Tabiî ki, ‘sonuncu’ değil, ‘son” sefer!… Emperyal kafaların seferlerinin sonu gelmez!.. Onların kafasında, hâlâ Attilâ, Kürşad, Fâtih var!..
Târih böyle bir şey!.. Tatlısı da bizim, acısı da!.. Fakat…
Dinimiz İslâm, insanoğluna, -ayrımsız olarak- daima, doğruluk, iyilik ve güzellikten ayrılmamayı tavsiye eder.
İmâmı Gazâlî (1058-1111), “Kimyâ-yı Saâdet” isimli eserinde, “Kendi Nefsini Bilmek” başlığını taşıyan bölüme şöyle başlıyor:
Türkçe; baştâcım’dır!..Bir insan; başı’nı ve tâcı’nı nasıl koruması gerekiyorsa, onu, o ciddiyet, o samimiyet, o hassasiyet ve o mukaddeslikle korumalıdır!..
Başkalaşma veya değişme demiyorum. İster köy olsun ister şehir, iki temel ‘hâfıza’ya sahip olmalıdır:
DÂVÂ/1 Dâvâ..Dâvâ..Ey dâvâ! Ey dâvâ, uluğ dâvâ! Yûnus’ta “sevgi” idin, niçin oldun berhavâ?
Mezarlıklar dopdolu kul hakkı yiyenlerle; Zinâ işleyenlerle, yalan söyleyenlerle!..
Osmanlı Cihân Devleti'nin çöküş döneminden Cumhuriyet'e intikal eden ve hâlen de aşılamadıklarına kanaat getirdiğim şâir ve edîblerimiz vardır:
Târih şuûru; milletleşmesini tamamlayan cemiyetlerde, en ileri merhaledir. Yâni; ‘millet’ hâline gelmiş, bu hüviyeti kazanmış toplulukların, söz ve tavırdaki müşterekliklerinin zaman içersindeki birikimlerinin yekûnunu bu ‘şuûr” ile târif ve izah edebiliriz.
S. Ahmet Arvasî, kendisini şâir olarak kabul etmez.
Ey kardeşim, meseleni iyi bil; Dost görünüp vuranlara iyi bak! Bölücüyü, soyguncuyu, bey’i bil; Türk’e pusu kuranlara iyi bak!
ADÂLET Hukuk’un gözü kapalı; elleri yok tutulası… Ayakları yürümüyor, beyninde dünyanın pası!..
Birkaç âyet meâliyle başlayayım: “Biz, insanı, en güzel biçimde yarattık” (Tîn,4); “Biz, insanı, şan ve şeref sahibi kıldık” (İsrâ, 70);
Bu; ne kibir, tantana! (B)İt, dadanmış kervana! İpler kimin elinde;
Her köşe başında bir üniversite, kötü mü, diyenler çıkacaktır!..
Toprağın hazmedemeyeceği hiçbir şey yoktur!.. Kibir de onunla gömülür, iyilik de!.. Hepsinin ‘nâmı’ ayrıdır!.. Kibir; kibir yerinde, iyilik, iyilik irtifâsındadır!..
Eğer, “Bu dünya, daha baştan kötülüğe bulaşmıştır!” diyorsan; sen, iyi işler yap!.. Zamanı geri getiremeyeceğine göre, bu işe, kendinle başla!..
“Türkçe yazıldığı gibi okunan” ve “okunduğu gibi yazılan bir dil” olduğuna göre, başlık olarak yazdığım bu kelimeyi (K-A-T-İ-L) diye okumaktan başka çâremiz yoktur.

