesine yerleşmeleriyle önem kazandı. Irak ismi, ilk defa dokuzuncu yüzyılda çizilen bölge haritasında kullanıldı.

Bu günkü Irak topraklarında yaşayan Türkler, bölgenin 1336 yıllık sâkinleridir, Türkler ilk defa, 674 yılında bölgeye geldiler. Bu geliş, şöyle oldu:

İslâm halifelerinden Emevi Hükümdarı Muaviye, İslâmiyet'i yaymak ve devletinin sınırlarını genişletmek istiyordu. Kumandanı Ubeydullah bin Ziyad'ı, 20.000 kişilik bir ordu ile o dönemde, Mavera ün-nehr olarak anılan Aşağı Türkistan'a gönderdi. Bölgede yoğunlukla Türkler yaşıyorlardı. O dönemde Türkler arasında inanç kültürü olarak Zerdüştlük (Mecusilik) ve Şamanizm yaygındı,

Ubeydullah Bin Ziyad, Buhara şehrini kuşattı ise de, Türkleri yenip şehre hâkim olamadı. Buhara Prensesi Hâtûn Han ile barış sözleşmesi imzaladı ve savaştaki kahramanlıklarına hayran kaldığı Türklerden 2.000 kişiyi yanına alarak bu günkü Basra şehrine döndü. Türkler, Basra'ya yerleştirildi. Bu 2.000 kişi, Irak'a ilk gelen Türklerdir.

İslâm Arap ordularının sonraki Türkistan seferleri dönüşlerinde de Irak'a getirilen Türkler oldu. Arap komutanlar, Türklerin savaşçı yönlerini görmüşler, ordularının Türklerden alınacak takviyelerle zaferden zafere koşacağına inanmışlardı. Türkler, yalnızca savaş alanlarındaki cengâverlikleriyle değil; çalışkan, mert, dürüst ve temiz, ayrıca komutanlarına ve devlet yöneticilerine olan sadakatleriyle de vazgeçilmez olduklarını göstermişlerdi. Düzgün bir vücut yapısına sahip olmaları dikkat çekiyordu. Arap kızlarıyla evlenip ırkî değişikliklere uğramaması ve karakterlerinin yerli kültürlerden etkilenip bozulmaması için, özel olarak inşa edilen yeni şehirlere yerleştirildi. Bu düzen, Selçukluların bölgeye gelmelerine kadar devam etti.

Irak'taki Türk varlığı, üç milyona yakın Türkmen'den oluşur.  Türkmen tâbiri, siyasî bir adlandırmadır. Onların soy ve ırkî köken itibariyle Anadolu Türklerinden hiçbir farkları yoktur. Bir kısmı, batılıların ‘Orta Asya’ dedikleri Türkistan'dan gelmiştir. Geri kalanlar da Osmanlı Devleti döneminde, Anadolu'dan bölgeye nakledilen Türklerdir.

Irak'ta Türk Hâkimiyeti                                                                                                                              

Selçuklular, 23 Mayıs 1040 tarihinde Dandanakan Savaşı'nı kazandılar. Tuğrul Bey'in 1055 yılında Bağdat'a gelişi ile Irak, fiilen Türklerin yönetimine girdi. Türkler bölgede artık nüfus itibariyle de üstünlük kurmuşlardı. Halife'nin dînî otoritesine saygı gösterdiler. İslâm'ın bayraktarlığı Selçuklular tarafından üstlenildi.

Selçukluların bölgedeki hâkimiyeti, Atabeylikleri ve Kıpçak Beylikleri de dâhil edilirse, 1258 yılına kadar devam etti. 1258 - 1344 yılları arası, İlhanlılar dönemidir. Karakoyunlulardan sonra, 1534 yılında Irak, Osmanlı Devleti'nin yönetimine geçti, Anadolu'dan pek çok Türk ailesi Irak'a yerleştirildi.

Irak, 386 yıl boyunca bir Türk Yurdu olarak tarihinin en huzurlu, güvenli ve bayındır dönemini yaşadı.

19. yüzyıla gelindiğinde Irak, kültür merkezi olarak önemli şehirleri içerisine alan bir bölge hüviyetine bürünmüştü. Bölge topraklarında petrol bulunduğunun belirlenmesiyle batılı devletlerin ilgi alanı hâline geldi,

634 yılından 1920 yılına kadar geçen zaman içerisinde Türkler Irak'ta ak günler yaşadılar. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra 11 Ekim 1920 tarihinde, İngiliz politikasının gereği olarak Irak Krallığı, tarih sahnesindeki yerini aldı. Böylece Irak Türkleri için kara günler başlamış oldu.

KATRAN KARASI GÜNLER

Türk tarihinde bazı kelimeler tek başına, hikâyesi ciltlere sığmayacak büyük zulümleri hatırlatır: Sürgün denilince Kırım, katliam denilince Kerkük akla gelir.

Irak Türklerinin talihsizlikleri 10 Mart 1917 tarihinde başlar. Bu tarihte İngilizler, Bağdat'ı işgal ettiler. 15 Ağustos 1917'de Kerkük'e girdiler. 8 Kasım 1918'de Ali İhsan Paşa komutasındaki Osmanlı Ordusu, Musul'dan çekilmek mecburiyetinde kaldı. Böylece Irak Türklerini koruyacak güçler bertaraf edilmişti. Katliamları önleyecek engeller artık yoktu.

İlk katliam 1920’de gerçekleştirildi.

Irak, İngiliz askerlerinin işgali altındaydı. Arnold Wilson, sert bir genel vali idi. Yönetimde kendilerine hiçbir görev verilmeyen Türkler, durumdan hoşnut değildi. Yönetimin Irak'a bırakılacağı söylentileri tedirginliği artırıyordu. Bu ortam içerisinde. Haziran 1920'de Rumeyse şehrinde başlayan protesto hareketleri, 4 Temmuz 1920'de genel bir ayaklanma hareketine dönüştü. Ağustos sonlarına gelindiğinde İngiliz askerî birlikleri, eğitimsiz ve silâhsız direnişçileri kontrol altına aldı. Halk, Karaçuk Dağı eteklerine sığındı. Üç ay devam eden pasif savunma sırasında çok kişi öldü. Telafer şehri bombalandı, erzak ambarları yakıldı. Teslim olan halkın pek çoğu tutuklandı. Birçoğuna işkence yapıldı, bir kısmı öldürüldü. Geri kalanlar da sürgün edildi. Türkmenler bu olayda 8.420 şehit verdiler.

Bu olay, Irak tarihine Kaça Kaç Yılı olarak geçti. Kaça Kaç Yılı, Telafer Türklerinin şanlı bir kahramanlık destanıdır. Ayaklanma sebebiyle Wilson görevden alındı.

(DEVAM EDECEK)